Ana SayfaDünyaOrada IŞİD hala canlı: Hol Kampı’ndan izlenimler

Orada IŞİD hala canlı: Hol Kampı’ndan izlenimler

HABER MERKEZİ – Kuzey Suriye’de Haseke’nin güneydoğusunda yer alan Hol Kampı, onlarca farklı ülkeden binlerce kişiyi barındırıyor. Kampın tamamına yakını kadın ve çocuk. Özellikle IŞİD’le hareket eden kadınların kaldığı kampta örgütün düşünce ve yaşam tarzı hala canlı. Kamptaki ölümler de buna işaret. Hol’de son 6 ayda 30’a yakın kadın ve çocuk öldürüldü. Öldürülenlerin ‘IŞİD’in kurallarına göre yaşamadığı için’ hedef olduğu belirtiliyor. Gazeteci Fatma Koçak ‘dünyanın en tehlikeli kamplarından biri’ olarak gösterilen Hol Kampı’na gitti, orada kalanlara mikrofon uzattı, olan biteni yerinde gözlemledi. Onun izlenimlerini paylaşıyoruz.


Haber: Fatma Koçak


“Dünyanın en tehlikeli kamplarından biri” olarak gösterilen Hol Kampı’nda 2 Ocak’ta Iraklı iki kişinin cenazesi bulundu.

Kamptan gelen bu ölüm haberi ilk değil. Kamp idaresinin verdiği bilgilere göre Hol’de son 6 ayda 30’a yakın kadın ve çocuk öldürüldü.

Geçtiğimiz yaz Sodermini adında 30 yaşında Endonezyalı hamile bir kadın ölü olarak bulunduğunda, doktorlar onun ‘feci şekilde darp’ ile öldürüldüğünü tespit etti.

Yine Ekim 2019’da cenazesi bulunan Fas uyruklu bir kadının boğularak öldürüldüğü tespit edildi.

Ağustos ayında ise 14 yaşında Azerbaycanlı bir kız çocuğu sadece başörtüsü takmadığı için ninesi tarafından öldürüldü.

Bunlar kampta meydana gelen cinayetlerden, bir başka deyişle IŞİD’li kadınların işlediği cinayetlerden sadece bir kaçı.

Peki, kampın bu denli “ölümcül” olma nedeni ne? IŞİD zihniyeti kampta nasıl can buluyor?

İstisna bir örnek: Hol Kampı

Dünya genelinde savaştan kaçanlar için oluşturulan yaşam alanlarına “mülteci, sığınmacı ya da göçmen kampı” deniliyor. Bu amaçla kurulan kamplar iki şekilde tarif ediliyor.

Birincisi, ülkelere arası savaşta can güvenliği olmayan siviller için oluşturulan nispeten güvenli bölgeler.

İkincisi ise iç savaş ya da işgal nedeniyle yerinden edilen siviller için güvenli alanlarda kurulan barınma alanları.

Dünya örneklerinin hemen hemen hepsinde bu kampların sorumluluğu Birleşmiş Milletler’e (BM) ait.

Ancak bir istisna var. Kuzey Doğu Suriye’de, Haseke’nin güneydoğusunda kalan Hol Kampı.

2014 yılından itibaren Suriye ve Irak’ta gerçekleştirdiği katliamlarla korku iklimi yayarak bölgede işgal saldırılarına başlayan IŞİD’in yani Irak ve Şam İslam Devleti’nin toprak hakimiyeti, Demokratik Suriye Güçleri’nin (DSG) eliyle 21 Mart 2019’da Derazor’un Baxoz kasabasında sonlandırıldı.

Buradan kafileler halinde çıkan kadın ve çocuklar Hol Kampı’na yerleştirildi.

48 ülkeden 20 bine yakın kadın ve çocuk

48 ülkeden ‘cihad’ adı altında Suriye ve Irak’a işgal için gelen kadın ve çocukların tutulduğu Hol Kampı, BM dahil uluslararası yardım kuruluşlarının görmezden geldiği bir yer.

Ülkeler kendi vatandaşlarını almaya yanaşmıyor ve BM dahil uluslararası kurumlar güvenlik ve ihtiyaç gibi destekleri kampa sunmuyor.

Kampın tüm ihtiyaçları Kuzey Doğu Suriye Özerk yönetimi ve birkaç gönüllü kuruluş tarafından karşılanıyor.

