Ana SayfaGüncelSüryani soykırımı ‘Sayfo’nun üzerinden 104 yıl geçti

Süryani soykırımı ‘Sayfo’nun üzerinden 104 yıl geçti

HABER MERKEZİ – Süryani, Asuri, Arami ve Keldani halklarının 1915 soykırımı ‘Sayfo’da yaşamını yitirenleri andığı gün olan 15 Haziran’da Halkların Demokratik Kongresi tarafından yapılan açıklamada, “Bu yarayı sarmanın, iyileştirmenin yolu, soykırımı tanımaktan, bununla yüzleşmekten geçiyor” denildi. Avrupa Süryaniler Birliği Türkiye Sorumlusu Tuma Çelik de “1915’te yaşananlar sağlıklı ve ön yargısız bir şekilde ele alınmadan, nedenlerini gerçekçi bir şekilde ortaya koymadan, sorumluları açığa çıkarılmadan toplumsal barışın sağlanması mümkün değildir” diye belirtti.

1915 Süryani Soykırımı ‘Sayfo’nun üzerinden tam 104 yıl geçti.

‘Sayfo’da yaşamını yitirenlerin anıldığı gün olan 15 Haziran’da soykırıma ilişkin yazılı açıklama yapan Halkların Demokratik Kongresi (HDK), “Süryani halkının ve tüm halkların acısını paylaşıyor, Türkiye halklarını inkârcı siyasetle mücadelenin yollarını bulmaya çağırıyoruz” dedi.

Açıklamada, soykırımın tanınması çağrısı yapılarak, “Sayfo’nun kabul edilmesi içinde uluslararası kurum ve kuruluşların nezdinde de girişimlerimiz adalet yerini buluncaya kadar devam edecektir” denildi.

HDK’nin “Sayfo’nun inkârı halkları birbirinden koparamayacak” başlıklı yazılı açıklamasının tamamı şöyle:

“Mezopotamya’nın kadim halklarından Süryaniler, tarih boyunca Doğu ve Batı arasında bir köprü olmanın karşılığını, maalesef pek çok egemenin baskısına maruz kalarak ödedi. Bulunduğu coğrafyanın İslamiyetin hakimiyetine geçmesiyle kültürel ve sosyal bakımdan soluk borusu kısılmaya başlanan Süryani halkı ve inancının 14. yüzyılda Timur’un şiddetli akınlarında kiliseleri yakıldı, insanları öldürüldü.
Osmanlı hâkimiyetinde yaşadıkları süre içinde bulundukları her bölgenin sosyal, kültürel ve ekonomik hayatına aktif bir şekilde dahil olan Süryani halkı, 1800’lerin sonundan itibaren Ermenilerle beraber hedef alındı ve kimi kez Bedirhan katliamındaki gibi kitlesel kıyımlara, kimi kez de lokal saldırılara maruz kaldı. 1914’e gelindiğinde, süreklileşen nefretin hedefine hedefi oldular. Sınır bölgelerinde yaşayan Süryani halkı başta olmak üzere anavatanlarının her yerinden sürülmeye başlandı. Silahlarına el konuldu, aydınları, din adamları tutuklandı, infaz edildiler, İç Anadolu’ya, sınır dışına sürüldüler, kamplarda hastalıktan, soğuktan kırıldılar. Yaklaşık 500 bin Süryani, hayatını kaybetti.
Sayfo, Süryani halkının demografik ve kültürel yapısını tahrip etmekle kalmamış, eğitim kurumları, kütüphaneleri, kiliseleri, yazıtları akıldı, yok edildi. Bu yönüyle Sayfo, bir kültürel soykırımdır aynı zamanda.
Savaş sonrası Paris ve Lozan Konferanslarında otonom bölge talebinde bulunan Süryani delegasyonu ne zararını tazmin edebildi ne de kültürel haklarını alabildi; Süryaniler ne yurtlarına dönebildiler ne de azınlık statüsü alabildiler.
Sayfo soykırımının sebep olduğu insani, kültürel, sosyal tahribat, Süryanilerin iç dünyalarında derin bir acı olarak yaşamaya, diri kalmaya devam etmekte. O günlerden bugüne Türkiye’deki egemen güçlerin çıkarlarına karşı halkların aydınları ve demokrat çevrelerin birbirlerini tanımaya gerçekleri kabul etmeye ve herkesin tarih boyunca yaptıkları haksızlardan dolayı özür dilemeye ihtiyaç vardır.
1915’te yaşanan soykırım Türkler, Kürtler, Araplar, Persler ve diğer Müslüman topluluklar tarafından ne kadar inkâr edilirse edilsin; yara taze, henüz iyileşmedi. Halkların yaraları açık kaldıkça ve inkar edildikçe düşmanlıklar, güvensizlikler, kin ve nefret duyguları da bitmez. Bu yarayı sarmanın, iyileştirmenin yolu, soykırımı tanımaktan, bununla yüzleşmekten geçiyor.
Halkların Demokratik Kongresi olarak Sayfo soykırımında hayatını kaybeden Süryani halkının ve tüm halkların acısını paylaşıyor, Türkiye halklarını inkârcı siyasetle mücadelenin yollarını bulmaya çağırıyoruz.
Sayfo’nun kabul edilmesi içinde uluslararası kurum ve kuruluşların nezdinde de girişimlerimiz adalet yerini buluncaya kadar devam edecektir.”

