Ana SayfaKitapKürtçede ilk ‘imge’ çalışması: Roger Acun ile “Îmaj di Helbesta Kurdî ya Modern de” üzerine

Kürtçede ilk ‘imge’ çalışması: Roger Acun ile “Îmaj di Helbesta Kurdî ya Modern de” üzerine

HABER MERKEZİ – “Îmaj di Helbesta Kurdî ya Modern de” veya Türkçe adıyla “Modern Kürt Şiirinde İmaj” Kürtçede imge üzerine yapılan ilk akademik çalışma. Kutsal kitaba atıfla “Önce imge vardı” diyerek, dört Kürt şairin eserlerini incelediği çalışmasıyla ilgili değerlendirmelerde bulunan Roger Acun ile şiirde özgünlük, Kürtçede imge ve çok daha fazlasını konuştuk.


Haber: Kenan Tekeş


Roger Acun, Diyarbakır’da yaşıyor. Şair, 2004 yılından beri edebiyat öğretmeni. Aynı zamanda Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Kürt Dili ve Kültürü Bölümü’nde doktora öğrencisi.

Yaklaşık yirmi yıldır şiir ve şiir kuramı ile ilgileniyor. Poetika ve modern edebiyat ise asıl çalışma alanları.

“Ayın Öteki Yüzü” (2006) adlı Türkçe şiir kitabı Kora Yayınları’ndan, “Mehsera Evinê” (2012) adlı Kürtçe şiir kitabı ise Doz Yayınları’ndan çıktı.

2016’da Mardin Artuklu Üniversitesi Yaşayan Diller Enstitüsü Kürt Dili ve Kültürü Bölümü’ne mastır tezi olarak sunduğu çalışması 2018’de J&J Yayınları tarafından “Îmaj di Helbesta Kurdî ya Modern de” (Modern Kürt Şiirinde İmaj) adıyla kitaplaştırıldı.

Ad değişikliği ve Türkçeden Kürtçeye geçiş

İlk iki kitabı ‘Yavuz Acun’ ismiyle yayımlanırken, son kitabı ise Roger Acun adıyla çıktı.

Acun, söz konusu isim değişikliğiyle ilgili uzun yıllar boyunca yakın çevresinde asıl adının “Roger” olarak bilindiğini, ancak nüfus cüzdanında ve resmi evraklarda adının “Yavuz” olarak geçtiğini belirterek, “Birkaç yıl önce nüfus cüzdanındaki adım olan Yavuz’u ‘Roger’ olarak değiştirdim” diyor.

Önce Türkçe bir kitap, sonrasında Kürtçe gelen iki kitap ve isim değişikliği. Türkçeden Kürtçeye geçiş. Türkçe yazan Kürt edebiyatçılara ‘hesap’ sorarcasına sıkça sorulan “Neden Kürtçe yazmıyorsunuz?” sorusunu da hatırlatarak, “Türkçeye yeniden dönüş olur mu?” diye soruyorum üzerinde on yıla yakındır çalıştığı romanının olduğunu hatırlatarak, “Sırada Türkçe bir roman var” sözleriyle gülerek yanıt veriyor:

“Ben bunu bütün politik tartışmalardan bağımsız olarak değerlendirmek gerektiği kanısındayım. Şöyle düşünün bir müzisyen birçok enstrüman çalabiliyorsa ve bazı ezgiler için bağlama, bazı ezgiler için gitar, bazıları için de piyano başkaları için de keman kullanıyorsa onu eleştirebilir miyiz? Bir çalgının bir çalgıya üstünlüğü olamaz. Olsa olsa çalgıları terennüm etmeyi öğrenme güçlüğünün kıyası olabilir.
“Diyeceksiniz ki hangi Türk, Arap ya da Fars, Kürtçe yazıyor? O zaman biz neden ana dilimizin dışındaki bu dillerde yazalım? Ben de şunu söylerim: Hangi Türk, Arap ya da Fars, Kürtçeyi bu dille edebi ürünler verecek kadar iyi kullanabiliyor? Mesele bana göre aşırı politize ediliyor. Hiçbir millet, hiçbir milletten üstün olmadığı gibi hiçbir dilin de hiçbir dile üstünlüğü yoktur. Dillerin değil o dillerle edebi ürün veren kişilerin, bu dillerle olan entelektüel ilişkileri, sanatsal becerileri eleştiri konusu olmalı.”

