Ana SayfaYazarlarElend AydınTek kurşun

Tek kurşun


Elend Aydın


Hayat bir tek kurşundur

sineye değip

sırttan çıkar

her şey biter

demişim geçen aylarda. Öyleyse biz şimdi kurşunun hangi aşamasını yaşamaktayız: giriş zamanı mı, çıkış zamanı mı? Yoksa her şey bitmiş mi? Ne de olsa sürpriz yapabilen tek güç doğadır, bizler değil, ezberleri bozan da…

Daha önce zombi filmlerinde inanmaz puslu gözlerle izlediğimiz o bomboş şehir ve sokaklar geleceğimizmiş mesela ama haberimiz yokmuş. Demek gelecek, böyle (de) geliyormuş, ya da geçmiş… Habersiz geleceğimiz olan zombi filmlerinin (ki, Corona’nın da çok isabetli olarak dizisi yapılmış) ıssız şehirlerinde ne zombi ne de kendimiz olarak yaşarken nasıl da dokunaklı gözüküyor her şey, değil mi?

Zira zamanın ileriye aktığını ispatlayan yok ama Corona; geçmiş dediğimizin aslında gelecek olup güncele akarak bizi sürükleyebileceğini gösterdi; anılar tazelendi; gripler, vebalar falan. Bizi boşluklarda savurup yıldızdan yıldıza yar edecek olan bu varoluş sarkacını anlamamak için, daha ne kadar üç maymunları oynayacağız?

Neticede hayat, tek bir kurşundur bizi vurup, her şeyi bitiren… Ama size başka bir şiiri de çeviresim var, belli ki sizlerle buluşmak istiyor dizeler:

Kurtuluş

siz rüzgarın gemisine binip gidin

ben anıları meşgul ederim kendimle

ölürüm…

Gidin, gidin

anılar bedel istiyor

ben onlar için kalırım

siz gidip kurtulun

Demek kurtulunası anılar da varmış. Hani herkes “eskiye” güzelleme yapıyor ya; körün öldükten sonra “badem gözlü” olması nakaratını yaşamaktan bir türlü vazgeçmeyeceğiz anlaşılan. Oysa her şey geçici ve şimdiden post-corona dünyadan söz ediliyor; nasıl olacak acaba? Aktör ve özneleri bizleriz ya, nasıl olacağı belli değil mi?

Bu arada tüm savunma bakanlık ve karargâhlarının savunmadığını dahası, savunmasızlığı güçlendirdiğini “canlı yayınlardan gördük”, görüyoruz. Keza ahım şahım sistemin savaş, talan, kayırma, şakşaklama ve hırsızlama dışında hiçbir şeye hazır olmadığını da gösterdi hazırlıksız yakalayan Corona; bu anlamda bir suçüstü de oldu, değil mi?

Çevrilmek isteyen (tabii ki Kürtçeden) dizeler yazıyı zorluyor, okuyalım:

Gelmez

uykun kaçmışsa sabah gelmez

çocuksan yetişkinlik

yetişkinsen de çocukluk gelmez

Hep bir şeylerin gelememezlik ettiği bu gezegene “gelen” Corona oldu ama bizler de geldik işte, yeniden buradayız ve post-colonial değil de post-coronal geleceğin şimdideki duruşumuzda saklı olduğunu biliyoruz. Üstelik corona –meli –malıları da (Nietzsche’nin gözü aydın!) geçersiz kıldı, başka gereklilikleri devreye koyarak.

Cinlerin, “taçlı” cinlerin cirit attığı bu metin bir şiirle son bulacak, belli. Tüm Elma Hırsızları için… Sêvdiz! (İşte Kürtçenin bir güzelliği daha! Nasıl masum ve şiirsel bir yankısı var Elme Hırsızı’nın yani Sêvdiz’ın)

Çocukluk hep hırsızdır

elma çalar komşu bahçelerinden

Çocukluk hep hırsızdır

büyükleri çalar bahçeden

bugünü eski zamana götürür

Çocukluk hep hırsızdır

elma çalar komşu bahçelerinden

büyüklerden neşeyi…

Çocukluk hep hırsızdır

papuçlarımızı çalıp

yalınayak bırakır bizi

Çocukluk hep hırsızdır

elmaları çalar

bademleri…

cebimizde mendil bırakmaz

Previous post
Sergiler, film gösterimleri ve fazlası: #dramaqueerpride etkinlikleri başladı
Next post
Tahliye edilen gazeteciler: Başımız dik mücadelemize devam edeceğiz