Ana SayfaGüncelKayyum, işkence ve fazlası: Cenevre’de Türkiye’ye insan hakları eleştirisi

Kayyum, işkence ve fazlası: Cenevre’de Türkiye’ye insan hakları eleştirisi

HABER MERKEZİ – Türkiye’nin insan hakları karnesinin BM üyesi ülkelerce değerlendirildiği Evrensel Periyodik İnceleme’de birçok ülke ifade özgürlüğüne saygı duyması yönünde Türkiye’ye çağrılar yaptı. Sivil ölümlerden tutuklama ve kayyumlara, sosyal güvence yoksunluğundan mülteci kadın ve çocukların durumuna dek bir dizi ihlalin sıralandığı oturumlarda sert bir dille eleştirilen Türkiye’nin savunması ise “insan hakları alanında çok önemli çalışmalara imza atıldığı” yönünde oldu.

Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi Evrensel Periyodik İnceleme Çalışma Grubu’nda (Universal Periodic Review/UPR) Türkiye’de insan haklarının durumu ele alındı.

Grupta, Türkiye ile ilgili daha önce BM’nin çeşitli organları tarafından hazırlanmış raporlar ve yine daha önceki Periyodik İnceleme çalışma sürecinde yapılan öneriler ışığında hazırlanmış bir rapor okundu.

Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre, Türkiye’ye sert eleştirilerin getirildiği raporlarda sokağa çıkma yasakları dönemindeki sivil ölümlerden muhaliflere dönük baskılara dek bir dizi ihlal sıralandı.

Sivil ölümlerden tutuklama ve kayyumlara

2015 ve 2016 yıllarında uygulamada olan sokağa çıkma yasakları sürecinde Cizre bodrumlarında yaşanan sivil ölümlere dikkat çekilen raporda Türkiye’nin, İnsan Hakları Komiseri ve heyetinin bölgeye gidip yerinde inceleme yapmasına izin vermediği belirtildi.

Komiserliğin bölgedeki durumu uzaktan takip ettiği ve konuyla ilgili raporları bu şekilde hazırladığı ifade edildi.

Türkiye’de özellikle 2016 yılından itibaren işkence olaylarında artışların yaşandığına dikkat çekilen raporda, yargı mensupları, akademisyenler, gazeteciler ve siyasi muhalefete yönelik baskıların arttığı kaydedildi.

177 tane medya kuruluşunun kapandığı ve medya kuruluşlarının çeşitli birimlerinde çalışan 10 bine yakın insanın işten atıldığı notunun aktarıldığı raporda, mesleklerini icra eden gazetecilerin “terörle mücadele yasaları” kapsamında yargılandığına dikkat çekildi.

“Terörle mücadele” yasalarının muhalefeti susturma aracı halene getirildiğinin kaydedildiği raporda, ayrıca seçimle seçilmiş belediyelere yönelik kayyum uygulanmasının bir insan hakkı ihlali olduğu hatırlatıldı.

Farklı etnik ve dini azınlıklara yönelik ayrımcı uygulamalara da dikkat çekilen raporda, kadınlara yönelik ayrımcılık ve şiddetin son bulması için de Türkiye sorumlu davranmaya çağrıldı.

Çocuk evlilikleri ile çok eşliliğin de ele alındığını raporda, Türkiye’nin her türlü şiddet biçiminin önlenmesi ve ayrımcılığın son bulması konusunda gerekli yasal ve pratik adımlar atması gerektiğine yer verildi.

Sosyal güvence yok

Çalışma yaşamı alanında da Türkiye’deki ihlallere dikkat çekilen raporda, özellikle 2016 yılından itibaren on binlerce kişinin işten atıldığı belirtildi.

Sağlık, eğitim, sosyal güvenlik hakları konusunda Türkiye’nin sorumluluklarının hatırlatıldığı raporda, Türkiye’nin birçok uluslararası yasayı ihlal ettiği ifade edildi.

Mülteci kadın ve çocukların durumu

Raporda Türkiye’nin milyonlarca Suriyeli mülteciye kapılarını açtığı ifade edilse de özellikle çok sayıda Suriyeli kadın mültecinin fuhuşa zorlandığı, çocukların da zorla çalıştırılıp insan ticaretine kurban gittiğine dikkat çekildi.

Türkiye’ye, her türlü kölelik formunun uluslararası hukuka ve temel insan haklarına aykırı olduğu hatırlatıldı.

Kıbrıs uyarısı

Kıbrıs konusunda da Türkiye’ye eleştirilerin yapıldığı raporda, Türkiye’nin uluslararası hukuk çerçevesinde hareket etmesi çağrısında bulunuldu.

Türkiye’nin savunması

Resim

Daha sonra Türkiye heyeti adına söz alan Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Büyükelçi Faruk Kaymakcı, bu raporlara karşı savunma yaptı.

Kaymakcı, Türkiye’nin insan hakları alanında çok önemli çalışmalara imza attığını savundu.

“Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğü alanında uluslararası standartlardan faydalanan aktif ve çoğulcu bir medya topluluğu bulunmaktadır” diyen Kaymakcı, öte taraftan Türkiye’de herkesin barışçıl toplantı ve örgütlenme hakkına sahip olduğunu ve bunun da Anayasa ile güvenceye alındığını söyledi.

Mevzuata aykırı olmadığı sürece herhangi bir müdahalenin olmadığını kaydeden Kaymakcı, 2018 tarihinden itibaren yapılan yaklaşık 90 bini aşkın gösteriden sadece yüzde birine yakınına mevzuat uygun olmadığı gerekçesiyle müdahalenin olduğunu ifade etti.

Raporda eleştiri konusu olan kayyumları “Belediye başkanları hakkında terör örgütüne yardım ve yataklık hakkında açılan davalar ve yargılamalar var” diyerek savunan Kaymakcı, KHK kapsamında insanların işten atılması eleştirilerine ise “Bu konuda bağımsız hukuk kurumlarının var olduğunu, yapılan itirazların ele alan bir komisyonun kuruldu” şeklinde cevap verdi.

Eleştiri ve öneriler

Daha sonra üye 133 ülke sırasıyla söz hakkı alarak Türkiye’nin raporunu değerlendirdi.

Katar, Yemen, Afganistan, Azerbaycan dışında hemen hemen bütün ülkeler Türkiye’yi sert dille eleştirdi.

Başta ABD ve AB üyesi ülkeler olmak üzere söz alan devlet sözcülerinin büyük bir kısmı Türkiye’yi basın ve ifade özgürlüğü konusunda saygı göstermeye çağırdı.

Halkın oylarıyla seçilmiş insanların görevden alınmasına ve tutuklanmasına son verilmesi çağrısı yapan sözcüler, tutuklama ve gözaltı furyasına son verilmesini istedi.

Kadına yönelik şiddet ve çocuk evlilikleri konusunda da Türkiye’yi eleştiren neredeyse bütün üye devletler, Türkiye’nin ayrımcılığa son vermesi çağrısı yaptı.

Oturumlarda söz alan Suriye ise Türkiye’nin ülkenin kuzeyinde demografik yapıyı değiştirdiğini söyledi.

Suriye temsilcisi “Türkiye’nin işgale derhal son vermesini” isterken, ABD de Kuzey Suriye konusunda Türkiye’ye bağlı grupların işlediği suçlara dikkat çekti.

Resim

Eleştiri ve önerilerin ardından tekrar söz alan Türkiye heyeti başkanı Faruk Kaymakcı, kadına yönelik eleştirilere, “Buraya gelen heyetimizin çoğu kadın, neredeyse tek erkek benim. Öte yandan Türkiye’ye kadınlara seçme ve seçilme birçok ülkeden önce, 1934 yılında verdi. Türkiye kadın hakları konusunda çok önemli çalışmalar yapmıştır. Çocuk evliliklere karşı da önemli yasal düzenlemeler yapılmıştır” şeklinde yanıt verdi.

Türkiye’nin komşularının toprak bütünlüğüne saygı gösterdiğini savunan Kaymakcı, “Burayı birçok devlet kendi politik emelleri için politize etmeye çalışıyor. UPR’yi politize etmeye kalkmayın” dedi.

Hak örgütleri ne diyor?

img

İnsan Hakları Platformu (İHOP) Genel Koordinatörü Feray Salman, Türkiye oturumunda İHOP’un raporu bakımından toplumsal cinsiyet eşitliğine yapılan vurgunun önemli olduğunu belirtti. Salman BM ve Türkiye’nin raporları ile tavsiyeleri şöyle değerlendirdi:

“Akademik özgürlükler ve üniversitelerin özerkliği ile ilgili tavsiyeler aldı. Bunların yerini bulmuş olmasını önemsiyorum. İyi ki OHAL’i raporlamışız, bu çok önemliydi. Orası gerçek anlamda pek çok zemin tanıyor.

“Devletin raporu problem tanımından son derece uzaktı. Tanımlamadığı problemleri ‘çözeceğim’ dediği bir zemin üzerinde hazırlanmış. Zorla kaybedilme bugüne ait olarak kullanıldı. Bu önemliydi. Paris Prensipleri meselesi çok vurgulandı.”

Türkiye’nin insan hakları sicilinin ele alındığı oturumu değerlendiren İnsan Hakları Derneği’nden (İHD) Barış Karacasu ise barış süreci, hapishaneler, Kürt meselesi, insan hakları savunucularına dair bir tavsiye olmadığını ifade ederek, “Cezaevini hiç duymadık. Pek çok düz tavsiyeler vardı” eleştirisinde bulundu.

Previous post
Kılıçdaroğlu: Nereye harcadınız deprem vergilerini?
Next post
Gülistan Doku 24 gündür kayıp