“Îmaj di Helbesta Kurdî ya Modern de” isimli kitap, bildiğim kadarıyla şiirde imge konusunda Kürtçede yapılan akademik ilk çalışma. Şair şöyle anlatıyor:

“Kürtçe, farklı lehçelerde yazı serüveninin devam ettiği bir dil. Doğrusu Sorani lehçesinde böyle bir çalışma var mı yok mu pek emin değilim. Ancak Kurmancî lehçesinde sanırım şiirde imge konusunu kuramsal olarak ele alan ve aynı zamanda imge analizi yapan ilk akademik çalışma.”

Kitabın ilk bölümü şiirde imgenin kuramına ayrılmış. İkinci kısımda söz sanatları ve imge ilişkisi irdelenmiş. Diğer bölümlerde modern Kürt şiirinin öncülerinden Arjen Ari, Berken Bereh, Fatma Savci ve Gulîzer’in şiirlerinin imge analizi yapılmış.

Kitapta, Arjen Arin’in beş, Berken Bereh’in dört, Fatma Savci’nin beş, Gulîzer’in de üç kitabı üzerinden; aşk, gurbet ve hasret, sürgün, özgürlük, kimlik, erotizm, tabiat, ölüm, yalnızlık, politika ve zulüm gibi kavramlarda imgenin kullanışına bakılmış.

Dünden bugüne “imge”

Roger Acun, Homeros’un İlyada destanındaki “Gül parmaklı şafak” imgesini örnek göstererek, “Bu imge halen de dünya edebiyatının en estetik imgelerinden biri olarak önemini korumaktadır” diyor ve ekliyor:

“İmge kavramından çok önceleri de imgesel söylemler vardı fakat bu ifadelerin imge olduğu bilinmiyor, bu sözleri kullanan şairler, imge yaratmak için değil sözlerine canlılık ve özgünlük kazandırmak için farkında olmadan bu yola başvuruyordu.”

İmge ile ilgili Türkçede kuramsal çalışmaların da az olduğunu söyleyen Acun, sadece bazı sanat ve edebiyat eleştirmenlerinin bu konuda Batılı kuramcıların kuramları doğrultusunda bazı analizler yaptıklarını ifade ediyor:

“Bunlardan biri belki de en önemlisi, eleştirmen Mehmet Fuat’ın ‘Şair olmasaydı da yalnızca üç deneme kitabıyla (Tabula Rasa, Yazınsal Söylem Üzerine, Şiir ve Gerçekçilik) hiç kuşkusuz eleştiri dünyasında saygın bir yer edinir’ dediği şair ve yazar Özdemir İnce’dir.
“Özdemir İnce, ‘Şiir ve Gerçeklik’ adlı kuramsal yapıtının ‘İmge ve Serüvenleri’ bölümünde imgeyle ilgili birçok Batılı şair, yazar, araştırmacı, denemeci ve eleştirmenin düşünceleriyle kendi düşünceleri arasında paralellikler kurarak imgenin çerçevesini çizmeye çalışır. İkinci yeni şairlerinden bazıları imge kavramı ile ilgili kısa değerlendirmelerde bulunmuş ayrıca Metin Altıok ‘Şiirin İlk Atlası’nda imgeye dair birkaç söz söylemiş, son dönemde bazı üniversitelerde yüksek lisans ve doktora çalışmalarında bu kavram akademik anlamda ilgi çekmektedir.”