IŞİD ile sonuna kadar birlikte hareket eden dünyanın her yerinden gelen kadınlar, “cihad nikahı” ile evlendikleri erkeklerden olma çocukları ile geldikleri kamp da aynı karanlık zihniyeti canlandırmaya çalışıyor.

Bu kadınlar, çocuklarını yardım kuruluşlarının okullarına göndermiyor.

Kampta bulunan kız çocuklarının başı 4 ila 6 yaşından itibaren kapatılıyor ve bu çocuklar hicaba büründürülüyor. 6 yaş üstü hicap giymeyen kız çocukları ve anneleri cezalandırılıyor.

Buz dağının görünen yüzü

Yansıyanlar buz dağının görünen yüzü. Kamptaki IŞİD’liler Türkiye’nin operasyonlarından da medet umuyorlar.

IŞİD’lilerin kamp içinde insanlık dışı yöntemleri yeniden devreye koymaya çalıştığını tanıklar anlatıyor. Bu anlatımlar ise kampta olup biteni çarpıcı bir şekilde ortaya koyuyor.

Gerçek ismini güvenlik gerekçesiyle vermeyen Eyşe, kamp içine çeşitli yollardan sokulan telefonlar aracılığı ile Telegram uygulaması üzerinden IŞİD’in emirleri ile haberleşildiğini ve talimatların oradan alındığını söylüyor.

Eyşe, kendi aralarında IŞİD kurallarına göre yeniden örgütlenen kadınların, bu yaşam tarzına göre hareket etmeyenleri tespit etmek için gözcüler görevlendirdiğini söylüyor.

Eyşe’ye göre gözcülerin görevi kamp içerisinde IŞİD’in düşünce ve yaşam tarzından uzaklaşmak isteyen kadınlar tespit etmek.

Can güvenliği için gerçek ismini vermeyeceğimiz Esma ise ikinci aşamada “Şeriat Mahkemesi” kurulduğunu ve “suçlu” bulunan bu kadınların çocukları ile birlikte yargılandığını ve çeşitli cezalara çarptırıldığını dile getiriyor.

Kendisinin de bazı kadınların mahkemesine katıldığını aktaran Esma, IŞİD’in yaşam tarzını benimsemeyen kadınları cezalandırmak için üç ay kadar önce Fransız, Faslı, Rus ve Türk kadınlardan oluşan “El Xisbe” adında bir infaz timi kurulduğunu belirtiyor.

“El Xisbe” ismi IŞİD’in kampta yeniden örgütlendiğinin açık işareti olarak dikkat çekiyor. Çünkü örgütün işgal ettiği kentlerde kadınlardan oluşturduğu “ahlak zabıtası”na “El Xisbe” denildiği biliniyor.

Esma, kadınların hangi gerekçelerle cezalandırıldığını özetle şöyle aktarıyor: renkli elbise giymek, 6 yaşından büyük kız çocuklarının kapatılmaması, müzik dinlemek, çocuğunu okula göndermek, kamp idaresi ile izinsiz konuşmak.

İnfaz ekibinin işinin sadece öldürmek olmadığını dile getiren Esma, birçok kadının farklı yöntemlerle cezalandırıldığını belirtiliyor. Bu yöntemler ise şiddet, işkence, çadır yakma, çocukları elinden alma…

Kameralar önünde konuşanlara yönelttiğimiz sorular ya yanıtsız kalıyor ya da bilindik propaganda ile karşılaşıyoruz.

Gümüşhaneli Emine Kaya 72 yaşında. 6 yıl önce kızı, oğlu ve eşi ile birlikte IŞİD’e katılmış.

“Bu kampta kadınlar öldürülüyor, bilginiz var mı?” diye sorduğumuz Emine, “Bilmiyorum, ben bir şey görmedim” cevabını veriyor.

“Türkiye’ye gitmek istiyorum, 6 yıldır çıkmaya çalışıyorum. Yapamadım, kaldım” diyor.

“Korkmuyor musun gitmekten?” sorumuza ise “Yok, onlar bize bir şey yapmaz, gelirken bir şey demediler giderken de demezler” diyerek, dikkat çekici bir yanıt veriyor.

