Ana Sayfa1915'TEN BUGÜNE‘Hakikat nadiren saftır’: Ermeni yazar Margaret Ajemian’la ‘soykırımın karanlığına yolculuk’

‘Hakikat nadiren saftır’: Ermeni yazar Margaret Ajemian’la ‘soykırımın karanlığına yolculuk’

HABER MERKEZİ – 1915’ten bugüne uzanan Ermeni portrelerinde bu hafta ünlü yazar Margaret Ajemian var. Margaret Ajemian’ın ailesinin soykırım hikayesi Amasya’dan başlıyor…


Görüşmeyi yapan: Christopher Atamian

Çeviri: Lokman Sazan


Margaret Ajemian New York’ta doğdu ve Bronx’ta büyüdü. Vermont’taki Goddard Üniversitesi’nde lisans eğitimini bitirdikten sonra Baltimor’da bulunan Goucher Üniversitesi’nde Güzel Sanatlar ve Edebiyat bölümünde yüksek lisans yaptı. Aynı zamanda Barnes Derneği’nin güzel sanatlar bölümünden de mezun oldu.  Metropolitan Sanat Müzesi’nde okutman olarak ders veren Margaret, ilkokul öğrencilerine “Art goes to schools” ( Sanat Okullara Gidiyor) projesi adı altında “Sanat Zevki” dersleri verdi.

Aynı zamanda iş kadını olan Margareta, New York kentinde ve dünyanın başka şehirlerinde televizyon belgeselleri çeken bir şirketin yöneticisi. Sonrasında Pennsylvania’da  Fernwood Resort and Hotel’in ortağı olarak turizm işletmeciliği yaptı.

Ajemian, New York’ta bulunan The Little Flower Children and Family Services adlı hayır kuruluşunda yaptığı katkılardan dolayı 2009’da ‘Seçkin Yardımsever Ödülü’nü aldı.

Margaret 2010’da annesi Ester Ajemian’ın anısına Margaret Ajemian Ahner Derneği’ni kurdu. Dernek Erivan’da bulunan ve gazetecilik okuyan beş  öğrenciye her yıl burs veriyor.

Hem yazar olarak hem de Ermeni Kültürü’ne yaptığı katkılardan dolayı 2011’de “Ellis Island Onur Madalyası”na layık görülen Margaret aynı zamanda the National League of PEN Women adlı kadın gazeteci derneğinin bir üyesi.

Margaret gazetecilik öğrencileri ile Erivan’da

Kapıyı çalmak

Ajemian Ahnert’in en dikkate değer başarısı “Kapıyı tıklatmak: Ermeni Soykırımından Kurtulan Bir Annenin Hikayesi” adlı biyografi olabilir.

Kitapta anne Ester Minejerian Aharonian Ajemian’ın Ermeni Soykırım’ı öncesinde ve sonrasında Amasya’daki olaylardan mucizevi bir şekilde hayatta kalışı ve sonunda Amerika’da yeni bir yaşama başlaması kronolojik olarak anlatılıyor.

“The Knock at the Door” (Kapının Çalınması) kitabı birçok övgünün yanı sıra USA Book News’in “2007’nin En İyi Kitabı” ve  2008’de de New York Kitap Fuarı’nda “En iyi Tarihi Biyografi” dahil olmak üzere  birçok ödül aldı. Kitabın başlığı ise bir çok Ermeni’nin, bazen gece yarısı Türk polisi tarafından kapının çalınması ve çoğunlukla kesin ölümle sonuçlanan tehcirinden geliyor.

Ester Minerajian Aharonian Ajemian

Biyografi, bir Ermeni huzurevinde yaşlı annesini ziyaret eden Margaret’in gözünden anlatılıyor. Margaret’in bu hassas ziyaretleri, annesinin zengin ve korkunç tarihiyle bağlantılı olmasına rağmen tarihi bir zafer ve hayatta kalışla ilgili.

Amasya ve soykırım

Ester Minejerian güzel bir nehir kıyısında bulunan Amasya’da doğdu. Annesi doğum sırasında öldü ve babası da kısa bir süre sonra ağır bir şekilde hastalandı. Babasının ölümünden sonra ise beş kardeşiyle birlikte bir amcasına evlatlık olarak verildi. Böylece Ester, Türk ordusunda görevli ve çevirmen olan erkek kardeşi Harutyun dışında diğer kardeşlerini bir daha göremeyecek şekilde oldukça varlıklı Hagop Aharoian ve eşi Pepron’un evlatlığı oldu.

Ester Aharonian Minerajian Ajemian (ikinci sol)

“The Knoc at the Door” kitabı öncelikle Ester’in Ermeni Soykırım’ı sırasında verdiği mücadeleyi kronolojik olarak sıralarken, Ajemian Anhert de Ermenilerin yediği yemekler, yaptıkları kutlamalar, kadına yönelik tutum, aile ve din gibi Amasya’daki günlük yaşam hakkında bir çok ayrıntı sunuyor. Kitap edebi bir miras olmanın yanı sıra antropolojik bir öneme de sahip.

