Ana SayfaEkolojiTMMOB’dan “Kanal İstanbul’a Karşı Yurttaş Davası” için çağrı

TMMOB’dan “Kanal İstanbul’a Karşı Yurttaş Davası” için çağrı

HABER MERKEZİ – TMMOB İstanbul İl Koordinasyon Kurulu, Kanal İstanbul Projesi ile ilgili “Büyük İstanbul Yurttaş Davası” çağrısı yaptı. Çağrıda projeye karşı olan tüm İstanbullular, onay verilen ÇED raporuna karşı 17 Şubat 2020 tarihine kadar dava açmaya çağrılıyor.

Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) İstanbul İl Koordinasyon Kurulu bir basın toplantısıyla Kanal İstanbul projesi sürecini ve projeye ilişkin Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporunun onaylanmasını değerlendirdi.

Birliğin Karaköy’deki binasında düzenlenen toplantıda açıklamayı TMMOB İl Koordinasyonu Genel Sekreteri Cevahir Akçelik yaptı.

Projenin gündeme geldiği günden beri birçok bilim ve meslek insanı tarafından incelendiğini dile getiren Akçelik, bu incemeler neticesinde projenin hayata geçirilmesi halinde oluşacak çevresel ve sosyal boyutların tüm detaylarıyla ortaya konduğunu ifade etti.

Projenin ‘tepeden inme’ bir şekilde halka dayatıldığını belirten Akçelik, “Dayatılan bu proje başta İstanbul olmak üzere Marmara’dan Karadeniz’e uzanacak boyutuyla tüm bu coğrafyayı onarılmaz bir biçimde etkileyecek” diye konuştu.

Kanal İstanbul’un ekosistemler arasında yarılma meydana getireceğini, binlerce yılda oluşmuş doğal bir dengeyi alt üst edeceğini vurgulayan Akçelik, istatistiki verilerin, kanalın boğazdaki gemi trafiği ve kaza riskini azaltmak için yapıldığı iddiasını çürütmekte olduğunun altını çizdi.

Akçelik, yapılacak yapay su yolunun İstanbul Boğazı’ndan daha çok kaza riski barındıracağını da vurguladı.

Yine şehrin toplam su biriktirme kapasitesinin yüzde 29’unun kanal güzergâhında bulunduğuna dikkat çeken Akçelik, “Bu kaynakların yok olması 6 milyon kişinin su ihtiyacına denk düşmektedir” dedi.

img
Fotoğraf: MA

Projenin etkilerinin yalnızca doğal alanlarla sınırlı kalmayacağını kaydeden Akçelik, “Yapılaşmaya açılacak olan kanal güzergâhında yaşayan insanlar yerlerinden edilecek, yerlerine ‘Kanal Manzaralı’ evlerde yaşama imtiyazına sahip kimseler getirilecektir. Kanalla birlikte İstanbul’un kuzeyi ek bir nüfus yoğunluğu altına daha girecek, şehir yönetilebilir olmaktan çıkacaktır” ifadelerini kullandı.

Onaylanan ÇED raporu için Akçelik, “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın ‘Olumlu’ bulduğu durum işte budur” dedi.

İstanbullulara çağrıda bulunan Akçelik, 17 Şubat 2020’ye kadar Kanal İstanbul’a karşı dava açma haklarının olduğunu hatırlattı.

TMMOB’un davaya gerekçe oluşturacak tüm bilimsel ve teknik altyapıyı halkın hizmetine sunmaya hazır olduğunu belirten Akçelik, “Gelin binlerce, yüzbinlerce insan bir arada bu davayı Türkiye tarihinin en büyük davasına dönüştürelim, tarihe İstanbul için almış olduğumuz bu yurttaş sorumluluğunu not düşelim. Bir başka İstanbul daha yok” dedi.

img
Fotoğraf: MA

Öte yandan basın toplantısında konuşan Mimar Mücella Yapıcı Kanal İstanbul projesine dair süreci “Ciddi bir dolandırıcılıkla karşı karşıyayız” sözleriyle özetledi.

Son rapora göre 92 bin yurttaşın projenin ÇED raporuna itirazlarını sunduğunu hatırlatan Yapıcı, “Ancak en son karşımıza gelen şey bu ÇED olumlu raporudur” dedi.

Raporda itirazlara göre eklerde bazı değişiklikler yapıldığını pek bir değişiklik olmadığını aktaran Yapıcı, “Bu değişikliklerin en önemlisi depremle ilgilidir. Ama bu da yeni deprem yönetmeliğine göre değil önceki deprem yönetmeliklerine göre yapılmıştır” dedi ve ekledi: “Burada yapılan her şey hukuksuz.”

“Türkiye halkı, bizler ciddi bir dolandırıcılıkla karşı karşıyayız” diyen Yapıcı, bunu da şöyle izah etti: “Çünkü bildirimizde de belirttiğimiz gibi gelen ÇED’ler entegre raporlardır. Yaptığımız bütün itirazlar gizlenmiştir. Bu bütün coğrafyayı etkileyecektir.”

