Ana SayfaDünya‘Son partizan’: Glezos’un anısına…

‘Son partizan’: Glezos’un anısına…

ATİNA – Yunanistan, ‘son partizanı’ Manolis Glezos’u kaybetti. Onun arkasından ise halklara büyük bir mücadele birikimi kaldı. Hem fikir hem eylem insanı olan Glezos’un mücadelesi hiçbir zaman sadece kendi ülkesiyle sınırlı kalmadı. O enternasyonalist bir devrimciydi. Kürt halkının direnişinin her zaman yanında olan Glezos, bu konuda Avrupa halklarına şöyle sesleniyordu: “Kürt halkı için bir tek talebimiz var o da özgürlük.”


Haber: Berçem Mordeniz


Yunanistan solunun çınarı Manolis Glezos, 30 Mart’ta kalp rahatsızlığı nedeniyle 98 yaşında hayata veda etti.

Henüz 19 yaşındayken 1941 yılında başkent Atina’ya giren Alman Nazi güçlerinin Akrapolis’e diktiği bayrağı indirerek, ülkede anti faşist mücadelenin sembolü haline gelen Glezos, 98 yıllık ömründe mücadelesinden hiç vazgeçmedi.

Defalarca tutuklandı, hapis cezalarına çarptırıldı, sürgünlere gönderildi ama mücadelesi hiç durmadı. Hem fikir hem eylem insanıydı. İlerleyen yaşına rağmen hep en önde oldu, dirençli kaldı. Yunanistan’da “son partizan” olarak anılan Glezos, bu direnci kendi deyimiyle yoldaşlarına borçluydu. Bunu şöyle anlatıyordu:

“Kaybettiğim yoldaşlarıma söz verdim onlar için yaşıyorum. Onlar ‘Hangimiz yaşarsak geride kalanı unutmasın’ demişti. Sokakta insanlara benim için de ‘günaydın’ de. Şarap içerken benim için de iç. Dalgalar seni ıslattığında, benim için de ıslan. Rüzgarın yaprakları döktüğü esintiyi duyduğunda, benim için de duy. Ve halay tutulduğunda, benim için de tutacaksın! Onlar için yaşıyorum.”

Hiçbir zaman sadece kendi ülkesindeki anti faşist mücadeleye odaklanmadı. Her zaman dünyanın diğer coğrafyalarındaki ezilenlerin direnişlerinin yanında oldu.

Kürt halkının yanında durdu: Mutlaka özgürlük

Glezos, Kürt halkının mücadelesinin de her zaman yanında durdu, Avrupa’da Kürtlerin mücadelesine ses vermeye çalıştı.

Rojava için Avrupa’da yapılan destek eylemlerinde Avrupa Parlamentosu milletvekili sıfatıyla en önde yer aldı. 2014 yılında Rojava’ya dönük saldırılara karşı yapılan eylemde Glezos şöyle sesleniyordu:

“Avrupa Birliği Kürt halkını devlet olarak tanımaya mecburdur. Ben yarım asırdır Kürtlerin mücadelesini destekliyorum, bir tek talebimiz var ve o da Kürdistan’ın özgürlüğüdür.”

Atina’da 2016 yılında Atina Kürdistan Kültür Merkezi tarafından PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Yunanistan’dan çıkarılışının 17’nci yıldönümü sebebiyle düzenlenen panelde de HDP’nin eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve PYD Dış İlişkiler Sorumlusu Salih Müslim’le birlikte konuşmacı olarak yer aldı.

Glezos konuşmasında Yunanistan devletini de eleştirdi. Yunanistan devletinin Öcalan’ı ülkeden çıkartarak “teslim olduğunu” söyleyen Glezos, konuşmasında şunları söylüyordu:

“Yunan devleti teslim oldu, ancak Yunan halkı Kürt oldukları için değil, haklı oldukları için Kürt halkının yanında ve Kürt halkının tarafındadır. Tarihsel kaynaklarımız bize Kürt halkının Yunanlılarla eşzamanlı bir varlığı olduğunu söylüyor, belki de bizden fazlası 5 bin yıllık kültürel geçmişe sahipler.

“Şubat 1945’te halkların kendini hakkına sahip olduğu kararını verdiler. Ama bu Kürtler için geçerli olmadı! (Türkiye, Suriye, Irak, İran) dört devlet arasında bölünen 40 milyondan oluşan Kürt halkını parçaladılar. Bugün bizim devlet olma yıldönümümüzün 71’ci yılı ve bugün sayıları tam tersine çevirerek Yunan hükümetinin Öcalan’ı teslim etmesinden bu yana 17 yıl oldu.”

