Ana SayfaYazarlarBircan DeğirmenciAmed Şehir Tiyatrosu seyirci desteği bekliyor

Amed Şehir Tiyatrosu seyirci desteği bekliyor

DİYARBAKIR – Amed Şehir Tiyatrosu yeni mekanında seyirciyle buluşmak için destek bekliyor. Mekanın tamamlanması için Fongogo’da açılan kampanyayla 75 bin TL’lik fona ulaşmayı hedefleyen tiyatro, Mart ayında perde açacak. Tiyatronun oyuncularından Yavuz Akkuzu’ya mikrofon uzattık.


Haber: Bircan Değirmenci


Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi’nde Kürtçe sanat üretimi yapan tiyatrocuların 2016 yılında atanan kayyumla birlikte işlerine son verildi.

2017 Şubat ayında Galeria İş Merkezi’ndeki bodrum katındaki 82 kişilik salonda Amed Şehir Tiyatrosu olarak çalışmalarını sürdüren oyuncular, alanın teknik yetersizliği ve izleyicilerin talebi üzerine yeni bir mekan arayışına girdiler.

Turnelere çıkarak kendi yarattıkları olanakların yanı sıra bazı sivil toplum kuruluşları ve iş insanlarının desteği ile Kayapınar’daki mekanın inşaatını tamamlamak için kolları sıvadılar.

Amed Şehir Tiyatrosu oyuncularından Yavuz Akkuzu, daha önce kültür sanat merkezi olarak işlevini sürdüren Galeria’daki yerin kısmen malzemeleri olduğunu anımsatıyor:

“Biraz harabeydi. Biz de kendimizce revize edip yerleştik. Hızlıca gelişen bir şeydi. Tam üç yıl oldu. Bazı oyunlarda fazla seyirci olunca sürekli bir talep geliyordu. Sahne çok küçüktü, ışık ve sahne yüksekliği azdı. Dolayısıyla hem teknik olarak bizi hem de seyirciyi karşılayamıyordu. Yeni bir yer bulmak sürekli aklımızda bir soru işaretiydi ama pratiğe geçirememiştik.”

31 Mart 2019 seçimlerinin ardından çalışmalarını yeniden belediye bünyesinde sürdüren oyuncuların Ağustos ayında ikinci kez kayyum atandıktan sonra değişiklik yapmaları kaçınılmaz olurken, Akkuzu, “Kayyum hep bize artı şeyler kazandırdı. Özel tiyatro tecrübesini ilk kayyum döneminde hayata geçirdik. 2. Kayyum dönemi de daha büyük, daha yerleşik bir özel tiyatroyu Diyarbakır’a kazandırdı” diyor ve ekliyor:

“Olanakları daha iyi olan bir mekan bulup orayı dekore edelim dedik. Şehrin yeni yerleşim yerinde bulduk. Varolan çıplak bir inşaat halinde bir giriş katıydı burası. Zemin, eksi bir, eksi iki şeklinde üç katlı, yaklaşık 540 metrekarelik bir yapı. Zemin katına 160 kişilik bir salon yapabiliyoruz. Eskisinin iki katı. Sahne ölçüleri de öyle.”

Böylelikle daha büyük oyunlar yapabilecekleri ve dışarıdan daha fazla oyun getirebilecekleri bir alana kavuşacaklarını anlatan Akkuzu, şöyle devam ediyor:

“Seyirci de iki katına çıkacak ve şehrin yeni yerleşim bölgesinde daha çok insana ulaşmış olacağız. Galeria’nın bulunduğu alan ve çevresi artık iş merkezi haline geldi. Aile ve sosyal yaşam çok az. Daha önce Suriçi’nde bir potansiyel vardı, maalesef insanlar oradan çıkartıldı. Yenişehir bölgesi de on yıl öncesi kadar iyi bir yerleşim yeriydi fakat o da artık eskisi gibi değil. Galeria da artık harabeye dönüşmüş bir yapı.

“Bizim orayı dönüştürmeye ekonomik gücümüz yetse aslında çok güzel bir yerdi. Mesela Galeria’nın boşluğunda Memû Zîn’i oynadık. Orası dönüştürülse güzel olurdu ama ekonomik anlamda çok güç.

