Osmanlı’da ilk kadın padişah ve İstanbullu amazonlar

Osmanlı’da ilk kadın padişah ve İstanbullu amazonlar

Erdal Doğan

Goethe, Platon, Shakespeare okuyan Osmanlı’da padişahlık yapmış, payitahta çıkan kadın bir sultan duymuş muydunuz?

28 Temmuz 1808 tarihinde III. Selim’i tekrar tahta çıkarmak amacıyla Rusçuk ayanı Alemdar Mustafa Paşa saraya yaklaşırken III. Selim, padişah IV. Mustafa’nın emriyle boğdurulur ve kanı akıtılır. Taht için padişahlar, veliaht şehzadelerin boğdurulması yani katli vaciptir ama kan akıtarak öldürmek “geleneğe” aykırıdır. Daha sonrasında Yeniçeriler IV. Mustafa’yı annesi ile birlikte boğdurur tahta da IV. Mustafa’nın kız kardeşi Osmanlı’nın ilk ve tek kadın padişahı olacak Esma Sultan’ı çıkartırlar. Tahta kaldığı 1809 yaz başına kadar da üvey abisi II. Mahmut Bağdat köşkünde hapis tutulur.

Esma Sultan tahta çıkarılmasından bir kaç yıl önce Fransız sefirinin tanımlamasıyla III. Selim’in kız kardeşleri Hatice ve Beyhan Sultanlarla İstanbullu Amazon Kadınlar olarak adlandırılmış İstanbul ve Frenk diyarında bu isimle ün salmışlardır. Ün denildiyse de öyle üfürülmüş yapıştırma bir lakap değildir. Binlerce yeniçeriye kafa tutularak alınmış haklı bir unvandır. Taht çetindir. Saray kapalı devre apayrı bir dünya. Taht, ululaştırılan şaşalı büyük gücüne rağmen her şeyin bir anda tersine çevrileceği kıldan ince kılıçtan keskince bir zemin üzerindedir. Tüm zevk, sefaları yanında insanın en zayıf hallerini bir arada yaşadığı kaygan bir zemin.

Güç içinde gücün, devlet içinde devletin, ordu içinde orduların kendilerini kolladığı ve köşe bucak tuttuğu hiyerarşik ve aynı zamanda kaotik bir yapıdan bahsediyoruz.

Bir anda koca Osmanlı İmparatorluğu hünkarının alaşağı edilip yerine bir başkasının geçirildiği dünyadan bahsediyoruz. Tahtı korumak ya da ele geçirmek için kardeş ve şehzade katlinin sıradanlaştığı bir dünya.

İstanbullu Amazonlar da gücünü korumak için kendilerine bir yolunu bulup Yeniçeri Ocağı içerisinde 30 kişilik Cengevar Karılar Birliğini yetiştirir kurarlar Uludağ sırtlarında. Bu da ilk ve son olur. Zetna savaşında Yeniçeri bozguna uğrayıp Esma Sultan, Prens Eugen ordusuna esir düştüğünde Yeniçeri saflarında devreye girerler. Aynı zamanda Prens Eugen ordusu içine yerleştirilen iki cengaver savaşçı kadın da bu kadınlar ordusuyla ayrı ama eş zamanlı devreye girer.

Ermeni iki kız kardeş olan bu iki cengaver kadın Esma Sultan’ı rehinelikten kurtarırlar. Karşılığında da kendilerine ilk ismi Pırgut, Azadum, Azadutyun olan ve anlamını koruyarak Türkçe’ye Kurtuluş olarak geçen semt kendilerine mükafat olarak verilir. İstanbullu Amazonlar, Cengaver Karılar Birliği ve bu iki cengaver kadın yeni bir tarih yazarlar. Mesela bu iki Ermeni kız kardeş bilek kuvvetlerini fikir kuvvetine dönüştürerek kızların eğitim hakkı için mücadeleye devam ederler. Bu hikayenin hepsini Şebnem İşigüzel’in son romanı İstanbullu Amazonlar 1809 adlı romanından öğreniyoruz. Titiz bir tarih araştırmasının doluluğuyla birlikte. Dönem ve konuya dair muazzam bir kurmacayla. Sürükleyici ve heyecan verici.

Mesela konuya dair Harvard Üniversitesi Tarih Bölümü Ortadoğu Araştırmalarında Jibit Terzian’ın “Osmanlı’nın Kayıp Kadın Askeri Birliği Cengaver Karılar’ın Kuruluş ile Ortadan Kaldırılması Sebepleri ve Neden olduğu Toplumsal Sonuçlar, Vukuatlar, Tahta Vekillik Eden Bilinmeyen Kadın Sultanın 1809 Zogvni Seferiyle Savaşı İncelemesi” tezi de bir anda bu kurguya yerleştirilir. Sonuçta roman kurmaca ve kurgu, çok başarılı. Kurgu o kadar güçlü ki Şebnem’i arayıp sorma gereği duydum. Gerçek olan ne kurgu olan ne diye!

Şunu da net söylemek mümkün daha Batıda ulusal hareketlerin, sanayi devriminin başlamasına henüz çeyrek kala Osmanlı imparatorluğu taht ve çevresinde Esma Sultan ve İstanbullu Amazonlar yeni dünyada yeni şeyler söyleyip yapmanın gereğini duyarak çağa ayak uydurmanın kaygısını taşımışlar ve bu kaygıyı da Şebnem İşigüzel de çok ustalıkla kurgu dünyasına yerleştirmiş.

Kitabı okurken her satırda güzel ve titiz çalışmasıyla Ezel Akay’ın 2006 yılı yapımı “Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü?” filmi gözlerim önünden sürekli gelip geçti. Osmanlı’nın ilk kuruluşundaki taht çevresindeki oyunlar, hileler ve Selçuklulardan beri gelen Bacı Sultanların (Bacıyan-ı Rum) zamanla gücünün nasıl zayıflatılarak iktidarın giderek daha eril, daha sorgulanmaksız, daha halktan kopuk ve mutlakiyetçi ve aynı zamanda daha zayıflamasının güzergahının seyrini izleyicisine sunan Ezel Akay’ın yönetmenliğini yaptığı değerli bulduğum ve defalarca izlenesi filmi.

Evet İstanbullu Amazonlar 1809 hacimce küçük ama fikren büyük bir roman. Fikrimce yalnızca edebiyattaki sağlam yerini almakla kalmayacak. Tarih, toplumsal cinsiyet, felsefe, hukuk, sosyolojik birçok alanda güçlü ve yeni sorgulamalar yapmaya niyetli okur ve araştırmacıların ilgisi alanında olacak görünüyor. Ayrıca devlet içinde devlet, devlet içinde çete, çete içinde çetelerin çıkar ve pusulalarını 211 yıl öncesinden bir daha görmek için de eşsiz bir kaynak roman.