Ana SayfaDünyaYa kapitalizmin laneti ya ‘Ciddi Ciddi Sosyalizm’

Ya kapitalizmin laneti ya ‘Ciddi Ciddi Sosyalizm’

ABD’li komedyen-aktivist Danny Katch, ‘İnsanlığın Kurtuluşu İçin Kısa Bir Kılavuz’ dediği kitabında ‘Ciddi Ciddi Sosyalizm’ anlatıyor. Mizahi üslubuna rağmen ideolojik formasyona bağlı kalarak kapitalizmin çökmekte olduğunu nedeniyle/nasılıyla aktarırken, gitmekte olanın yerine gelecek olanın tarifini de yine aynı nedensellik ilişkisi içinde yapıyor. Katch, doğası gereği kendi sonunu da yine kendisi hazırlayan kapitalizmin içerdiği saçmalıkla birlikte giderek nasıl bir lanete dönüştüğüne dikkat çekiyor.


Özlem Ergun


Lübnan’dan Irak’a, Kolombiya’dan Şili’ye kadar dünyanın dört bir yanında halkların yönetenlere karşı isyanlarına, ölüm dahil her şeyi göze almış kalkışmalarına tanık olduk/oluyoruz. Olup biteni anlamaya yönelik yaklaşımların hemen hepsi farklı ülkelerdeki bu isyanların her birinin kendine ait özgül koşulları olduğu gerçeğini atlamadan,ekonomik kriz tablosunda şekillenmiş görüntülerine işaret ediyor.

Kapitalizmin kaçınılmaz krizlerinden birini daha aşacağı iddiasıyla 1980’li yılların başında dolaşıma sokulan ve aslında onun makyajlanmış halinden başka bir şey olmayan neo-liberal politikalar, açmaza girmiş sistemin kurtarıcısı olarak pazarlanmıştı. İşte o neo-liberal politikaların ilk uygulamaya konulduğu ve bir anlamda laboratuvarı kabul edilen Şili’de toplu taşımaya yapılan yüzde 30 zam bardağı taşıran son damla oldu.

“30 peso için değil, 30 yıllık zulüm için ayaktayız”

80’li yıllar boyunca eğitimden sağlığa tüm sosyal haklar özelleştirme yoluyla sermayenin hizmetine sunulurken, ücret politikalarını belirleyen emeklilik sistemi gibi güya ‘sosyal güvenlik’uygulamaları da 40 yıl sonra ilk sonuçlarını verdi.

Bugün Şili’de 200 dolar gibi hiçbir şeye yetmez/yetemez bir emekli maaşı ve ondan pek farklı olmayan ücretlerle açlığa yoksulluğa mecbur bırakılmış kitleler “30 peso için değil, 30 yıllık zulüm için ayaktayız” diyerek isyanlarının sebebini özetledi.

6 milyon nüfuslu başkent Santiago’da 2 milyon kişinin sokaklara döküldüğü protestolar hızla yayıldı.

Metrolara para ödemeden binmekte kararlı olan halk,onlarca metro istasyonunu ateşe verirken ülke geneline yayılmış protestoların sloganı “Yoksullara ekmek yoksa zenginlere de huzur yok” oldu.

Şiddetli protesto gösterilerinin ardından bir dizi ekonomik yardım planının hayata geçirileceğini açıklamak zorunda kalan Şili Devlet Başkanı Pinera’nın, içinde ‘özür’ gibi laflar geçse de nedamet olmaktan öte ‘itiraf’ kabul edilebilecek “Yıllardır sorunların yığıldığı ve biz de dahil çeşitli hükümetlerin bu durumun büyüklüğünü idrak edemediği doğrudur. Bu konuda ileri görüşlü olamadığımızı kabul ediyor ve özür diliyorum” şeklindeki açıklamasını sekiz bakanın istifasını içeren küçük bir kabine revizyonu izledi ki, olan bitene merhem olmak bir yana başarısız bir göz boyama girişimi olmaktan öte gidemedi.