“Hijyen, ulaşım, park açısından seyirci sıkıntı yaşıyordu. Hava almayan, teknik açıdan eksik, aksayan bir yerdi. Jeneratörü olmadığı için elektrik kesildiğinde oyunu bitirmek ya da beklemek zorunda kalıyorduk.”

Yavuz Akkuzu

Salon ve sahnenin yanı sıra sergi salonu ile tiyatro provaları, drama, dans gibi performans işlerinin ve atölyelerinin yapılacağı 50 metrekarelik bir atölye alanı olacak.

İnşaatın yaklaşık yüzde ellisini kendi olanakları ile bitirdiklerini aktaran Akkuzu, internet ortamındaki fon sayfası olan Fongogo’da 45 gün içinde toplamaları gereken 75 bin liralık bir kampanya başlattıklarını söylüyor.

“Yaklaşık yüzde 35’teyiz. Elbette 75 bin liraya o yapı bitmez. Nerdeyse on katı kadar bir maliyet gerektiriyor. O bir parçası. İstanbul, Ankara, İzmir ve Avrupa’daki bizi takip eden, seven, işlerimizi beğenen, Kürt tiyatrosunun devamlılığını isteyen ama bize birebir ulaşamayanlar için açtık orayı” diye belirtiyor Akkuzu.

Koltuk kampanyası

Ayrıca kendilerine doğrudan ulaşacak izleyici için de koltuk kampanyası başlatmışlar.

Instagram, Twitter, Facebook ve telefon numaralarımızdan bize ulaşırlarsa biz onlardan destek alıp koltuk sayısına göre onların isimlerini koltuklara yazacağız. İsimlerini yazmak istemeyenler istediği bir şeyi yazabilir oraya. Bu bir şiir olur ya da ailesinden başka birilerinin ismi gibi.

“Amacımız hem zorlu dönemlerde böyle bir mekanı birlikte yapmak hem de bu kadar insanın buranın yapılması için verdiği desteği göstermek. Megaloman ortam yaratmak değil, imece usulüyle birlikte dayanışarak yapıldığını göstermek için bu yöntemi seçtik.”

Fongogo ve koltuk kampanyasının dışında birkaç iş insanının ahşap, demir, mutfak, kulis dolapları gibi malzeme yardımında bulunduğunu belirten Akkuzu, “Daha eksik malzemelerimiz var. Bu konuda da destek vermek isteyenler olabilir. Ayrıca çeşitli organizasyonlarla il ve ilçelerde oyunlarımızı sergileyerek mekana katkı sağlanabilir” diyor ve sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Gönül isterdi ki tek başımıza yapabilseydik ama öyle bir koşulumuz yok. Yarıya kadar getirdik. Seyirci devreye girerse bitecek. Biz her halükarda açacağız orayı ama daha uzun ömürlü, daha oturaklı bir dekorasyona ve seyircinin daha rahat edeceği bir mekana kavuşmak istiyoruz. Destekleyenlerle güçlenirse Mart ayı başında açılışımızı yapacağız.”

Amed Tiyatro Festivali devam edecek

Galeria’nın kötü koşullarında bile sürdürdükleri Amed Tiyatro Festivali’ni devam ettireceklerini söyleyen Akkuzu, “Burada belki daha büyük oyunlar getireceğiz. Buradaki planlamamız daha geniş olacak” diyor.

Aylık programlarda dinletiler de olacağını, akustik hareketli bir duvar yapabilmeleri halinde 200 kişilik bir konser alanlarının da olacağını söylüyor Akkuzu.

“Kendi oyunlarımız dışında dışarıdan oyunlar, söyleşi, panel, şiir dinletileri gibi kullanmak isteyenlere, performatik işlere, atölyelere açık olacak. Drama ve tiyatro eğitimlerini orada yapıp daha geniş aylık programlar yapmış olacağız” diye belirtiyor.