“Toplumsal barış için 1915’te yaşananların ele alınması şart”

‘Sayfo’ya ilişkin bir açıklama da HDP Mardin Milletvekili ve Avrupa Süryaniler Birliği Türkiye Sorumlusu Tuma Çelik tarafından yapıldı.

Tuma açıklamasında, soykırımda yaşananları aktardı, “1915’te yaşananlar sağlıklı ve ön yargısız bir şekilde ele alınmadan, nedenlerini gerçekçi bir şekilde ortaya koymadan, sorumluları açığa çıkarılmadan toplumsal barışın sağlanması mümkün değildir” dedi.

Çelik’in açıklamasının tamamı ise şöyle:

“Türkiye’nin sorunlarının kökeni 1915’te yaşanan SAYFO’ya dayanıyor. Süryani halkı 1915’te Hristiyanların yaşadığı soykırımı SAYFO diye tanımlıyor.
Süryanilerin 1915’te bu yaşadıklarının üzerinden yüz yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen bugüne kadar bu konuda hiçbir şey söylenmedi/yapılmadı. Bugün, 104. yıldönümünde iktidarlar hala bu yaşananları dile getirmediği gibi her seferinde inkâr yoluna giderek bir dönemi unutturmaya çalıştılar.
Süryaniler, nüfuslarının 3’te 2’sini kaybettikleri Sayfo ile Van ve Hakkâri’de tanıştılar. 1915’in başında burada başlayan Sayfo, haziran ayında Süryanilerin yoğun olarak yaşadıkları Mardin Diyarbakır ve Siirt’in her tarafına yayıldı. Bölgede yaşayan bütün ileri gelen Süryaniler toplatılıp bilinmeze sürgün edildiler. Aralarında dayım olan 86 yaşındaki Siverek Metropoliti Denho Rüme ve önemli bir edebiyat insanı olan Siirt Keldani Metropoliti Aday Şer’in de bulunduğu yüzlerce din adamı, on binlerce çocuk, kadın ve yaşlı katledildi.
Türkiye’nin en büyük ve temel sorunu 1915’te bu yaşananlardır. Dolayısıyla 1915’te yaşananlar sağlıklı ve ön yargısız bir şekilde ele alınmadan, nedenlerini gerçekçi bir şekilde ortaya koymadan, sorumluları açığa çıkarılmadan toplumsal barışın sağlanması mümkün değildir. Bu yüzden herkesin 1915’e yakından bakması ve açılan yaraları kapatmak için çaba sarf etmesi gerekmektedir. Türkiye bugün Sayfo konusunda herhangi bir şey konuşmuyor, konuşmak isteyenleri susturuyor. Bu da 1915’ten başlayarak Cizre bodrumlarına kadar devam eden baskı politikasının sonucudur.
Türkiye’de 100 yıldır egemen olan bu siyaset değiştirilmeden, tekçi, inkârcı ve imhacı yaklaşımlardan vazgeçilmeden başarılı olma şansımız, gelişme kaydetmemiz mümkün değildir. Dolayısıyla bu gelişmeleri görürken, bu olumsuz tabloyu seyrederken bir şey yapmamak, geçmişte işlenen suçların savunulması ve devam ettirilmesi anlamına geliyor ki ben bu yaşananların haklı olmadığını, suç olduğunu ve bir daha yaşanılmaması gerektiğini düşünüyorum. Bu yüzden de Sayfo konusunda özür dilenmesi gerektiğine ve bu konuda adım atmanın olumlu olacağına, halkların barışına hizmet edeceğine inanıyorum. Bunun için de Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde geçmişi tartışmak ve yaşananlarla yüzleşmek için bir oturum yapma çağrısında bulunuyorum. Böylesi bir oturum hepimizin yararına olacağı gibi güncel sorunlarımıza da daha doğru çözümler üretebileceğini düşünüyorum.”