Glezos aynı konuşmada SYRIZA heyetine hitaben de şu eleştirileri yapmıştı: “Bugünkü panelde aslında ben değil, cumhurbaşkanı, Meclis Başkanı, başbakan olmalı ve bu panel onurlandırılmalı.”

Manolis Glezos, aynı zamanda ünlü sanatçı Mikis Theodorakis ile birlikte 87 aydın ve sanatçının imzasıyla Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye dönük askeri operasyonlarına karşı imza kampanyası başlatmıştı.

Mücadele dolu hayat

Glezos’un mücadeleyle dolu hayatını birkaç satırda özetlemek hiç kolay değil. Onun hayatı o kadar hızlı ve dolu ki ancak hayatındaki en önemli dönüm noktalarını sizin için derledik.

Manolis Glezos 9 Eylül 1922’de Nafplio’da Apeiranthos Naxous köyünde doğdu. Glezos’un ailesi, Girit Adası’na bağlı Sfakia köyünden Nafplio’a göç etti.

1935’te ailesiyle birlikte Atina’ya taşındı ve kardeşi Nikos Glezos henüz lise öğrencisi bir gençken Naziler tarafından idam edildi.

Atina’da ortaokul eğitimini görürken bir yandan eczacı kalfalığı yaptı, diğer yandan da politik mücadelenin içinde oldu.

Öğrencilik yıllarında İtalya’nın Yunanistan’ın on iki adalarına yönelik işgaline ve Metaxas diktatörlüğüne karşı anti faşist mücadele grubunu kurdu.

1940 yılında Ekonomi ve Ticaret Yüksek Okulu’ndan mezun oldu.

Yunanistan’ın Nazi işgali altında olduğu 1941’de Atina Ekonomi ve İşletme Üniversitesi’nde çalışmaya başladı, ayrıca işgal sırasında Yunanistan Maliye Bakanlığı, Atina Belediyesi’nde ve Kızıl Haç’da gönüllü olarak çalıştı.

Aynı zamanda gençlik kurtuluşu örgütleriyle direnişe aktif olarak katıldı ve bu sebeple hakkında arama kararı çıkartıldı.

31 Mayıs 1941 şafağında Manolis ve yoldaşı Apostolos Santas, Akropolis’e tırmanarak dalgalanan Nazi işgal bayrağını indirdi ve yerine Yunanistan bayrağını astı.

Alman işgalciler bayrağın “kimliği belirsiz kişiler tarafından indirildiğini” açıkladı ve yakalanmaları için bülten çıkarttı. Bu yakalama kararının ardından Manolis Gerzos ve yoldaşı Santas, Nazilerin yerel işbirlikçilerinin de yardımıyla yakalandı.

İki gencin bu cesur girişimi hem Yunanistan’da hem de yurtdışında faşizme karşı mücadelede büyük bir heyecan dalgası yarattı. Fransız General De Gaulle, Manolis Glezos’u “Avrupa’nın ilk partizanı” olarak nitelendirdi ve eylem Hitler’in işgaline direniş sembolü olarak Yunan halkına ilham verdi.

Cezaevinde Glezos ağır işkence sonucu tüberküloza yakalandı ve bir süre tutukluluğun ardından serbest bırakıldı. Uzun değil birkaç yıl sonra İtalyan işgaline karşı düzenlediği eylem sırasında yakalandı ve yeniden cezaevine gönderildi. Glezos’un bu tutukluluğu 3 ay sürdü.

Bu tutukluluğun ardından altı ay sonra bu kez işgali destekleyen Yunanlılar tarafından “tehlikeli ulusal karşıtı eylemleri” nedeniyle tekrar tutuklandı ve 7 buçuk aylık tutukluluğun ardından cezaevinden firar etti.

İşgalden sonra gazetecilik yapmaya başladı. Rizospastis gazetesinin genel yayın yönetmenliği görevini devraldı. Fakat gazetesi siyasi düşüncelerinden dolayı Yunanistan hükümetinin kararıyla kapatıldı. Glezos bu kez de yazdıklarından dolayı tutuklandı. İdam cezasına çarptırıldı, fakat Yunanistan halkının toplumsal çıkışı ve ünlü ressam Pablo Picasso’nun da desteği ile başlatılan uluslararası kampanya sonucu idam cezasının infazından vazgeçildi. Ceza müebbet hapse çevrildi.

Picasso’nun düzenlediği projede Glezos’sun Akrapolis’ten Nazi bayrağını indirmesini “Akropolis Kahramanının Tırmandığı” ismiyle resmetti ve bu resim kartpostallara basılarak satışlarından elde edilen gelir de cezaevinde Glezos’a destek olmak için bağışlandı.

