Ana SayfaGüncelKararlılığın sonucu: Baro başkanları Ankara’ya girdi, yürüyüş sona erdi

Kararlılığın sonucu: Baro başkanları Ankara’ya girdi, yürüyüş sona erdi

HABER MERKEZİ – “Savunma Yürüyor” sloganıyla başlattıkları yürüyüş Ankara girişinde engellenen ve bu nedenle 24 saati aşkın bir süre oturma eylemi yapan Baro başkanlarının kararlılığı sonuç verdi. Yürüyüşlerine devam etmesine izin verilen hukukçular, 200 metrelik temsili yürüyüş ile Ankara’ya girdi. Son olarak Anıtkabir’i ziyaret eden Baro başkanlarının beş gündür süren yürüyüşü tamamlanmış oldu. Ankara Baro Başkanı Erinç Sağkan, “Bugün savunma adına bir tarih yaşanmıştır. ‘Savunma yürüyüşü’ ülkenin başkentinde taçlandı” dedi.

Baro seçimleri ve Avukatlık Kanunu’nda yapılmak istenen değişikliklere karşı Türkiye’nin dört bir yanından “Savunma Yürüyor” sloganıyla yürüyüş başlatan ve Ankara’ya girişleri polisler tarafından engellenen baro başkanları, dün sabah saatlerinden bu yana Eskişehir yolunda oturma eylemindeydiler.

Baro başkanlarının yürüyüşe devam etme kararlılıkları sonuç verdi.

Yapılan görüşmeler sonrasında baro başkanlarının yürüyüşlerine devam etmesine izin verildi.

Baro başkanları bulundukları yerden 200 metre kadar sembolik olarak yürüyerek, Ankara’ya giriş yaptı.

Daha sonra baro başkanları ve beraberlerindeki heyet araçlarla Anıtkabir’e geldi. Anıtkabir önünde fotoğraf çektiren baro başkanlarının beş gündür sürdürdüğü yürüyüş böylece son buldu.

Ankara Baro Başkanı: ‘Savunma yürüyüşü’ ülkenin başkentinde taçlandı

Ziyaretin ardından gazetecilere açıklamada bulunan Ankara Baro Başkanı Erinç Sağkan, “Bugün savunma adına bir tarih yaşanmıştır. ‘Savunma yürüyüşü’ ülkenin başkentinde taçlandı” dedi.

Sağkan, “Bir avukat olarak bu yaşananlardan dolayı utanç yaşıyorum. Baroları yüksek bir coşku ile karşılaşmamız gerekirken şiddet ile karşıladık. Ama baro başkanları buna karşı direndiler” diye belirtti.

“Şiddete uğradık, yağmurda ıslandık, battaniye vermediler, koltuk, çay vermediler. İnsani değerlerden uzak bir 24 saat yaşadık. Bir insana bu şekilde bir tavır gösterilmesinden dolayı utanç duyduk. Birkaç saat sürecek bir eylem bir günden fazla sürdü, dünya bunu duydu. Bunun sebebi biz değildik, polislerdi. Bize destek veren meslektaşlarımıza teşekkür ediyorum insan onuru onlar sayesinde tekrar kurtuldu.”

Ayrıca Sağkan, iktidarın barolarla ilgili yapmak istediği yasal değişikliğe dair eylem planlamasını kamuoyuyla önümüzdeki günlerde paylaşacaklarını söyledi.


TBB İnsan Hakları Merkezi Genel Sekreteri istifa etti

Baro başkanları, Metin Feyzioğlu’na sırt çevirdi


Fiili gözaltındaydılar

Baro temsilcileri, yürüyüşlerinin dördüncü gününde Ankara girişinde engellenmelerine karşı başlattıkları oturma eylemini bütün gece sürdürmüştü.

Van Barosu Başkan Yardımcısı Hamza Çiftçi, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımında eylemin bu sabaha dek devam ettiğini bildirmişti.

Dünden bu yana 5 kez müdahaleyle karşılaşan hukukçular abluka altında tutuluyordu. Gece etrafları iki ayrı bariyerle kapatılan avukatların bariyerlerin dışına çıkmasına dahi izin verilmiyordu.

Avukatların sandalye talebi kabul edilmezken, Ankara Barosu’nun getirdiği yemekler de içeri alınmamıştı.

Sadece gece geç saatlerde Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından gönderilen yağmurluk ve çorba dağıtımına izin verilmişti.

