Ana SayfaManşet25 Kasım’a doğru: ‘Erkek şiddetindeki artış dönüştürülen rejimin sonucu’

25 Kasım’a doğru: ‘Erkek şiddetindeki artış dönüştürülen rejimin sonucu’

HABER MERKEZİ – Kadınlar, 25 Kasım’da dünyanın her yerinde sokağa çıkmaya hazırlanıyor. ‘Yaşamak istiyoruz’ diyen Türkiyeli kadınlar da isyanını sokaklara taşıyacak. Mor Dayanışma’dan Cemile Baklacı ülkedeki erkek şiddetindeki artışa dikkat çekerek, bunun “iktidarın oluşturmaya çalıştığı ‘Türk-siyasal İslam erkek’ senteziyle birlikte kurmaya çalıştığı rejimin bir sonucu” olduğunu söylüyor. Kadınların siyasi zeminde de hak gaspına uğradığını vurgulayan HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Elif Bulut ise “Çünkü biz onların yaratmaya çalıştığı ‘makbul’ kadının tam zıttıyız” diyor.


Haber: Pelin Özkaptan


Bundan tam 59 sene önce Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşler, Dominik Cumhuriyeti’nde diktatörlük rejimine karşı verdikleri mücadelede, askerler tarafından cinsel saldırıya maruz bırakılıp öldürüldü.

Mirabel kardeşlerin öldürülmesiyle ile birlikte 25 Kasım, kadına yönelik şiddetle mücadelenin simgeleşen günü haline geldi.

Önce 1981’de Dominik’te toplanan Latin Amerika Kadın Kurultayı’nda Mirabel kardeşlerin öldürüldüğü gün olan 25 Kasım, Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü olarak kabul edildi.

25 Kasım, katledilişlerinden yaklaşık 40 yıl sonra, 1999 yılında Birleşmiş Milletler tarafından da “Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü” olarak belirlendi.

Ve yıllardır Türkiye’de de dünyanın dört bir yanında olduğu gibi kadınlar, ‘Kelebekler’den aldıkları
mücadele bayrağını dalgalandırıyor.

25 Kasım’a doğru Türkiye’deki erkek şiddeti verilerine baktığımızda geçtiğimiz yıllara oranla ciddi bir artış gözlemliyoruz.

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nun verilerine göre, 2019 yılında erkekler en az 377 kadını öldürdü.

Kadınlar çoğunlukla evlerinde öldürülürken, kadın cinayetlerinde sıklıkla ateşli silah kullanılıyor.

Cemile Baklacı

Kadına yönelik erkek şiddetindeki artışa ilişkin değerlendirmelerde bulunan Mor Dayanışma üyesi Cemile Baklacı, şunları söylüyor:

“AKP iktidarıyla birlikte oluşturulmaya çalışılan ‘Türk-siyasal İslam erkek’ senteziyle birlikte kurmaya çalıştığı rejimin bir sonucu bu şiddetteki artış. Beden politikaları ve emek sömürüsü üzerinden kadına yönelik saldırılar var. İktidar sıkıştıkça kadınlara yönelik saldırılarını yoğunlaştırıyor. Buna paralel olarak da kadın cinayetleri ve çocuklara yönelik cinsel istismarlar da artıyor.
“Rabia Naz’ın, Nadira’nın, Şule Çet’in öldürülüp bunun intihar üzerinden sunulduğu bir dönemden geçiyoruz. Bunların arka planına baktığımızda ise birbirini koruyup, cinayetleri ört pas eden isimlerle karşılaşıyoruz. Kadınlar tam da bu nedenle sokakta, ‘yaşamak istiyoruz’ diyerek sokağa çıktığımız bir süreçteyiz.”

Saldırılara karşı örgütlenme çağrısı

25 Kasım’ın kadınlar arasındaki dayanışmayı güçlendirmek için önemli olduğunu belirten Baklacı, tüm kadınları sokağa çıkmaya ve mücadele etmeye de çağırıyor.

“Cinayetlerin, istismarların, cinsel saldırıların kadınlara yansıyan biçimi korku. Korkunun da aşılabilmesi için bir araya gelip, kadınların birbirlerine güven verdikleri bir süreci örmeye çalışıyoruz.
“Eve, aile içine hapsedilmek istenen kadınların kendilerine döndükleri, bir araya gelip güçlendikleri, birbirlerine güç verdikleri bir süreç 25 Kasım.
“Tüm kadınları 25 Kasım akşamı İstanbul Taksim Tünel’de buluşmaya, saldırılara karşı kadınların yeniden kendisini örgütlemeye çağırıyoruz.”

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Eşbaşkanı Elif Bulut da erkek şiddetinde yaşanan artışta yargı faktörüne işaret ediyor.

“Yargı zaten erkek bir yargı. Sistemin kadın cinayetlerini önlemek gibi bir çabası yok, aksine bilerek ya da bilmeyerek bunu teşvik ediyor.
“Her iktidar kadını dönüştürmeye çalıştı ancak hiç bu kadar ‘makbul’ kadını yaratmak için kenetlenmiş bir iktidar görmedik. Kadınlar ne olursa olsun boyun eğmiyor, sokağa çıkıyor.”

‘Kayyum atamaları kadın kazanımlarına yönelik’

HDP yönetimindeki belediyelerin eşbaşkanlarının görevden alınıp, tutuklanmaları, yerlerine kayyum atanmasına da değinen Bulut, bunların kadın kazanımlarına yönelik hamleler olduğunu ifade ediyor.

“Kadınların kazanımlarına yönelik saldırı ve hamleydi bu. Kayyumlar da ilk iş olarak kadın kurumlarını kapattı. Bunların arasında kreşler de var kadın sığınma evleri de. Kadın kütüphanesindeki kitaplar yakıldı. Bunları yapıyorlar çünkü bizim çabamız onların yarattığı ‘makbul’ kadının tam karşıtı.”

25 Kasım’ın tüm kadınların bir araya geldiği bir süreç olduğunu belirten Bulut, “Bu süreçler pek çok kadın kurumunun bir araya gelip, mücadele ettiği bir dönem. Kadın kurumları arasında kesintisiz bir mücadele hattı var ancak bu birliktelik 25 Kasım ve 8 Mart dönemlerinde yoğunlaşıyor” diye belirtiyor.

Previous post
AİHM'den 'KCK Basın' davası dosyasına ret
Next post
ABD Başkan Yardımcısı Pence'den Barzani’ye ziyaret