Ana SayfaGüncelGezi Davası: Kavala’nın tutukluluğuna devam, Aksakoğlu’na tahliye

Gezi Davası: Kavala’nın tutukluluğuna devam, Aksakoğlu’na tahliye

HABER MERKEZİ – Gezi Parkı eylemlerine ilişkin 16 kişinin yargılandığı davanın dün Silivri’de başlayan ilk duruşması bugün yapılan savunmalarla devam etti. Sanıklardan avukat Atalay, “Gezi, insanın kendi kaderini eline alma iradesi, kararlılığıdır. Gezi, bu memleketin eşitlik, özgürlük ve adalet umududur. Bu iddianameyi reddediyoruz. Bu iddianameyle işimiz olmaz” dedi. Karaman ise “Bu iddianame Gezi’yi anlatmamaktadır. Gezi, temsil eksikliği hissedenlerin tepkisidir. Gezi barışma, kucaklaşmadır. Gezi’den korkulacak bir şey yoktur” diye konuştu. Mahkeme heyeti Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına, Yiğit Aksakoğlu’nun ise tahliyesine karar verdi.

Gezi Parkı eylemlerinin üzerinden 6 yıl geçtikten sonra açılan ikisi tutuklu 16 sanıklı Gezi Davası’nın ilk duruşması ikinci gününde sona erdi.

İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Silivri Cezaevi kampüsü karşısında bulunan duruşma salonunda yapılan duruşmada, ilk olarak tutuksuz sanıklardan avukat Can Atalay savunma yaptı.

Can Atalay’ın savunması

Çizim: Murat Başol

İddianameyi “Türkiye’nin en onurlu toplumsal hareketlerinden birini karalama çabası” olarak tanımlayan Atalay’ın savunmasından öne çıkanlar şöyle:

“Bu iddianame Türkiye topraklarının en onurlu toplumsal hareketlerinden birini karalama çabasının güncel örneğidir. Türkiye Cumhuriyeti Anayasası 8. Madde’den ibaret değildir. Herkesin düşünce ve kanaatlerini yayma özgürlüğünü, dernek kurma özgürlüğünü, gösteri ve yürüyüş düzenleme hakkını, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkını da konuşmalıyız.
“İddianamenin yurttaş haklarından söz etmeden, anayasal düzenden bahsetmesi eksiktir. İddianame yöntem sorununa sahiptir, yamalı bohçadır, hukuka aykırıdır. Bizim 27 Mayıs 2013’te itiraz ettiğimiz Gezi Parkı’ndaki inşaat imar planına aykırı ve kaçaktı. Taksim Yayalaştırma Projesi Türkiye’deki anayasal düzeni ayaklar altına almıştı.
“Ruhsat sorduğumuzda bizi durdurmaya çalışan 50 civarında yetkisiz sivil kimdi? Siyasal iktidar, başa çıkamadığı bir şeyi uluslararası bir komplo olduğuna dair Fethullahçı çeteyle birlikte karalamaya karar vermiştir. 2013’te yazılan Mehmet Yeşilkaya ve Nazım Ardıç’ın imzasının olduğu 11 sayfalık rapor, bu davanın iddianamesinin temelidir.
“Gezi isyanında yer alan milyonları oranın buranın fonlarıyla sokağa dökülmüş suçlular olarak göstermek kimsenin haddi değildir. Gezi, böyle kirletilemez.
“Taksim Dayanışması, ‘Gelin İstanbul’un kent merkezindeki son müşterek kamusal yeşil alana son afet sonrası toplanma alanına sahip çıkalım’ çağrısının karşılık bulmasıdır. Biz bunu ilk kez de yapmadık. TEKEL dayanışması, Haydarpaşa dayanışması, Kuzey Ormanlarına, AKM’ye sahip çıkışımız… Başka şehirlerde de gün gün yapıyoruz. Bunlar suç olabilir mi?
“Gezi bir itiraz alanıdır. Kendi kaderimiz üzerinde söz söylememize engel olan her şeye karşı itirazımızın dillendirildiği yerdir Taksim Gezisi Direnişi.
“Memleketin ağacına sahip çıkmak, tarım topraklarının tarumar edilmesine itiraz etmek, akarsularının gasp edilmesine karşı çıkmak, işçilerin ölüm koşullarında çalışmasına karşı direnmek, kaçak cemaat yurtlarında çocuklarımızın öldürülmesinin peşini bırakmamak esas yurtseverliktir.
“Seçilmiş olmak hiçbir hükümete anayasaya aykırı davranma hakkı vermez. Gezi, insanın kendi kaderini eline alma iradesi, kararlılığıdır. Gezi, bu memleketin eşitlik, özgürlük ve adalet umududur. Bu iddianameyi reddediyoruz. Bu iddianameyle işimiz olmaz.”

