Ana SayfaGüncelHDP ‘Hayır’ startını verdi: ‘Biz işçiyiz, emekçiyiz, halkız; çokuz, teke inmeyiz’

HDP ‘Hayır’ startını verdi: ‘Biz işçiyiz, emekçiyiz, halkız; çokuz, teke inmeyiz’

HABER MERKEZİ – HDP, İstanbul, Diyarbakır ve İzmir’de eş zamanlı olarak ‘halk buluşması’nın startını verdi. İstanbul’daki buluşmada konuşan HDP Sözcüsü Osman Baydemir, “Bu paket derman değil fermandır. Tek dil, tek millet, tek şef olacak. Biz tek değiliz ki? Çokuz, teke inmeyiz” dedi. Diyarbakır’da konuşan HDP Diyarbakır Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş ise “16 Nisan’da yeniden dirilişe sadece Türkiye halkları değil, bütün cihan şahit olacak” dedi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) bileşenleri, referandumda yürütülecek “Hayır” kampanyasının startını Diyarbakır, İzmir ve İstanbul’daki ‘halk buluşmaları’nda verdi.

Diyarbakır buluşması: “16 Nisan’da yeniden dirilişe bütün cihan şahit olacak”

HDP’li vekillerin katıldığı Diyarbakır’daki buluşmada konuşan HDP Diyarbakır Milletvekili Nimetullah Erdoğmuş, özetle şöyle konuştu:

Bizim anayasa anlayışımız, ‘Özgürlüğün dokunulmazlığı’ olmazsa olmazımızdır. Çünkü özgürlük kimi sistemler için tehdit olarak tanımlanırken, bizim için uğruna can vereceğimiz en büyük gayemizdir.

Onlar, kampanyayı başlatırken anayasa maddelerinin üzerine ilave ederek meydanlara çıktılar. Özgürlük karşısında idamı ve darağacını vaat ettiler. Soruyoruz hükümete; siz idamdan ne ümit ediyorsunuz?

Amed’ten haykırıyoruz; biz Amed halkı olarak, Şeyh Said efendinin Dağkapı Meydanı’nda darağacına arkadaşları ile beraber çekildikleri günden bu yana idamınızdan, darağacınızdan korkmadık. İşte o gün bugündür, kazmamız elimizde sizin kem salan ağacınızın kökünü getirdik.

Gençlere, ‘Sizleri mebus yapacağız’ diyorlar. Siz saçları yaşlarından önce ağaran ne istediğini ve nasıl bir özgürlük sevdalısı olduklarını hala anlamadınız mı?

Kadınlar 8 Mart kutsal günlerini kutlarken, kadınları siz tanımadınız, kadınlar vicdanın sesidir. O vicdanın gizli sesini gümbür gümbür ‘Hayır’ ile duyacaksınız.

Amed’ten sesleniyoruz; sizin o kötürümleştirdiğiniz o gövde bu halkın varlığından çıktı. 16 Nisan’da yeniden dirilişe sadece Türkiye halkları değil, bütün cihan şahit olacak.

İstanbul buluşması: Ferman padişahın ise ‘hayır’ halkındır

‘Halk buluşması’nın İstanbul ayağında konuşan HDP Sözcüsü ve Urfa Milletvekili Osman Bademir ise  7 Haziran hatırlatmasında bulunarak “7 Haziran’da eşitlik, özgürlük ve kardeşlik halayını kurdunuz. Göz koydular! Milletin iradesini tanımadılar. Halayımızı, düğünümüzü kana buladılar” dedi.