Dışarıyı kullanma olanağımız yok oldu

Son yerel seçimlerin ardından belediyede Kültür Daire Başkanlığı yapan Akkuzu, teknik ve ekonomik olarak geniş imkanları olan belediyede yeni bir kültür anlayışını yerleştirdiklerini anımsatarak, asıl hedefledikleri şeyleri ve mevcut durumu şöyle özetliyor:

“Biz yazın ilçelerde, köylerd, film gösterimleri, çocuk tiyatroları, dengbêjleri dolaştıran bir perspektifle yola çıkmıştık. Her yıl o şekilde devam edecekti. Yılın yarısında kapalı mekanları, yarısında da parkları, bahçeleri, ilçeleri, köyleri kullanacaktık. Ona başlamıştık. Maalesef kayyum gelince şimdi oralara gitmek çok güç. Dışarıyı kullanma olanağımız yok oldu.

“Şimdi bu salonda kapalı salon etkinlikleri anlamında belediyede yaptığımız şeylerin daha küçüğünü yapacağız. Belediyenin salonu 1700 kişilikti. Büyük işleri tabi ki yapamayacağız.  Fakat alternatif tiyatro yapanları, salon dinletileri yapanları burada karşılamış olacağız. Kesinlikle belediyeden daha çok kültür sanat işi yapacağımıza inanıyorum.”

Dışarıdan taşıma ile kültür sanat olmaz

Daire başkanlığı yaptığı dönemde belediyenin 1700 kişilik salonunu kullanmak için birçok talep geldiğini hatırlatan Akkuzu, “Benim dönemimde Kasım ayı için 21 günü özel tiyatro gösterisi, konser, dans gibi etkinlik talebiyle salon istemişlerdi ve ben direkt reddettim” diyor, bunun nedenini de şöyle açıklıyor:

“Diyarbakır’a dışarıdan elbette iş gelsin ama bunun revize edilmesi gerekliydi. Çünkü biz yerel üretimleri de sergilemek istiyoruz. Bizim kendi büyük oyunlarımız olacaktı orada. Mem û Zîn’i orada oynayacaktık. Hep dışarıdan takviye kültür sanat işi olmayacaktı.

“Organizatörler tabi ki para kazanmak için bunu yapıyor ama onun önünü de belediyenin kültür sanat anlayışı açıyor. Şu anda maalesef öyle. Her hafta dışarıdan iki üç oyun geliyor.

“Yanlış anlaşılmasın, gelmesin demiyoruz ama içeriden bir şey çıkmasının önünü engelleyen bir durum bu. Dışarıdan gelen tüm işler ne yazık ki Kürt kültürü açısından asimilasyona neden oluyor ve hepsi Türkçe. Kürtçe hiçbir şeyin önünü açmıyorlar. Zaten öyle bir anlayışları da yok.

“Biz devam etseydik hem dışarıdan gelen oyunlar hem de kendi üretimlerimiz olacaktı. O salonun potansiyelini kullanmış olacaktık.”

Kayyum bizi durdurmadı

Mem û Zîn ve Tosca’nın yanı sıra bahar ayında Kêla Dimdime adlı oyunları belediyeye bağlı Cemilpaşa Konağı’nda sahnelemek için hazırlandıklarını ancak kayyumla birlikte alternatif çözüm arayışına girdiklerini anlatıyor Akkuzu.

“Bu tabi ki bizi sekteye uğratmadı. Mem û Zîn’i Galeria boşluğunda oynadık. Tosca Avrupa’da prömiyerini yaptı. Ankara, İzmir ve Diyarbakır’da yine organize edeceğiz. Suriçi’nde özel mülkiyeti olan bir konakta yapmayı planlıyoruz” diye belirtiyor.

Önümüzdeki sezon için Kêla Dimdime destanını yarı müzikal şekilde sahneleyeceklerinin müjdesini de veren Akkuzu, Kawa Nemir’in oyunlaştıracağı tekst çıktıktan sonra Ma Müzik’le birlikte sahneleyeceklerini söyleyerek, oyunu en geç sonbahara yetiştirmek istediklerini belirtiyor.


Kampanyaya destek vermek için BURAYA tıklayınız.
Previous post
HDP Cizre binasında yangın: Arşiv odası kullanılamaz halde
Next post
Bankaların aldığı ücret ve komisyonlarda değişiklik