Tayfun Kahraman’ın savunması

Çizim: Murat Başol

Atalay’ın ardından sanıklar arasında yer alan şehir plancısı Tayfun Kahraman savunma yaptı.

Kahraman’ın savunmasından öne çıkanlar şöyle:

“Taksim Dayanışması’nın açıklamaları medyanın görmedikleri konusunda vatandaşları bilgilendirmek amaçlıdır. İfade özgürlüğü kapsamında, şiddet yanlısı olmayan, toplumsal sağduyuya sadık açıklamalardır. Bu açıklamaların hükümeti devirmekle bağdaştırılması akıl dışıdır.
“Gezi’de bizlerin de öngöremediği bir şey oldu. Gezi, toplumun vicdanı haline geldi. Taksim’in siyasal simge olma özelliği ile polis şiddeti de birleşince Gezi ortaya çıktı.
“O güne kadar bastırılmış toplum vicdanını birden bire harekete geçirmek kolay değil. Dünyanın hiçbir yerinde hiçbir örgüt böylesine farklı toplulukları bir araya getirecek organizasyona sahip değil.
“5 ya da 6 kişi ile gerçekleştirdiğimiz bir organizasyonla 10 milyon insanı nasıl sokağa çıkaracağız? Savcılığın bizi bu kadar mahir görmesi anlaşılır değil.
“10 milyon insana ne para yeter ne de organizasyon, iddianame başarısız bir senaryodur. Kusura bakmayın ama hiçbir senarist böyle bir protesto yazamaz.
“Taksim Dayanışması aracılığıyla hükümete yönelik altı talep vardır. Bu talepler son derece barışçı, makul ve olayları sonlandırıcı niteliktedir. Ancak kabul edilmemiştir.
“Taksim Dayanışması tarafından yapılan açıklamalar demokratik hak talepleri, toplumsal sağ duyuya sahip açıklamalardır. Bu taleplerle ilgili darbeye teşebbüs suçlaması geliştirmek akıl dışıdır.
“İddianamenin ne kadar özensiz ve ciddiyetsiz olduğunu, Gezi parkını korumaya çalıştığımızı anlatmaya çalıştım. Bu iddianame Gezi’yi anlatmamaktadır. Gezi antiemperyalisttir. Gezi, temsil eksikliği hissedenlerin tepkisidir. Gezi barışma, kucaklaşmadır. Gezi’den korkulacak bir şey yoktur.”

Mine Özerden’in savunması

Duruşma, Anadolu Kültür Vakfı’nda mali koordinatör olarak görev yapan Mine Özerden’in savunması ile devam etti. Özerden’in savunmasından öne çıkanlar şöyle:

“Neden burada olduğumu bilmiyorum. Davanın sevindirici yanı cinsiyet eşitliğini yakalamış olması. 8 kadın 8 erkek sanık var.
“Osman Kavala’nın bunca zamandır tutsak olmasının Türkiye ve sivil toplum için büyük bir kayıp olduğunu düşünüyorum.
“Anadolu Kültür olarak Taksim Dayanışması’nın 128 paydaşından biriydik. O kadar haklıydık ki, fısıldasak bile haykırdığımız zannediliyordu.
“Taksim’e yeni battı çıktılar yapılmadı, Gezi Parkı korundu. Fakat bu kimsenin kılına zarar gelmeden olmalıydı. Orantısız şiddet uygulayanlara emri kim verdi?
“Taksim Dayanışması’nın hiyerarşik bir yapısı yoktur. Mali harcamaları toplantılardaki çay-kahve için bir kutuya atılan bahşişler ve web sitesi için 5-6 kişinin verdiği 100’er liradan ibarettir. Gezi, toplumsal ve onurlu bir harekettir. Bunu 16 kişiye yüklemek milyonlara büyük haksızlık olur.”

Savunmalar tamamlandı

Anadolu Kültür Yönetim Kurulu Üyesi Yiğit Ali Ekmekçi, savunmasında beraber yargılandığı 15 kişiden 11’iyle hiç tanışmadığını, Osman Kavala’nın ise 37 yıllık arkadaşı olduğunu söyledi.

Ekmekçi, “Haberleşme özgürlüğüm kapsamında dostlarım ve mesai arkadaşlarımla yaptığım ve hiçbir suç unsuru bulundurmayan telefon konuşmalarının hukuksuz dinlenmesine bağlı olarak, değil 312, Türk Ceza Kanunu’nun herhangi bir maddesine dayalı olarak yargılanmayı büyük bir zul olarak görüyor ve beraatımı talep ediyorum” dedi.

Ali Yiğit Ekmekçi’nin ardından İnanç Ekmekçi’nin savunması duruşma salonunda hazır bulunmadığı için alınamadı.

Sanıkların savunmalarını tamamlamalarının ardından ise avukatların beyanlarına geçildi.

Kavala’nın avukatının sözleri salonda alkışlandı

Osman Kavala’nın avukatı Köksal Bayraktar, “Eğer 21. yüzyıldaki bir ceza yargılamasından bahsediyorsak sebebi ortaya koymak zorundayız, delilleri ortaya koymak zorundayız. Bu iddianamede bir plan yok, şiddeti meydana getirecek bir belge yok. Olmayan bir şeyi nasıl suç olarak ortaya koyarız?” diye sordu.

“Eğer Gezi olayları hükümeti düşürmeye elverişli olsaydı, dönemin başbakanı Kuzey Afrika’da seyahate çıkar mıydı” diyen Bayraktar’ın sözleri salondakiler tarafından alkışlandı.

Yiğit Aksakoğlu’nun avukatı Turgut Kazan ise “Bunca yıllık avukatım, 12 Mart, 12 Eylül iddianamelerini gördüm. Hepsi hukuka aykırıydı, ama hiçbiri Gezi iddianamesi kadar uçuk değildi” dedi.

Savcı Kavala ve Aksakoğlu’nun tutukluluk hallerinin devamını istedi

Avukatların taleplerini sunmasının ardından duruşma savcısı söz aldı.

Savcı, tutuklu sanıklar Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu’nun haklarındaki mevcut delil durumu gerekçesiyle tutukluluk hallerinin devamına karar verilmesini talep etti.

Ayrıca savcı, hakkında yakalama kararı bulunan sanıkların yakalama kararlarının infazının beklenmesini istedi.

Duruşmaya ara karar için ara verildi.

Kavala’nın tutukluluğunun devam, Aksakoğlu’na tahliye

Mahkeme heyeti, Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamına, Yiğit Aksakoğlu’nun ise tahliyesine karar verdi.

Diğer sanıklar hakkında uygulanan “adli kontrol” tedbirleri ise sürecek.

Duruşma 18-19 Temmuz’a ertelendi.

Aksakoğlu tahliye edildi

Karardan saatler sonra cezaevinden tahliye edilen Aksakoğlu’nu, eşi Ünzile Aksakoğlu ve yakınları alkışlarla karşılandı.