Baydemir, şair Ahmed Arif’in Diyarbekir Kalesinden Notlar şiirine göndermede bulunarak şöyle devam etti:

Bunlar Engerekler ve çıyanlardır. Bunlar aşımıza, ekmeğimize göz koyanlardır. Bunlar 120 bin insanın işine son verip nana muhtaç edenlerdir. Bunlar 6 milyonu işsiz bırakanlardır. Bunlar 5 bin üniversite hocasını kapı önüne koyanlardır. Bunlar kendi ekmeğine yağ sürenlerdir. Bunlar 80 milyon insanı kamplara bölenlerdir, kutuplaştıranlardır. Bunlar rengârenk gül bahçelerini renkleri teke indirip solduranlardır. Bunlar geleceğimize göz koyanlardır. Tanı bunları Amed, İzmir, İstanbul… Tanı da büyü…

Devamla iktidarın iç ve dış politikasına eleştirilerini sürdüren Baydemir’in konuşmasından satır başları şu şekilde:

Anayasalar toplumu bir arada yaşatmanın dermanıdır. Müzakereyle, istişareyle, ortak paydalarda buluşmayla oluşturulurlar. Erdoğan-Bahçeli ikilisinin dayatmasıyla, tek başına Türkiye toplumunun Anayasası olabilir mi? Eş başkanlarımız Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş eşbaşkanlarımız cezaevinde iken bir Türkiye Anayasası yapılabilir mi? 200 bin insanın cezaevinde olduğu ülkede özgürlükçü bir Anayasa yapılabilir mi? Toplumun ikiye bölündüğü, kutuplaştırıldığı bir ortamda, ortak bir Anayasa yapılabilir mi? Gazetecilerin yazamadığı, yazanın sürgünde ya da zindanda olduğu bir yerde yeni bir Anayasa yapılabilir mi? OHAL kimseye nefes aldırmazken bir Türkiye Anayasası yapılabilir mi?

Bu paket Kürdün derdine derman değildir. Olsa olsa bu paket demokrasinin, özgürlüğün, bir arada yaşamanın katline fermandır. Ferman padişahın ise ‘hayır’ halkındır. Bunlar 12 Eylül’ün ruhunu yeniden hortlatanlardır. Bunlar kuzu postuna girmiş kurtlardır.

Bunların dayattığı Anayasa’da bir gün forsunu takacak Cumhurbaşkanı olacak. Bir gün cübbesini giyecek hakim savcı olacak. Bir gün senin benim yerime Parlamento’nun, Meclis’in yetkisini kullanacak, ferman çıkaracak. Bir gün postalını giyecek başkomutan olacak. ‘La sen ne yapıyorsun’ diyen kendisini cezaevinde bulacak. Her şeye muktedir olacak. Tek dil, tek millet, tek şef olacak. Allah’ın çeşit çeşit yarattığını teke indirecek. Bu şirktir, şirk.

Biz tek değiliz ki? Biz Türk’üz, biz Kürt’üz, biz Ermeni’yiz, biz Süryani’yiz, biz Çerkes’iz, biz Aleviyiz, biz laikiz, biz dindarız. Biz işçiyiz, biz emekçiyiz, biz halkız. Hrant Dink’iz, aynı zamanda Tahir Ellçi’yiz, aynı zamanda Roboskili çocuklarız, Taybet Ana’ız. Çoğuz, teke inmeyiz.

Cumhuriyet tarihinin en büyük siyasi gelişmesi olan müzakereyi bitirdiniz, Dolmabahçe mutabakatını yok saydınız. Tek başına iktidar olmak için bu ülkeyi ateşe attınız. Annelere evlat acısı yaşattınız. Halk ekmek telaşında, borç batağında, siz yandaşlara peşkeş derdindesiniz. Halk gelecek kaygısında, can korkusunda, siz ömür boyu garanti peşindesiniz. Eski ortakları gizli gizli soruları çalarlardı. Bunlar deveyi hamutuyla eşkere yutuyorlar. Hırsızlar hayır.

Bu bir halkın özgürlük davasıdır, var olma, birlikte yaşam davasıdır. İki yıllık müzakere, istişare, çatışmasızlık sürecinde 90 yıllık yaralar kabuk bağladı. İnsanlar birbirini anlamaya başladılar. Empati kurdular. Geleceğe umutla baktılar. Bir arada eşitçe yaşayabiliriz demeye başladılar. Siz ne yaptınız? Milletin iradesini tanımadınız. 7 Haziran’ı yok saydınız. 2 yılda halkı bir birine düşman ettiniz. Ne uğruna? Tek başına iktidar olma uğruna. Bu paket derman değil, fermandır. Bu paket maya değil, tuzun kokmuş halidir.

