Ana SayfaEkolojiKirlilik alarm veriyor: ‘Yakında Dersim diye bir yer kalmayacak’

Kirlilik alarm veriyor: ‘Yakında Dersim diye bir yer kalmayacak’

HABER MERKEZİ – Dersim’de Munzur’a akan kanalizasyon suyu ve çevrede biriken çöplerin doğaya büyük bir zarar verdiğini söyleyen Munzur Çevre Derneği Temsilcisi Özkan Arslan, “Kendi sonumuzu getiriyoruz. Yakında Dersim diye bir yer kalmayacak” diyor.

Dersim’de Munzur suyu ile vadi son zamanlarda kirlilikten geçilmiyor.

Kent merkezinden Ovacık yolunun birçok noktasında çöp yığınları göze çarpıyor.

Çöplerden kaynaklı çevreye kötü kokular yayılmasına rağmen önlem alınmıyor.

Bunlarla beraber Ovacık ilçesinde arıtma tesisi bulunmamasından kaynaklı tüm kanalizasyon atıkları Munzur’a akıyor.

Munzur suyundaki oksijen seviyesi ciddi derecede düşerken, bu da, insan sağlığına ve ekolojiye zarar veriyor.

Munzur Çevre Derneği Temsilcisi Özkan Arslan da, Munzur suyuna akan kanalizasyon suyu ve çevreye biriken çöplerin doğaya büyük bir zarar verdiğini belirterek, biriken çöplere karşı geri dönüşüm alanları ve katı atık tesislerinin yapılması gerektiğini söylüyor.

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Arslan, kanalizasyon sularının Munzur suyuna karışması sorununa şu ana kadar çözüm getirilmediğini belirterek, şunları dile getiriyor:

Su ağızları tesislerini betonlaştırılmak yerine öncelikle yer altı sorunları çözülmesi gerekiyor. Arıtma tesisleri yok. Bütün atıklar direk Munzur suyuna ve Pülümür çayına karışıyor. Son zamanlarda arıtma tesislerinin yapılmasına ilişkin Munzur Özgür Aksın Meclisi ve avukatlar tarafından bir dizi girişimler oldu. Coğrafyamızı ziyaret eden insanlar ve kent halkının atıkları, Munzur suyunun etrafında çöp yığını oluşmasına neden oluyor. Piknik yaptıktan sonra bıraktıkları atıklar, alkol ve pet şişeleri, kopan oltalar suyun içinde ve kenarında birikmiş. Biriken bu çöpler doğanın sonunu getirir.

Hayvanlar, balıklar, bitkiler, sular, nehirler, canlıların hepsi bu çöplerden zarar görüyor. Doğa kendini yeniliyor ama zarar verildiğinde büyük bir tehlike ile de karşı karşıya olduğumuzun farkına varmalılar. İnsanlar yine bu sudan içiyor, bağ, bahçelerini suluyor. Bu çöp birikintilerinin olmaması için yetkililerde önlem alması gerekiyor. Bu suyun akmasını istiyoruz. Özellikle en başta halkımız bu konuda duyarlı olmalıdır. Doğadaki canlı hayatına saygılı olmamız gerekiyor. Doğaya çöpünüzü değil, sevginizi bırakın.

‘Yandaşlara peşkeş çekiliyor’

2016 yılında HDP yönetimindeki belediyeye kayyum olarak atanan eski Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in kenti “Turizm cenneti yapacağız” sözlerini hatırlatan Arslan, turizm adı altında doğanın rant alanına çevrildiğini belirtiyor.

Yaratılan tahribatlar nedeniyle doğanın birçok sorunla karşı karşıya kaldığını dile getiren Arslan, kentin insan baskısını kaldıramayacağı bir aşamaya geldiğine dikkat çekiyor.

Turizm adı altında su kenarlarının betonlaştırıldığını da vurgulayan Arslan, “İktidar doğayı kendi yandaşlarına peşkeş çekti. Kayyum yaşamın gelişmesi açısından çalışma yapmış olsaydı, öncelikle doğada biriken çöpleri ve suya karışan bu atık sorununu çözerdi. Milyonlarca liralık ihaleler veriliyor ama bir atık tesisi yapılmıyor. Yine turizm adı altında Munzur suyunun ortasında rafting için beton döküldü. Beton yığınından dolayı balıkların geçişine engel olunuyor” diye belirtiyor.

‘Kendi sonumuzu getiriyoruz’

İktidarın rant için doğayı büyük bir tehlikeyle karşı karşıya bıraktığını söyleyen Arslan, son olarak şunları söylüyor:

Kürt halkının yaşadığı bölgelerde doğaya müdahale edilmeye çalışılıyor. Munzur Gözeleri’nde yapılan peyzaj çalışması, betonlaştırılma, avlanma, madenler, kalekollar yapılarak zaten doğaya dışarıdan bir müdahale var. Biz kendi ellerimizle çöplerimizi atarsak, kendi elimizle sonumuzu getiririz. Doğayı yok etmeye çalışırsak, bu şirketlerin taşeronluğunu yapmaya devam edersek, yakında Dersim diye bir yer kalmayacak. Bu iktidar şirketlerle birlikte yeryüzünü yok etmek için adeta savaşıyor. Bu anlamda çevre konusunda artık bir deneyimimiz var. Bundan sonra tüm halkımızla birlikte Dersim’e, coğrafyamıza, Türkiye’deki ve dünyadaki bütün çevre saldırılarına karşı herkesi mücadele etmeli.


PAYLAŞ:
    WhatsApp'da Paylaş!   Telegram'da Paylaş!     Yazdır   E-Posta Gönder

Önceki Haber
ABD'nin 'İnsan Hakları Raporu'nda Türkiye nasıl yer aldı?
Sonraki Haber
Van’da tutuklanan gazeteciler: Helikopter işkencesini yazdığımız için tutukluyuz