Ana SayfaKitap“Gemideki Hayalet: Türk Sinemasında Kürtlüğün ve Türklüğün Kuruluşu”

“Gemideki Hayalet: Türk Sinemasında Kürtlüğün ve Türklüğün Kuruluşu”

HABER MERKEZİ – Sebahattin Şen’in “Gemideki Hayalet: Türk Sinemasında Kürtlüğün ve Türklüğün Kuruluşu” çalışması Metis’ten çıktı. Irkçılığın bir görme biçimi olduğunu sinema üzerinden göstermeye çalışan yazar, Türk sinemasındaki Kürtlük ve Türklük kurgularını, egemenlik ilişkileri içerisine yerleştirerek inceliyor.

Sebahattin Şen’in aynı zamanda doktora tezi olan “Gemideki Hayalet: Türk Sinemasında Kürtlüğün ve Türklüğün Kuruluşu” adlı çalışması Metis Yayınları’ndan çıktı.

Kitap, Şarkiyatçılık ve Kolonyalizm literatürünün birikiminden yararlanarak Türk sinemasındaki Kürt imgelerinin tarihi boyunca ilerlerken hem kısmi değişimleri hem de sabitleri, klişeleri okurun dikkatine sunuyor.

Yazar, “Kürtlüğün Türk sinemasında temsil edilme biçimlerinden bir tür öfke, sıkıntı ve rahatsızlık hissetmem beni bu çalışmaya iten nedenlerden bazıları” diye belirtiyor.

Kitap da aslında ırkçılığın sadece nefret içerikli şiddet edimlerinden ibaret olmadığını, bir zihniyet biçimi, bir görme biçimi olduğunu sinema üzerinden göstermeye çalışıyor.

Filmlere Türklük ile Kürtlük arasında tarihsel olarak süregelen egemenlik ve iktidar ilişkileri içinden bakan yazar, Türk sinemasındaki Kürtlük ve Türklük kurgularını, söz konusu egemenlik ilişkileri içerisine yerleştirerek inceliyor.

Kitapta birçok filmin mercek altına alındığı dokuz bölümün yanı sıra, “Kürt Sineması: Varoluşun Politikası ve Poetikası” başlıklı bir de ek bölüm yer alıyor.

Sebahattin Şen, “sinemanın, filmlerin insanın dünyadaki varoluş hallerini göstermekle kalmayıp, o halleri etkileyen güçlerden biri olduğunu, insanın varlığa dair duygularını, fikirlerini zenginleştirdiğini ve değiştirdiğini” belirttiği kitapta, bunu şu örnek üzerinden anlatıyor:

“Yerli oğlanın Beyaz kıza yönelen arzusu Hudutların Kanunu’nda Hıdır’ın Ayşe öğretmene, Toprağın Kanı’nda Hüseyin’in Sevgi’ye, Derman’da Şehmuz’un ve Tahsin’in Mürvet ebeye, ya da yakın dönemde yapılan Vizontele Tuuba’da Emin’in Tuuba’ya, Gelecek Uzun Sürer’de Ahmet’in Sumru’ya yönelen arzusuna benziyordu sanki. Bunlarla birlikte başka filmlerde arzunun bir başka hareketi de görünür oluyor: Beyaz kadının veya erkeğin yerli erkeğe veya kadına yönelen arzusu. Şunu söylemenin yeri geldi galiba: Bu anlatılardaki arzunun hareketleri dahil, filmleri, onların yönetmenlerini ve izleyicilerini yapılandıran güçlerden biri, Türklükle Kürtlük arasında süregelen asimetrik ilişkilerdir.”

Sebahattin Şen hakkında

2005 yılında Akdeniz Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezun oldu. Yüksek lisans eğitimini Muğla Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nde tamamladı. 2016 yılında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden doktora derecesini aldı.

CogitoKültür ve İletişimTeorik BakışDipnot gibi çeşitli dergilerde makaleleri yayınlanmıştır; Gazete Karınca’nın yazarlarındandır.

2017 yılında araştırma görevlisi olarak çalıştığı Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi’nden barış bildirisine imza attığı için 689 sayılı KHK ile ihraç edilmiştir.

Previous post
Soma'da madencileri taşıyan araç kaza yaptı, 26 işçi yaralandı
Next post
Türkiye Barolar Birliği'nden olağanüstü genel kurul taleplerine ret