“Önce imge vardı”

“Kürtçede sayısız çalışma alanı varken neden imge gibi çok spesifik bir alanda yoğunlaştın?” diye sorduğumda bana “çok haklısın” yanıtın veriyor ve bunu “Önce söz vardı” diyen kutsal kitaba atıfla “Bence önce imge vardı” sözleriyle açıklıyor:

“Kürt dili ve edebiyatı sahasında incelenmesi gereken binlerce önemli konu var. Ancak ben, dilin ve edebiyatın bu büyülü sahasında binlerce genç araştırmacı, şair ve yazar adayı için ilham tohumları olduğunu düşünüyorum.
“Kutsal kitap ‘Önce söz vardı’ diye başlar. Bence önce imaj (imge) vardı. Tanrısal kelamın özünde imgenin kutsal mayası vardır. Bu maya ile mayalanan zihinler edebiyata yepyeni ufuklar açar.
“Kürtçede kadim dengbêjlik geleneğinin sözlü ürünlerinden tutun da yazılı edebiyatın klasik ve modern şaheserlerine varıncaya kadar en az Homeros’un andığım imgesi kadar çarpıcı yüz binlerce imge var. Bu imgelerin her biri estetik görkemini Kürt kültürünün otantik ve egzotik özgünlüğünden alır.
“Kimi zaman bir tek imge, bir romancı muhayyilesinde ciltler dolusu serüvenin kapısını aralar. Marcel Proust, çaya batırılmış bir bisküvi kokusundan on altı cilt dolusu “Geçmiş Zamanın Peşinde” diye bir nehir roman yaratmadı mı? İşte ben bu yüzden ‘imge’ üzerine yoğunlaştım. Çünkü biliyorum ki bu kitapta analiz ettiğim yüzlerce imgenin içinde binlerce ilham tohumu saklı.”

Dört Kürt şair ve şiir külliyatları

Fatma Savci:Dest nedin dîlê min / qelûnên xwe ji hestiyên min çêbikin” (Kalbime karışmayın / kemiklerimden yapın pipolarınızı)

Berken Bereh:Her tîpeke navê te stêrkek e / diçirûsin di şevên tarî yên dile min de” (Adının her harfi bir yıldızdır / ışıldar kalbimin karanlık gecelerinde)

Gulîzer:Çavên te mîmarê dojehên dilê min in / her roj / bi solên xwe yên leşkerî / li ser dilê min dîlanê dikin” (Gözlerin yürek cehennemlerimin mimarıdır / her gün / askeri postallarıyla / yüreğimin üzerinde halay çekiyor)

Arjen Ari:Bayekî mê û esmer dihêlî li dû xwe” (Dişi ve esmer bir rüzgâr bırakıyor ardında)

Yukarıdaki şairlerin dördü de Kürtlerin yaşadığı topraklardaki kuzeyli şairler. Çalışmanın dört şairle sınırlandırılmasıyla ilgili Roger Acun, şunları söylüyor:

“Çünkü akademik çalışmaların en önemli özelliklerinden biri spesifik olmalarıdır. Kurmanci şiirin kuzeyde en önemli modern şairlerinden biri bence rahmetli Arjen Ari’dir. Aramızdan çok erken ayrıldığı halde iyi bir şiir külliyatı bıraktı. Şiirlerindeki arkaik kelimelerin senfonisi ve yarattığı imgelerin orijinalliği bu seçimimde belirleyici oldu.
“Öte yandan Berken Bereh, Robindranath Tagore’un mısralarındaki berrak doğa betimlemelerini andıran harikulade estetik bir algı ile Kürt şiirinin imge sarayının mirlerinden biridir. Dilindeki haiku lezzeti benim gibi pek çok okuru göz değmemiş imge ormanlarında dolaştırır ve sözün büyüsüyle sermest eder.
“Fatma Savci, kaplan gözlerinden yaralı ceylanların cana işleyen imgelerini devşirmenin ustasıdır. Oldukça üretken olan bu şairimiz, modern Kürt şiirinde adı öne çıkan kadın şairlerimizdendir.
“Gulîzer ise yine genç yaşta şiir nehrinin yatağında gürül gürül akan orijinal çağrışımlarıyla bu çalışmada dikkat çeken ‘kadın imgeleri’nin prensesi oldu. Bu dört şairin şiir külliyatlarının ‘imge analizi’ için iyi bir örneklem olduğuna inanıyorum.”