Ester Minerajian Aharonian Ajemian’ın erkek kardeşi Harutiun Türk ordusundayken

Ermenilerin öldürüldüğüne dair söylentiler Amasya’ya ilk ulaştığında Ester’in ailesi durumun anlatıldığı kadar kötü olduğuna inanmak istememişti. Ester’in erkek kardeşi Harutiun’un onları bulup uyarması ve tavsiyelerde bulunması da boşunaydı. Çünkü kimse Amasya’daki yüzlerce yıllık Ermeni yaşamının aniden sona ereceğine ve komşunun komşuya yöneleceğine inanmak istemiyordu.

Fakat sonunda Ester Ermenilerle birlikte kasabadan sınır dışı edildi ve arkadaşlarının ve ailesinin korkunç yollarla öldürülmesine tanıklık etti. Annesinin anlatısını ise kitabında şöyle aktardı:

Sonra yağmur yağdı… Bir su seli küçük taş parçaları, kum ve her türlü insan pisliğini bir araya getirerek yakınlardaki küçük bir tepeden aşağıya doğru savurdu. En üzgün olanlar küçük çocuklardı. Bazıları annelerinin kollarından kayıp yoğun çamurun içinde kayboldular. Yağan yağmur, gök gürültüsü ve onun havayı aydınlatması adeta askerleri çıldırtıyordu. Onlardan kurtulmak için kaçtığımız sırada daha öncekinden daha sert saldırıyorlardı bize. Küçük bardağımı yorganın dibine dökülen suyla doldurmaya çalışıyordum. Yalnızca bir kaç damla alabilmiştim

Arkadaşı Siranoush’un yardımseverliği ve cesareti sayesinde Ester hayatta kalmayı başardı ve sonunda Malatya’dan Sivas’a giden bir trenin arkasına attı kendisini. Orada rızası olmadan Şamil adında bir Müslüman’la evlendirildi. Yeni ailesi onu Müslümanlaştırma çabasına rağmen o Ermenice ibadet etmeye devam etti.

Hayatındaki diğer önemli viraj ise erkek kardeşinin onu yeniden bulmasıydı. Ortadan kaybolan erkek kardeşi sonunda kızkardeşiyle birlikte Bagradian ailesi tarafından saklandı. Güzel bir Alman olan ve sonradan Ermeni yaşamını benimseyen Gretel’le evlenen ve kendisini evlatlık edinen babasıyla Amasya’da tekrar bir araya geldi.

Margaret Ajemian, Ester Minerajian Aharonian Ajemian ile birlikte

1920’de yeni bir ‘temizleme’ süreci başladığında Gretel, Ester’e ya burada kalıp bir Türk’le evlenebileceğini ya da onlarla Amerika’ya kaçabileceğini söyledi. Esterin başka seçeneği olmadığından eşyalarını topladı ve batıya doğru yolculuğu başladı.

Vagonla Amasya’dan Samsuna gittik. Oradan da vagon değiştirip İstanbul’a geçtik ve sonunda deniz yoluyla oradan Atina’ya geçtik. Atina’da da Megalorelass adlı Yunan gemisine bindik. Gretel ve Bedros efendi birinci sınıf yolcu bölümündeyken ben, Eva, Sophia ve Aram üçüncü sınıf bölümündeydik.

Ester New York’ta Albert Ajemian adında yeni bir arkadaş edindi. Albert’in ailesi de Ermeni Soykırımı boyunca cefalar çekmişti. Ester ve Albert 24 Nisan 1921’de Ermeni kilisesinde evlendi. Hiçbir şey Ester için kolay olmadı: Kilise yönetimi başlangıçta Ermeni Soykırımı’nın altıncı yıldönümü olduğu için çiftin 24 Nisan’da evlenmesini kabul etmedi çünkü teknik olarak düğünün kilisede olması da imkansızdı.

“Oscar Wild’ın söylediği aklıma geliyor: ‘Hakikat nadiren saftır ve asla basit değildir’. Ben Ester’in hakikati söyleyerek ebedi istirahate ulaştığını düşünüyorum” diyor Ajemian Anhert.

1915’te Osmanlı İmparatorluğunda ABD büyükelçisinin torunu olan Henry Morgenthau Jr., Margaret’in kitabını “İnsanlık tarihinin en kötü dönemlerinden birinden esinlenen kronolojik bir kitap” olarak tanımlıyor ve “Böylesi kitaplar çok önceden yazılmış olsaydı 25 yıl sonra Holokost hiçbir zaman olmayabilirdi” diyor.

Margaret Ajemian Ahnert

Ester’in hayat hikayesi Soykırım inkarcılarını o kadar çok kızdırdı ki bunlardan bir kaçı 2007’de Barnes and Noble’daki imza gününde ortaya çıkarak  yanlış bilgi yaymak ve etkinliği bozmaya çalışmaktan gözaltına alındı. Ajemian Anhert ise bu yaşananları şöyle yorumladı: “Yaşanan olay beni ürküttü fakat vazgeçmek için yeterli değil. Annemin hikayesini anlatmak ve 1915’te yaşanan hakikati dünyaya göstermek için beni daha da kararlı hale getirdi.”


Kaynak: Aurora Prize