Ana SayfaYazarlarBircan DeğirmenciKültür taşıyıcıları: Lawje

Kültür taşıyıcıları: Lawje

HABER MERKEZİ – Lawje… Hakkari bölgesinde stran, şarkı anlamına geliyor. Lawje grubu da adını buradan alıyor. Dengbêjlerden beslenen grup, verdikleri her konserde kendi yorumlarıyla seslendirdikleri her bir şarkının hikayesini de anlatmaya çalışıyor. Amed Şehir Tiyatrosu’na destek için geçtiğimiz günlerde Amidart’ın organizasyonu ve desteğiyle Diyarbakır’da bir konser düzenlediler. Gündem Corona virüsü kuşkusuz ancak sosyal medyada görmeyenimiz kalmamıştır karantina altındaki İtalya sokaklarına evlerden yayılan müzik sesini. Kulak vermek isteyenlere bizler de Lawje’nin müziğini ve hikayesini aktarıyoruz.


Bircan Değirmenci


Divan kurulmuş, sazbendler kutsal enstrümanlarını ellerine almış, ibadet edercesine transa geçerek, yarattığı tınılarla peşinden sürüklüyor aynı huşu içerisinde dinleyenleri. Seid Yusiv başlıyor önce “Çawa tu herî min livir bihêli (Hangimiz götürebildi ki arkasında kalanları)” diyor henüz toprağı soğumadan. Ciwan Haco “Zînê zanibi ez ne bê bextim (Zînê bilesin ki ben vefasız değilim)” diyerek, Zîne’sine sesleniyor. Aram Tigran “Penaberin penaber, wek koçera der bi der (Mültecidirler mülteci! Göçebeler gibi kapıdan kapıya.)” derken göç yolları geçiyor gözlerimizden. Şivan Perwer’le göz göze geliyor Ape Aram, “Gulîzer” düşüyor aklına Şivan’ın.

Hesen Şerif alıyor sözü “Hey lo dilo” diye devam ediyor. Hozan Serhed, “Payîze” ile yüreklerdeki kor ateşi harlarken; doktor, müzisyen ve aynı zamanda balerin olan Sûsika Simo tüm zarafetiyle dans ediyor. Eyşe Şan’ın suriçi sokaklarında acısını haykıran sesine kulak veren Meryem Xan’ın kadife sesi “Daye rebenê” diyerek çağıldıyor.

Mihemmed Şêxo’nun “Ay lê Gulê” şarkısı muhteşem bir uyumla hep bir ağızdan söylenirken Hesen Zîrek’in Newroz şarkısı küllenen umudu yeniden diriltiyor. Taha Akreyî, Eyaz Yûsiv, Ebdülwehit Zaxoyî, Erdewan Zaxoyî, Tehsîn Taha.. Biri bitirirken diğeri alıyor kelamı. Kimi kavuşamadığı sevdasının acısını, kimi coşkusunu, kimi hasretini, kimi yüreğindeki yangını, kimi kalp ağrısını, kimi ise bambaşka sevdalara olan bağlığını haykırıyor.

Her biriyle kendi yaşanmışlığımızdan bir şeyler bularak, hüzünlenip, sevinip, coşkuya kapılıp, etrafımızı sarmalayan hayatın hengamesinden uzaklaşıp başka bir aleme dalarak hepsinin ortak paydası olan aşkta buluşuyoruz. Bu mistik ortamdaki Şevbuhêrk tamamlandığında kopan alkışlar daldığımız alemden çıkartıyor bizi. Karşımızda Lawje grubu tüm naifliği ve tevazusuyla selamlıyor stranları birlikte seslendirdiği dinleyicisini. Kürt müziğinin duayenlerinin kuşaktan kuşağa aktarılarak günümüze kadar gelen klasikleşmiş eserleriyle gönüllerimize ulaşan Lawje grubu Lawjeyên Evîne adlı konsept projesiyle Diyarbakırlı dinleyicisiyle buluştu.