“Kimisi onunla elini yakar, kimisi şiiri öldürür”

Edip Cansever, Kirli Ağustos’ta “imgesiyim ölümün” diyor. Peki, her şiirde imge olmalı mı, olursa bunun bir ölçüsü var mı? Acun, her şiirde imge bulunabileceğini söylüyor ve şiirdeki imge ölçüsünün iyi tutulmadığı takdirde şiiri öldüreceğini de belirtiyor:

“Her şiirde imge bulunabilir ancak sürrealist ve sembolist şiirler imge rezervleri bol olan şiirlerdir. Şairler bu tarz şiirlerde Ahmet Haşim’in dediği gibi ‘Konuşmaktan ziyade susmaya yakın dururlar.’ Bu da manayı, sözcük tüllerinin arkasında sunan imgelerle mümkündür.
“Şiirde imgenin bir ölçüsü yok. Zaten iyi şair imgenin ayarını yakalayabilendir. Şiirde imge, kalbe pompalanan kan gibidir. Eğer imgeyi fazla pompalarsanız şiiri öldürürsünüz. Az pompalarsanız şiiri sakat bırakırsınız. Yani imgenin kralı mı olmak yoksa soytarısı mı olmak işte bütün mesele bu. Genç şairlerin birçoğu, ilk başta imgelerle renkli oyuncak misketlerle oynar gibi oynamaktan çocukça bir keyif alıyor fakat bir süre sonra şiirin bu renkli misketleri, avuçlarında birer ateş topuna dönüşüyor onları da yakıyor şiirlerini de.”

Kitapta söz sanatları ile ilgili bir bölüm de var. Klasik şiirin söz sanatlarının omzunda yükseldiğini ifade eden Roger Acun, imge için söz sanatlarının da şart olduğunu söylüyor:

“Söz sanatları retoriğin bel kemiğidir. Klasik şiir, söz sanatlarının omzunda yükselmiştir. Modern şairlerin bazıları her ne kadar sanatsız bir şiirin havariliğini yapsa da aslında modern şiirin mayası olan imgeler, mecaz, istiare, teşhis gibi söz sanatlarının şiirin sofrasında bağdaş kurmasıyla kurgulanır.
“Söz sanatları mısra odaklı imgelerin en büyük enstrümanıdır. Ancak bazı şiirlerde şairler şiirin vücuduna yayılmış bir imge anlayışı ile karşımıza çıkar ki bu da özünde sözün cevherinin parıltısıyla gerçekleşir. Şiirsel metaforların harcı söz sanatlarıyla karılır. Kitapta her imgenin, kurgusal olarak hangi söz sanatlarıyla oluştuğunu da ayrıca belirtme ihtiyacı duydum.”

Kendisiyle yaptığımız muhabbeti Roger Acun, Arap şiirinin önemli şairlerinden Ebu Nuvas ile ustası Halaf El Ahmar arasında geçen bir hikâye ile bitiriyor:

“Büyük Arap şairi Ebu Nuvas, ustası Halaf El Ahmar’dan felsefe dersleri alırken şiir yazmaya başlar. Hocası bin kadim şiir ezberlemesi gerektiğini söyler. Ebu Nuvas bin şiir ezberleyince hocası, bunları unutuncaya kadar şiir yazmaması gerektiğini söyler. Ebu Nuvas, bir tek dize bile hatırlamadığını fark ettiği gün, hocası Halaf El Ahmar, ‘Aferin Ebu Nuvas, git ve şimdi şiir yaz’ der.
“Bunun anlamı şudur: Önce kadim şiir geleneğini çok iyi bilmek ama o geleneğin esiri olmamak ve kendi sesini bulmak için geleneğin çemberini kırmak gerekir. Bu da orijinal imgelerin mimarı olmayı gerektirir.”

* Roger Acun, dün (28 Eylül) kapılarını açan Diyarbakır Kitap Fuarı’nda, 3-4 Ekim tarihlerinde J&J Yayınları standında kitabını imzalayacak.

Previous post
Bakanlık açıkladı: Bu yıl yangınlarda 5 bin 469 hektarlık alan zarar gördü
Next post
Bir yılda cinsel saldırı ve istismarda yüzde 37 artış yaşandı