Ana SayfaYazarlarElend AydınSilahsızlandırma çalışmaları

Silahsızlandırma çalışmaları


Elend Aydın


“Zaman silahsızlandırma çalışmalarını çoktan sona erdirdi, bizim bütün yaptıklarımızı masum çocuk yaramazlıklarına dönüştürdü. Şimdi Ricardo’nun bifteğine yaptığı gibi sen de var gücünle yarınların üzerine atla.”

“Federico Federico”, Eugene Schoulgin, İthaki Yayınları

Nasıl? Sondan başlarsak: yarınların üzerine “atlama” faaliyetleri nasıl gidiyor? Atlaya atlaya “yarın” bırakmıyor muyuz, yoksa “yarın” diye atladığımız, hep dün mü çıkıyor?

Bir de “silahsızlandırma çalışmaları” var! Mevcut dünyada silah tüccarlarının gündeme getirip gündemden kaldırdığı “silahsızlandırma çalışmaları”nın hakikisini, meğer zaman yürütüyor, bütün yaptıklarımızı “masum çocuk oyunları”na dönüştürüyormuş diyebiliyor muyuz gerçekten?

Gece yarısı sesleri, neden hep böyle “gece yarısı sesleri”dir acaba? Çocukluk ya da yetişkinlik, burası ya da orası fark etmiyor: gece yarısı, hep kendine has sessiz sesiyle bir şeyler yapıyor. Acaba zaman, en çok gece yarısında mı işbaşı yapıp silahları topluyor; belleği, kar bürümüş bir tarlanın sessizliğine vererek, olmadık seferler düzenliyor ruhumuza? Ama gece yarısı ya da değil, silahlı ya da “silahsız” olsun, zaman sürüklüyor işte her şeyi, sabahın gelmesini hiçbir şey engellemeyecek. Ama kötü olan, bu akışa rağmen kötülüğün sürmesi, tüm sıradanlığıyla… Zaten sıradan kalmak da kötülüğün ta kendisidir. Misal “güzel” Türkiyemiz’de rütbe, sıfat, konum ne olursa olsun en çok duyulan, en sıradan cümle şudur: “Yapacak bir şey yok!” Üstelik bu “muzaffer” cümleyi kullanmadan önce tüm zorluklar, şikayetler, zam ve krizler sıralanıyor ve… Ve yapacak bir şey yok! O zaman ne diye onca cümleyi ardı ardına dizdin? Onca analiz, serzeniş ve tespit; “yapacak bir şey yok” demek için miydi? Bu sıradanlık masum olabilir mi? Şimdi zaman, nasıl “silahsızlandırma çalışmaları” suretiyle tüm yapılanları “masum çocuk oyunlarına” dönüştürsün ki?

Yok ama, ağızlardaki bayat sakız olan “yapacak bir şey yok” bir gergedana dönüşerek herkesle birlikte muhtemel gül bahçelerine dalıyor. Muhtemel gül bahçeleri, evet, muhtemel özgürlük ormanları, muhtemel eşitlik bayırları, muhtemel kızkardeşlik-kardeşlik vadileri; bu gergedan kadar büyümüş bayat sakız yüzünden hayat bulamıyor. Çünkü ağızlar gergedan cüsseli bayat sakızla dolu, ruhlar, düşler ve gerçekler de. Oysa yapacak bir şey, her zaman vardır. Hatta sadece bir şey değil, yapacak çok şey vardır; bu sakızı bırakmak o çok şeyden sadece biridir. Üstelik bu cümle, insanlık onuruna, insan olma onuruna, o yılmaz diyalektiğine karşı yükseltilen en kahredilesi prangalardan biridir egemenlerin. Şimdi nasıl da memnun izliyorlardır bu içler acısı hali; onların tenezzül buyurup empoze etmeye çalışmasına bile gerek yok, zira her ağzını açan o küflü balonu patlatıyor: Yapacak bir şey yok! Nasıl nemalanmasınlar bundan, değil mi? Onların işi bu!

Sıradanlık hem kendine hem zamana zulümdür. Bayat sakızdaki sıradanlığı atalım atmasına “silahsızlandırma çalışmalarını” bizim için de yapmasına engel olmayalım ey gergedanseverler derneği üyeleri!

Previous post
‘Tabi bu arada’ rezaletin ustalık dönemindeyiz
Next post
İsrail'den Suriye'ye hava saldırısı: En az 23 kişi öldü