Manolis Glezos’un tutukluluğu devam ederken, aralarında “karanfilli adam” diye anılan Yunanistan Komünist Partisi (KKE) yöneticilerine yönelik yapılan baskın ve ardından açılan davada da yargılandı. Glezos hakkında tutukluyken ikinci kez müebbet hapis cezası istendi.

Fakat tutuklu olmak onun mücadelesini engellemedi. 1951 yılında Birleşik Demokratik Sol parti tarafından Atina milletvekili adayı olarak gösterildi. Glezos, aday gösterildiği gün cezaevinde tutulan yoldaşlarına dönük işkencenin son bulması ve hasta tutukluların serbest bırakılması talebiyle açık grevi başlattı. Açlık grevinin 12. günü talepler kısmen kabul edildi ve yedi tutuklu serbest bırakıldı.

Glezos 1963 yılında genel aftan yararlanarak cezaevinden çıktı. Tahliyesinin ardından Picasso’yu Aix-en-Provence’daki evinde ziyaret etti.

Picasso, hasta olduğu için onu uzanarak karşıladı ama onu görünce söylediği ilk şey ise şu oldu: “Yunanistan ve ışık.”

Glezos tahliyesinin ardından da siyasi faaliyetlerini sürdürdü. Birleşik Demokratik Sol Parti’nin yönetim kurulu üyeliğine seçildi ve sekreterliğini devraldı. Aynı zamanda Avgi gazetesinin genel müdürü oldu.

Diktatörlükte hapis ve sürgün

21 Nisan 1967’de ülkede yapılan askeri darbenin sabahında Glezos’un ailesi ile birlikte yaşadığı ev basıldı ve Glezos tekrar tutuklandı.

Glezos ve yoldaşları dört yıl boyunca cezaevinden cezaevine sürgün edildi. Bu süreçte yaşamını yitiren annesinin cenazesine katılmasına bile izin verilmedi. Goudi, Pikermi, Genel Güvenlik (Jandarma) Gyaro, Virgini, Leros ve Oropos’ta geçen tutsaklık günlerinin ardından Glezos, 1971’de çıkan genel aftan yararlanarak serbest bırakıldı.

Manos Glezos üç kez idamla sonuçlanan direniş faaliyeti nedeniyle toplam 28 kez hüküm giydi. Manolis Glezos’un hapishanede geçirdiği toplam süre 16 yıl 5 ay, sürgünde ise 4 yıl 6 ay geçirdi.

Glezos’a dokuz suikast girişiminde bulunuldu.

Yunanistan’da “son partizan” lakaplı Manolis Glezos’u özgürlük için verilen her mücadelede ve direnişte en öndeydi. Glezos, 2010 yılında Yunanistan’da başlayan halk isyanına da destek verdi. Polisin eylemlere müdahalesi sırasında yüzüne sıkılan gaz sonucu ciğerleri hasar gördü.

2010 yılında yapılan yerel seçimlerde Paros Belediyesi’nin (annesinin memleketi) meclis üyesi ve Paros Aktif Vatandaşlar Hareketi’nin başkanı seçildi.

2012 yılında yapılan genel seçimde SYRIZA’dan milletvekili seçildi.

Ülkenin dört bir yanına kitap götürmek için çalıştı. Kütüphane Kurucusu Komitesi’ni kurdu ve başkanlık etti. Ege adalarında ve Yunanistan’nın küçük köylerinde düzinelerce kütüphane kurdu.

2014 yılında Avrupa Parlamentosu seçimlerinde, tüm adaylar arasında en yüksek oyu alarak Avrupa Parlamentosu üyesi seçildi.

SYRIZA’ya desteğine rağmen, Glezos, kredi anlaşması ve muhtıra ile ilgili müzakerede partinin kararlarına açıkça karşı çıktı. Glezos, SYRIZA hükümetini seçim öncesi taahhütlerinden uzaklaşmakla suçlarken SYRIZA destekçilerine “çok geç olmadan” tepki vermeye çağırdı.

2015 yılında kreditörlerin nakit akışının yeniden sağlanması karşılığında öne sürdüğü koşulları hükümetin kabul edip etmemesi konusunda karar vermek üzere gittiği referandumda “Hayır” oyu kullandı. SYRIZA’yı sonucu “Hayır” çıkan referandumu tanımayan tutumu nedeniyle eleştirdi.

Glezos, 8 Temmuz 2015 tarihinde Avrupa Parlamentosu’ndan istifa etti.

Previous post
Miyazaki’nin 10 yılına odaklanan belgesel ücretsiz yayınlandı
Next post
‘Evde kalamayan’ işçiler: Ne virüsten ölmek istiyoruz ne de açlıktan