Cezaevi önünde kısa bir açıklama yapan Aksakoğlu, “Ne tutuklanmayı ne de tahliyeyi bekliyordum. Bugün çıktığım için çok mutluyum. Ama Osman bey için çok üzgünüm. 20 aydır sebepsiz içeride. İçeride haksız yere tutuklu çok sayıda insan var. Bize piyango çıkmadı. Bir an önce bu ülkeye adalet gelmeli” ifadelerini kullandı.


Duruşmanın ilk günü: Beş isim savunma yaptı, AKP’li vekilden ‘maddi kanıt yok’ çıkışı


Dava hakkında

Silivri Cezaevi Kampüsü karşısında bulunan duruşma salonunda yapılan dava kapsamında, tutuklu isimler Osman Kavala ve Yiğit Aksakoğlu’yla birlikte 16 kişi yargılanıyor.

İddianamede Aksakoğlu ve Kavala’nın yanı sıra Memet Ali Alabora, Mücella Yapıcı, Ayşe Pınar Alabora, Can Dündar, Çiğdem Mater, Gökçe Yılmaz, Handan Meltem Arıkan, İnanç Emekçi, Mine Özerden, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Yiğit Ali Ekmekçi ve Ali Hakan Altınay da suçlanan isimlerden.

Gezi Parkı’nda başlayan “protestoları örgütlemek ve finanse etmek” ile suçlanan 16 kişi hakkında, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya teşebbüs” iddiasıyla ağırlaştırılmış müebbet hapis isteniyor.

Öte yandan iddianamede 746 müşteki bulunuyor. Müştekiler arasında dönemin bakanlar kurulu üyeleri ile AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bulunuyor.


Ne olmuştu?

Türkiye’de uzun yıllardır sürdürdüğü sivil toplum girişimleri ile tanınan Osman Kavala, 18 Ekim 2017 tarihinde Goethe Enstitüsü ile birlikte gerçekleştirilmesi planlanan bir projenin toplantısından döndüğü sırada İstanbul Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alınmıştı.

Kavala, “Gezi eylemlerinin yöneticisi olmak” ve “15 Temmuz darbe girişimine katılmak” suçlamalarıyla 1 Kasım’da tutuklanmıştı.

Diğer yandan 16 Kasım 2018 Cuma günü düzenlenen operasyonla akademisyenler Prof. Dr. Betül Tanbay ve Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Anadolu Kültür’ün Yönetim Kurulu Başkanvekili Yiğit Ekmekçi, Yönetim Kurulu Üyesi Ali Hakan Altınay, Genel Koordinatörü Asena Günal ve film yapımcısı Çiğdem Mater ile Meltem Aslan, sivil toplum çalışanları Yiğit Aksakoğlu, Filiz Telek, Bora Sarı, Yusuf Cıvır, Ayşegül Güzel, Hande Özhabeş gözaltına alınmıştı.

16 Kasım gecesi ifade işlemlerinin ardından Hande Özhabeş, Prof. Dr. Turgut Tarhanlı, Asena Günal ile Bora Sarı ve Meltem Aslan, 17 Kasım’da da Prof. Dr. Betül Tanbay, Yiğit Ekmekçi, Hakan Altınay, Yusuf Cıvır, Ayşegül Güzel ve Çiğdem Mater serbest bırakılmıştı. İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde sivil toplum çalışmaları yapan Yiğit Aksakoğlu ise tutuklanmıştı.

Öte yandan İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü Gezi soruşturmasında, Taksim Dayanışması’ndan Mücella Yapıcı ve avukat Can Atalay ile şehir plancısı Tayfun Kahraman, Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi (SYKP) Parti Meclis Üyesi Ahmet Saymadi ve Haluk Ağabeyoğlu İstanbul Emniyet Müdürlüğü’nde 28-30 Kasım 2018 tarihlerinde ifade vermişti.


Karınca, Mezopotamya Ajansı, BBC
Previous post
Avukat Armanç Arkaş’ın öldürülmesine ilişkin bir tutuklama
Next post
Edirne’de mültecileri taşıyan araç devrildi: 10 ölü, 30 yaralı