Konser öncesi grubun çekirdek kadrosu olan Ali Tekbaş, Ali İmran Erin, Serhat Bostancı ve İbrahim Odak ile bir araya geliyoruz. Grubun solisti Ali’yi önceden tanıyorum ama diğerleriyle yeni tanışıyoruz. Aynı yaşlarda, gözleri aynı ışıltıyla parlayan bu gençler Hakkari’deki çocukluk yıllarından beri arkadaşlar. Sohbetleri de tıpkı sahnedeki gibi uyum içerisinde devam ediyor. Biri konuşurken diğeri tamamlıyor sözünü; paslaşarak, destekleyerek, eşit biçimde ve birbirlerini kollayarak.

1988’de Halepçe’deki katliamdan sonra ailesinin Hakkari’ye göç ettiği Ali’nin sesinin güzelliği Serhat’ın bağlaması, Ali İmran’ın perküsyonuyla birleşmiş. Erivan Radyosu’nda Şivan Perwer, Mihemed Şêxo, Mihemed Arif Cizrevî’nin sesi  ve yasaklı kasetlerin yanısıra evlerinde, köşede, beride birçok dengbêjin sesiyle yoğrulmuş çocuklukları.

Bu gençler biraraya gelerek Hakkari bölgesinde stran, şarkı anlamına gelen Lawje adlı müzik grubunu kuruyorlar. 2003 yılında başka bir grup tarafından Hakkari’yi tanıtan bir kitapçıkla birlikte Hakkari müziği ile derlemeleri biraraya getiren Eyhok adlı bir albüm çıkıyor. Bu grupta yer alan arkadaşları Serdar Özdinç ve Bülent Çetin’in teşvik etmesiyle Lawje grubu derin bir gelenek ve kültüre sahip Hakkari bölgesinde derleme çalışmalarına başlıyorlar.

Dengbêjlerden besleniyorlar

Çatışmalı süreçte köyler boşaltıldığı için dengbêjler de artık şehir merkezinde olduklarından ulaşmaları çok zor olmuyor. Fakat bu derleme çalışmalarını sadece Hakkari’de değil, Botan, Beytüşşebep, Behdinan, Zaxo ve Şırnak’ı da kapsayan bir bölgede yapıyorlar.

Gittikleri yerlerde dengbêjler önceden hazırlanıp, en güzel kıyafetlerini giyerek sevgiyle karşılıyor onları. Çünkü bölgede yaşanan tüm toplumsal olaylar, kahramanlıklar, aşklar, savaşlar, hüzünler ve sevinçler dengbêjlerin dilinden aktarılarak, sözlü kültürle devam ediyor. Onlar da bir şekilde bunların anlatılmasını, gelecek kuşaklara aktarılmasını kıymetli bulduklarından bu gençlere kapılarını açıyor. Dengbêjler gençlere usta-çırak ilişkisi içerisinde söyledikleri kilamların hikayesini anlatıyor, nasıl yorumlanacağını da belletmekten geri kalmıyorlar.

Kimi zaman geç kaldıkları için üzüldükleri durumlar da oluyor. Örneğin Şemdinli’de yüz yaşına yaklaşmış ve artık konuşmakta zorlanan Tavis adlı kadın bunlardan biri. Tavis, çocuklarının anlatımıyla etraftaki tüm dengbêjlere kilamları öğreten ana kaynakmış, bilmediği kilam yokmuş ama grup üyeleri o kadından hiçbir şey alamamış ve belki de kayıt altına alınmadığı için söylediği kilamları çoğu kaybolup gitmiş.  O nedenle herkesin kişisel arşivini oluşturmasını çok önemli buluyorlar. “En azından çocuklarına, torunlarına bıraksa. Daha sonra genel bir arşivde toplanabilir” düşüncesindeler.

Bir arşiv çalışması: Selîqe albümü

Grup üyeleri topladıkları derlemeleri arşive dönüştürmek için albüm çalışmasına başlıyor. Bunu yaparken de her bir kelimenin sorumluluğunun taşıyarak, söyleniş biçimi için konunun ehli olan birkaç kişiye teyit ettirerek adeta bir cerrah titizliğinde işlerini yapıyorlar.