Azerbaycanlı Ayşehan Vali de 6 yıl önce “cihada hizmet” için Türkiye üzerinden Suriye’ye geldiğini anlatıyor.

Dört IŞİD’li erkekle evlenen ve dört çocuğu olan Ayşe, “Koşullar çok zor, korkuyorum, başıma bir şey gelmeden buradan çıkmak istiyorum” diye belirtiyor. “Neden korkuyorsun?” sorumuzu ise yanıtsız bırakıyor.

60 yaşındaki Kırgızistanlı Hanife Nur Mihemmed de 5 yıl öne iki kızı ile birlikte Türkiye üzerinden Suriye’ye geldiğini söylüyor.

Kamptaki kadınların öldürülmesine ilişkin sorduğumuz soruya, “Ben görmedim, bilmiyorum ama birisi öldürülmüşse hak etmiştir” diye, onaylayan bir yanıt veriyor.

İman El Eli’nin verdiği yanıt ise IŞİD’in zihniyetinin kamptaki yeniden örgütlenmeye başladığını özetler nitelikte: “Evet öldürülen kadınlar var. Kimse hak etmeden öldürülmez. Neden beni kimse öldürmüyor? Öldürülüyorlarsa hak etmişlerdir. Kimse durduk yere öldürülmez. Allah-u Teâlâ’nın kuralları dışına çıkmış küffara bulaşmıştır öldürülenler. Öldürülmeyi hak etmişlerdir. Ben görmedim ama hak etmişse öldürülmüştür!”

Feryal Hamid El Navaf da aynı görüşleri destekliyor: “Ben görmedim, kim yapıyor bilmiyorum. Ama kadın yoldan çıkmışsa, cadılık yapmışsa, yakılmayı da öldürülmeyi de hak eder.”

Hol Kampı hakkında

Kuzey Doğu Suriye’nin Heseke kentinin doğusundaki Hol kasabasının hemen yanında bulunan Hol Kampı, dünyanın en kalabalık 6’ıncı kampı.

Kamp aslında 1991 yılında Suriye rejimi tarafından Filistinli mültecilerin barınma mekanı olarak kurulmuş. Zaman içinde boşalan kampa bu defa Irak savaşından kaçan mülteciler yerleştirilmiş.

2014’te IŞİD’in Musul’u işgalinin ardından buradan kaçan Iraklı göçmenlere ev sahipliği yapan kamp, 2016’da Kuzey Doğu Suriye Özerk Yönetimi’nin denetimine geçiyor.

Bu yılın başına kadar 20 bin kişinin kaldığı kampa, 21 Mart 2019’ta IŞİD’in Derazor’un Baxoz kasabasından toprak hakimiyetinin bitirilmesinin ardından binlerce kişi getirildi. Böylece kampın nüfusu neredeyse üç kat arttı.

Hol Kampı İdaresi’nin verdiği bilgilere göre kampta kalanların demografik özellikleri ve sayısı şöyle:

  • Irak vatandaşı: 30 bin
  • Suriye vatandaşı: 26 bin
  • Yabancı uyruklular: 18 bin 023
  • Yabancı uyruklu kadın: 10 bin 884
  • Çocuk: 7 bin 139 (Bunlardan 3 bin 496’sı kız çocuk, 3 bin 643’ü ise erkek çocuk)
  • Toplam kamp nüfusu: 74 bin 023

Yabancı uyrukluların hepsi Baxoz’dan çıkanlar ve 48 ayrı ülke vatandaşı olan kadınlar ile bu kadınların çocukları. Bu ülkelerden bazıları da şöyle: Azarbeycan, Rusya, Türkiye, Türkmenistan, Kırgızistan, Özbekistan, Çeçenistan, Tunus, Fas, Suudi Arabistan, Fransa, Mısır, Lübnan, Almanya, Norveç, Belçika, Hollanda, Avusturalya, Finlandiya, Amerika, Çin (Uygur), Hindistan, İtalya.

Toplam 8 ayrı bölümden oluşan kampta Iraklı ve Suriyeliler ayrı bölümlerde, diğer 48 ülkeye mensup kadınlar ve bunların çocukları ise ayrı bir bölümlerde tutuluyor.

Previous post
Kasım Süleymani suikastı: Neler oluyor, kim ne diyor?
Next post
Emekli işçi: Sağlıktaki sömürüyü iliklerime kadar hissettim