Kanal İstanbul Projesi’nin çok boyutlu bir proje olduğunu dile getiren Prof. Dr. Haluk Gerçek de, ulaşım açısından birkaç noktaya değinilmesi gerektiğine işaret etti.

ÇED raporunda belirtilen 1.1 milyar ton kazı miktarının iki katına çıkmasının beklendiğinin altını çizen Gerçek, ikinci bir hususun da bunun taşınmasıyla ilgili olduğunu belirtti.

“Yapılan hesaplarda 1.20 milyar ton olarak alınmış ancak bunun en az 1.40 milyar ton alınması gerekirdi. Bir de bunun 4 senede bitirilmesi teknik ve ekonomik olarak mümkün değildir.
“Ayrıca kanalı yaptığınız zaman burada 8 köprünün yapılması demektir. Yine metrolar yapılacak. Kanal nedeniyle bunların çok derinden geçmesi gerek. Bu da çok büyük bir maliyet demektir. Maliyet 21 milyar dolar olarak verilmiş ama bunun da artması demektir.
“Bu maliyetin yarısının gayrimenkullerden alınacağı belirtilmiştir. Diğer kısmı ise gemi geçişlerinden ve diğer gelirlerden sağlanacağı ifade ediliyor. Böyle bir projenin nasıl olur da çevresel, sosyal ekonomik nasıl bir inatlaşmayla yapılmak istendiğini anlamak güç.”

Kanal İstanbul projesi için hazırlanan ÇED raporu Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İnceleme ve Değerlendirme Komisyonu’nca yeterli bulunduktan sonra 23 Aralık’ta askıya çıkarılmış ve kamuoyunun görüşlerine açılmıştı.

ÇED raporunun Aralık’ta komisyonda kabul edildiğinin duyurulmasıyla İstanbul Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu Kanal İstanbul İşbirliği Protokolü’nden çekildiklerini açıklamıştı.

Bakanlığın geçtiğimiz Aralık ayında kabul ettiği Kanal İstanbul projesi ile ilgili hazırlanan ÇED raporu geçtiğimiz günlerde onaylandı.

Bu onayın ardından İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu bu plana itirazını gerçekleştirdiklerini belirtti.

ÇED raporuyla ilgili dilekçe veren onbinlerce insanın dinlenmediğini vurgulayan İmamoğlu, dava açacağını söylerken, İstanbullulara da çağrıda bulundu:

“Proje bu ayın sonuna kadar askıda kalacak, hemşehri hukuku çerçevesinde itirazımı vereceğim. Ben şahsen mahkeme açma hakkımı kullanacağım. Toplumun da bunu en üst seviyede kullanacağını biliyorum. Bu ayın sonuna kadar bütün İstanbulluların bu plana itirazda bulunma özverisinde bulunacağına inanıyorum. Dolayısıyla hukuki yollarla İstanbulluların katılımı ve desteğiyle bana göre İstanbul’a yapılacak en büyük ihaneti engellemeye çalışıyoruz. Hem itiraz hem hukuki süreçleri sonuna kadar kullanacağız.”

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise “Kanal İstanbul’da kararlıyız, adımımızı süratle atacağız” dedi.

İmamoğlu’nu kast eden Erdoğan, “Kanal İstanbul konusu bu şahsın konusu değil” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: İBB

İstanbul Büyükşehir Belediyesi yönetimi projeye karşı. Büyükşehir Belediye Başkanı İmamoğlu, “Kanal İstanbul projesi ihanet değil bir cinayet projesidir” diyor ve proje bittiğinde İstanbul’un da “bitmiş” olacağını söylüyor.

İmamoğlu projenin hem ekolojik hem ekonomik olarak kente uygun olmadığını, İstanbul’un su ihtiyacı ve yaşadığı depremsel riskler açısından zarar verici olduğunu vurguluyor.

Mimarlar, hak ve yaşam savunucuları ile ekolojistler de projeye karşı. Ekoloji Birliği, Kanal İstanbul projesinin geri dönüşü imkansız ekolojik hasarlara sebebiyet vereceğini ve iptal edilmesi gerektiğini belirtiyor.

Birlik, Türkiye genelindeki 67 bileşeni ile projeye karşı mücadele yürütüyor.

Cumhurbaşkanı Erdoğan son açıklamasında, Kanal İstanbul projesine çok yakında başlanacağını söyledi, karşı çıkanların projenin ne olduğu konusunda “en küçük fikirlerinin olmadığını” savundu.

Previous post
Greenpeace raporu: Türkiye'de tüketilen domates, biber ve salatalığın yüzde 15'i zehirli
Next post
Mersin'de iş cinayeti: Çalıştığı fırındaki asansöre sıkışan işçi hayatını kaybetti