2013’te Selîqe (söyleyiş biçimi, yorum) adlı Kalan Müzik etiketiyle 13 derlemeden oluşan albüm başucumuzdaki yerini alıyor. Bu albümdeki 13 eserin her biri heyranok, payizok, bêrîte, narînk, şeşbendî şeklinde örneklemelerden oluştuğu için aslında 40’a yakın şarkı bulunuyor.

Yaşayarak ve yaşatarak aktarıyorlar

Kendileri zaten bu kültürün içerisinde yaşadıkları için hangi şarkının hangi mevsimde, hangi ruh haliyle söylendiğini, her bir parçanın duygusunu, gırtlağını, namesini biliyorlar. Yayla zamanında veya kız almaya giderken, dini içerikli ya da düğünlerde söylenen şarkıları adeta içinde yaşayarak ve yaşatarak dinleyiciye aktarıyorlar. İlk kez aranje edilerek söylenen ve kulağa aşina olmayan bu eserleri bir albümde toplamak aslında risk taşımasına rağmen, bu durum kültür aktarımına ve arşiv çalışmasına önem veren grubun fikrini değiştirmemiş. Albümün ardından daha görünür oldukları için bu kez Siirt, Şırnak, Uludere, Şemdinli’den “dedem, nenem veya amcamın size anlatacakları var” diyerek arayanlar olmuş. Verdikleri konserlerde kendi yorumlarıyla seslendirdikleri her şarkının hikayesini de anlatmaya çalışıyorlar.

Başka çalışmalarda da yer alıyorlar

Hüseyin Karabey’in “Sesime Gel” adlı uzun metraj filminin ayrıca belgesel filmlerin müziğini yapan Lawje, İstanbul Film Festivali’nde de en iyi film müziği ödülüne layık görüldü. Grubun solisti Ali Tekbaş, Kürtçe sahnelenen Hamlet, Mem û Zîn ve Tosca müzikalinde de bestelediği ve yorumladığı eserlerle yer aldı. Tekbaş, her bir çalışmanın kendisine ve Kürt kültürüne bir şey kattığını ve bu gösterilerde yeni bir beste yaparak üretimde bulunduğunu hatırlatıyor.

Grup üyeleri Kürt müziğindeki bazı eserlerin dilin ve şarkının temel yapısının korunması suretiyle farklı biçimde söylenmesine karşı değiller. “Özünü bozmadan, yeniden düzenlenerek, yan melodiler ya da başka enstrümanlar eklenebilir, bir şey değişmemiş oluyor. Sen ona sadece biraz tuz, baharat eklemiş oluyorsun. Mesela Reşo’nun söylediği kilama Şakiro’nun bir şey katmadığını söyleyemeyiz. Ancak hikayeye, makama ve dile sadık kalmak, korumak önemli.”

Derlemelere devam eden grup üyeleri bu çalışmaların kalıcı olması ve gelecek kuşaklara bu geleneğin aktarılması için bir okul haline gelmesini arzuluyorlar. Bu derlemelerin yazılı hale getirilmesi, edebi yönünün ve ortaya çıkış hikayesinin araştırılması için bir merkezde toplanmasını ve gençlere bu çalışmanın nasıl yapılacağına ilişkin metotlar öğretilmesinin önemine vurgu yapıyorlar.

Lawje yaptıkları derlemeler sonucunda Seliqe 2 albümünün ön hazırlıklarını da tamamlamış. Bugünlerde ise bazı konsept projeler yapıyorlar.  Çocukluklarından beri dinledikleri ve beslendikleri Kürt müziğinin önemli isimlerinin klasikleşmiş aşk şarkılarından oluşan Lawjeyên Evine adıyla konser veriyorlar. Grup bu projenin de albüm hazırlığına yakında başlayacak.

Fotoğraf: Bilal Güldem

İstanbul ve Diyarbakır’ın ardından Mardin ve Batman’da da izleyiciyle buluşmak isteyen Lawje konseri korona virüsü önlemi nedeniyle iptal edildi. Van, İzmir, Mersin ve Hakkari’de konser vermek de grubun planları arasındaydı… Yolları açık olsun.

Previous post
Gazi ve 1 Mayıs Mahallesinde katledilenler anıldı
Next post
Canlı Blog | 'Corona' salgınında son durum