Biz demokratik olan hiçbir rejime karşı değiliz. Eğer bir Anayasa yapacaksak hepimizin bir sözü olsun. Bu Anayasa’da Eş başkanımız Selahattin Demirtaş’ın Figen Yüksekdağ’ın sözü yoksa meşru değildir.

Roboski’nin faillerini Ankara dehlizlerinde kaybedenler; Barış elçimiz Tahir’in faillerini bulmayanlar, yargılamayanlar; Cizre’yi, Şırnak’ı, Nusaybin’i, Sur’u yerle bir edenler; Suruç’un, Ankara’nın ve daha nice katliama giden yollara taş döşeyenler; utanmadan bu ucubeyi önümüze getiriyorlar. Pişkince ‘HDP’ye gönül vermiş olanlar, bize oy versin’ diyorlar. La havle vela kuvvete illa billahi aliyıl azim.

HDP’ye gönül vermiş olanlar canını yitirdi, canını. Şehirlerini, kasabalarını başlarına yıktınız. Canlarını aldınız canlarını. Size oy mu verecek? Na, na, na…

Bunlar iktidarlarını mutlaklaştırmak için MHP’nin tabanını bozkurtla, olmadı, CHP’nin tabanını İzmir Marşı ile ikna etmeye çalışıyorlar. Baktılar yine olmuyor. Kürtlere mesaj vermek istediler. Acaba Kürtlerin tabanını hangi yalanlarla ikna etmeye çalışacaksınız? Yalanınıza, kapattığınız Zarokistan’daki çocuklar bile inanmayacak. Alarengin na ye… Alarengin na ye…

Şeyh Said’in torunları, Seyit Rıza’nın torunları, Pir Sultan’ın torunları Hayırda buluşacaklar. Ölümü değil, yaşamı kutsayacaklar. Dağkapı Meydanı’nda, Kordon’da, Gezi’de, Taksim Meydanı’nda kardeşlik halayına duracaklar. İdam sehpasında değil müzakere masasında buluşacaklar.

Takke düştü, kel göründü. Bu halk artık sizi tanıyor. Diz u xwedîyê malê bi hevdu hisîyan. Biz halkın ferasetine güveniyoruz. Hayır, vicdanın tercihidir. Hayır, umudun tercihidir. Hayır, zulme boyun eğmeme tercihidir. Hayır, yangına su dökmektir, ateşi söndürmektir. Yılmayın, düşmeyin, umudunuzu yitirmeyin. Güzel günler kapıda, hayır kapısındadır.

Ey Amed, ey özgürlüğün kalesi! Dört kapın var, dördü de Hayır’a bakar. De be aslan karam, de yiğit karam. Kara taşlı bedeninde bir kez daha dayan. Dayan can ile düş ile. Bir umudumuz da Ege’de.

Gelin darbeyi, karşı darbeyi, OHAL’i, kararnameleri sandığa gömelim. Gelin kentleri yakıp yıkanları, tankları, topları sandığa gömelim. Gelin bir yudum su isteyenlerin üzerine ateş yağdıranları sandığa gömelim. Gelin her türlü vesayete hayır diyelim. Gelin şerri sandığa gömelim, bir hayır kapısı açalım. Bu kez hayırda iyilik vardır, ferahlık vardır, aydınlık vardır. Bu hayırda hak vardır, adalet vardır, özgürlük vardır. Bu hayırda saygı vardır, hoşgörü vardır. Bu hayırda biz varız. Bu hayırın kudreti bizde vardır.

İzmir’deki buluşmaya da aşağıdaki bağlantıdan bakabilirsiniz:

  Önder: 'Hayır'ın kutlanmasına başlandı bile ama ayıktırmayın, böyle devam etsinler
Previous post
Almanya'dan Bozdağ'ın referandum etkinliğine engel
Next post
Finlandiya'da eşcinsel evlilik artık yasal