Avukatların tuvalet ihtiyaçlarını karşılamasına dahi izin verilmezken, bu durum fiili gözaltı olarak yorumlanmıştı. Hukukçular, “Gözaltında olsak tuvalete giderdik. Bize tuvalete gitmeme cezası kesiyorsunuz” diyerek tepki göstermiş, bunun ardından bariyerlerle çevrili alana seyyar tuvalet kurulmuştu.

Dün ne olmuştu?

Ankara’ya yürüyen baro temsilcilerinin önü karşılama noktasına kısa bir mesafe kala polisler tarafından dün kesilmişti.

Polisler “kamu düzeni bozulduğu” gerekçesiyle yürüyüşe izin verilmeyeceğini belirtirken, buna itiraz eden hukukçular darp edilmişti.

Eyleme cübbesiyle katılan HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, “Barolar yoksa savunma yoktur. Savunma yoksa adil yargılanma yoktur” diyerek baro başkanlarının Ankara’ya sokulmamasına tepki göstermişti.

Ankara Emniyet Müdürlüğü ise müdahaleyi, “Yürüyüş yapmakta ısrar eden, yolu trafiğe kapayan grup usulüne uygun şekilde kenara alındı” sözleriyle savunmuştu.

Ankara’ya yürüyen baro başkanlarının kente girişlerinin engellenmesi ise birçok ilde protesto edilmişti.

İstanbul, İzmir, Adana, Mersin, Antep, Manisa, Bursa’nın aralarında olduğu kentlerde eylemler düzenlenmişti.

Adliyeler ve barolar önünde açıklama yapan avukatlar Türkiye Barolar Birliği Başkanı Metin Feyzioğlu’nu da istifaya çağırmıştı.

Hükümet ne diyor, barolar ne istiyor?

Başta barolar olmak üzere meslek örgütlerinin seçim yönteminin değiştirilmesi iktidarın gündeminde.

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Mayıs ayı başında bazı meslek örgütlerinin seçim sistemlerinin değiştirileceği yönünde açıklamalarda bulunmuştu.

Erdoğan, “Meclis’te neticelenmeyi bekleyen çok düzenleme bulunuyor. Bunlardan biri de meslek kuruluşlarının seçim usullerinin yeniden belirlenmesi ile ilgili taslaktır” diye konuşmuştu.

Erdoğan’ın bu açıklaması, Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş’ın nefret içerikli Cuma Hutbesi’ne barolardan yükselen tepki üzerine gelmişti.

Baroları hedef alan Erdoğan, “Ankara Barosu’nun ve aynı zihniyetteki yapıların Diyanet İşleri Başkanımız ile onun şahsında İslama yönelik fütursuz saldırılarına şahit olduk. Sadece bu örnek dahi meslek kuruluşlarının seçim yöntemiyle ilgili düzenlemenin aciliyetini ve ehemmiyetini göstermiştir” diyerek seçim sistemine müdahale sinyali vermişti.

Buna, Türkiye Barolar Birliği ve 81 ilin baro başkanlıkları yazılı bir açıklamayla tepki göstermişti.

Açıklamada, “Ülkemiz aylardır Corona virüsü salgınıyla, ekonomik ve toplumsal ve siyasi sorunlarla mücadele etmektedir. Özelde ise Avukat meslektaşlarımızın yaşadığı sorunlar tahammül edilmez boyutlara ulaşmıştır” denilmişti.

Avukatlık Kanunu’nda barolar ve seçim sistemlerine yönelik değişiklik girişimlerinin doğru bulunmadığının vurgulandığı açıklamada, “Bu girişimlerin durdurularak, geri çekilmesini, Ülkemizin gerçek gündemlerinin çözümüne dönülmesini talep ediyoruz” diye belirtilmişti.

Avukatlık Kanunu hazırlanması aşamasında asıl muhatabın barolar ve Türkiye Barolar Birliği olması gerektiği vurgulanırken, şu talep dile getirilmişti:

“Türkiye Barolar Birliği nezdinde, 80 baronun, uzmanlar ve akademisyenlerin katılımıyla bir komisyon oluşturulmalı, bu komisyonca hazırlanacak tasarı, kamuoyu ve ilgililerle paylaşılmalıdır. Doğru, adil ve hukuki olan hareket tarzı bu olmalıdır.”

Previous post
İHD Diyarbakır'dan 10 yıllık işkence raporu
Next post
Gire Spi'de açlığa karşı isyan