Ana SayfaManşetEğer güçlü olmayı beceremezseniz…

Eğer güçlü olmayı beceremezseniz…


Arif Mostarlı


“Eğer güçlü olmayı beceremezseniz, eğer düşmanı haklarımızı vermesi için zorlamazsanız, eğer Arap sokaklarındaki her insanı harekete geçirmezseniz, haklarınızı elde edemezsiniz. Tek yol direniş ve İntifada’nın yeniden canlandırılmasıdır.”

Yaklaşık 9 ay sonra, Ramallah’taki evinde İsrail tarafından katledilecek olan Abu Ali Mustafa, 2000 yılının Ağustos ayındaki bir konferansta Filistinlilere böyle sesleniyordu. Mücadele ve direnişle geçen yaşamı sona erdirildiğinde ise Filistin topraklarının o gün kadar gördüğü çok nadir olaylardan biri gerçekleşmişti. Uzun süredir ilk kez Hamas’tan İslami Cihad’a, Filistin Komünist Partisi’nden El Fetih’e kadar bütün Filistinli örgütler tek bir bildirinin altına imza atmış, Ramallah’ta 50 binden fazla Filistinlinin katıldığı cenaze töreni uzun süre akıllarda kalacak bir gösteriye dönüşmüştü. Sık sık havaya ateş açılarak intikam sloganlarının atıldığı gösteride Filistin liderlerinin çoğu en ön safta yürüyordu.

İşgal altında bir yaşam

Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin (FHKC) Haziran 2000’deki 6. Kongresi’nde kendi isteğiyle görevden ayrılan efsanevi lider George Habbaş, “Görevimi kafa ve vicdanen rahat bırakıyorum” derken Filistin halkına güvendiği kadar, onca yıllık mücadele arkadaşı Abu Ali Mustafa’ya da güveniyordu.

O gün Genel Sekreter olarak seçilmişti Abu Ali Mustafa ama aslında çok uzun yıllara uzanan bir hikâyeydi bu.

Asıl adı Mustafa Zibri olan Abu Ali, 1938’de Jenin yakınlarındaki Arrabeh köyünde dünyaya geldi. 17 yaşındayken Ürdün’deki Arap Ulusal Hareketi’ne katıldı ve iki yıl sonra tutuklandı. 1961’de serbest bırakıldıktan sonra da politik çalışmalarına devam etti. 1967 Savaşı’ndan sonra ise, gitgide marksizme yaklaşarak Dr. George Habbaş ile birlikte FHKC’nin ilk kurucuları arasında yer aldı.

Ürdün Nehri boyunca ilk gerillaları yönetti ve FHKC’nin yeraltı örgütlenmesini oluşturmaya başladı. Artık FHKC’nin bütün askeri organizasyonundan sorumluydu ve sadece işgal topraklarında değil dünyanın birçok yerindeki uçak kaçırma eylemleri dâhil birçok silahlı etkinliği birebir yönetti. 1972’deki 3. Ulusal Kongre’de, Dr. Habbaş’ın yardımcısı olarak seçildi. 1982’deki büyük direnişten sonra Beyrut’un İsrail tarafından işgalinin ardından, bu kez FHKC merkezi büyük ölçüde Suriye’ye taşınmak zorunda kaldı; bu dönemde de Abu Ali, Suriye yönetiminin Filistin örgütlerini kontrol etme girişimlerine karşı direndi.

Bütün bu süreç boyunca, El Fetih yönetiminin uzlaşmacı politikalarına ve İsrail ile Oslo’da yapılan teslimiyet anlaşmalarına karşı çıktı.

“Yapacak işlerim var”

1999 yılının Eylül ayında, Batı Şeria’ya döndü. 2000’deki Kongre’de Genel Sekreter seçilmesi ise neredeyse doğal bir değişim gibiydi; çünkü Abu Ali Mustafa, zaten çoktandır FHKC savaşçılarının yakından tanıyıp strateji uzmanlığını benimsedikleri biriydi. Batı Şeria’daki yaşam tehlikeliydi onun için ama uyarıları dikkate almadı. “Siyonist işgal altında yaşıyoruz ve onların ordusu sadece birkaç metre uzaklıkta. Tabii ki dikkatli olmalıyım ama yapacak işlerim var ve bunları durduramam” diyordu bir röportajında.

Bir Apache helikopteri, Ramallah’taki ofisini füzelerle vurduğunda da içeride çalışıyordu Abu Ali Mustafa. Tarihler 27 Ağustos 2001’i gösteriyordu ve Filistin halkı o gün bütün kentlerde ve diasporada ayağa kalktı. İş sadece cenaze töreniyle bitmedi ama…

FHKC’nin eli, cinayetin üstünden daha 2 ay bile geçmeden, Kudüs’teki bir otelin 8. katında, fanatik Siyonist İsrail Turizm Bakanı Rehavam Zeevi’yi buldu. Aşırı sağcı Ulusal Birlik üyesi olan Zeevi, eski bir general ve ‘Anti-terör danışmanı’ olarak İsrail’e biat etmeyen tüm Filistinlilerin sürülmesini savunuyor, Filistinlileri ‘bit’ ve ‘kanser’ diye tanımlarken, Şaron’u bile ‘ılımlı’ buluyordu. FHKC, yayınladığı bildiride “İsrail Başbakanı Şaron, Filistinlilerin kanlarının ucuz olmadığını ve Filistin liderlerini hedef alanların da suikastlardan muaf kalamayacaklarını bilmelidir” diyordu.

Ağır bedel ödediler bunun için, Abu Ali’den sonra seçilen Genel Sekreter Ahmed Saadat korkak Filistin Yönetimi’nin de işbirliğiyle tutsak alındı ve hala tutuklu. Ama Abu Ali adı silinemedi Filistin toprağından; FHKC’nin silahlı kolunun adı bugün Abu Ali Mustafa Tugayları diye anılıyor ve Filistin’in birçok yerinde okullarda, gençlik kamplarında onun adı yaşıyor; Filistin davasında yaşanan kaosta bugün belki de en çok Abu Ali ya da Habbaş gibi önderliklere ihtiyaç duyuluyor.


İlkin Yeni Yaşam’da yayınlanan bu yazı gazetenin “Tarihin Belleği” köşesinden alınmıştır.