Şili protestolarından: “Ölmekten korkmuyorum, emekli olmaktan korkuyorum”

Şili halkının yüzde 40’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor

Latin Amerika’nın en zengin ülkelerinden biri olmasına rağmen, 36 üyeli Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD)  üyesi ülkelerinin içinde gelir adaletsizliğinde bir numara olan Şili’de bugün halkın yüzde 40’ı yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

Kapitalizmin krizlerinin ardından ideologları tarafından ‘ekonomik mucize’olarak pazarlanan neo-liberalizm geniş kitlelere yaşam hakkı tanımaz, açlığı-fakirliği yaygınlaştırıp/normalleştirmiş haliyle bugün ortaya çıkan toplumsal patlamaların da bizzat nedenini oluşturuyor.

1989 yılında Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği’nin (SSCB) dağılmasınıkendi hikayesine büyük bir başarı ile eklemleyen neo-liberalizm, sosyalizmin bir daha geri gelmemek üzere çöktüğü propagandasını sürdürürken alternatifsiz, tek ve biricik dünya sistemi olduğunu söylemek ister. Kimi zamanda aynı propagandayı tersinden yayar:

“Sosyalizm aslında iyi fikir ama…

…uygulamada işlemiyor.

…uygulamada işlemez çünkü insanlar çok açgözlü.

…para ve iktidar sahipleri sosyalizme asla izin vermez!”

Ciddi Ciddi Sosyalizm

Amerikalı komedyen Danny Katch’in ‘Ciddi Ciddi Sosyalizm’ kitabı bu propagandanın dünyanın her yerinde benzer cümlelerle tekrar eden yukarıdaki ezberi ile başlıyor.

Yordam Kitap tarafından yayınlanan ‘Ciddi Ciddi Sosyalizm- İnsanlığın Kurtuluşu İçin Kısa Bir Kılavuz’ Cemre Şenesen çevirisiyle bu yılın Temmuz ayında Türkçeye kazandırıldı.

Kapitalizmin kalelerinden ABD’de yaşayan bir komedyen olarak ciddi ciddi sosyalizm anlatan DannyKatch, kapitalizmin yıkıcı ve insanlık dışı olduğu kadar saçmalığına da dikkat çeker ki,bu kadar aptalca bir sistemin abeslikleriyle dalga geçmek onun yıkılabilir olduğunu da hatırlatsın:

“Issız tropik bir adada sıfırdan bir toplum kurduğumuzu düşünelim ve varsayalım ki şöyle bir öneride bulunuyorum: Bütün işi yapan insanlar kazanabilecekleri en az parayı kazanırken, hiçbir şey yapmayan ama hisse senedi olan insanlar hayatları boyunca harcayabileceklerinden fazla para kazanacak. Herhalde birbirinize bakıp “ı-ıh”  derdiniz.”

Oysa ki kapitalist dünyanın bugünkü hali tam olarak böyle ve son birkaç on yıldır da işler açıkça kötüye gidiyor.

Uluslararası yardım kuruluşu Oxfam’a göre, dünyadaki en zengin 85 kişi, dünya nüfusunun en yoksul yarısı kadar varlığa sahip.

Katch “bu şerefsizlerden her birinin” diyor, 41 milyon kişininki kadar -yani orta büyüklükte bir ülkenin nüfusu kadar- malı var ve bugün dünyada her yıl 7 milyondan fazla insan açlıktan ölüyor.

Madem toplumlar insan doğasını temel alıyor…

‘Sosyalizm geri dönüyor’ diyen Katch, nüfusun bazı kesimleri arasında sosyalizmin kapitalizmden daha popüler hale geldiğini, kuşaklar boyunca hiç bu kadar dolaşımda olmadığını söylüyor.

Çoğu insanın “Komünizm sadece teoride işler” sözüne katılsa da gerçekte işlemeyenin kapitalizm olduğu tespitinin de açık seçik yapıldığını ekliyor.

‘Kapitalizminin rekabet ve bencillik gibi temel insani güdülerle en uyumlu iktisadi sistem’ olduğu iddiasını hatırlatan Katch, “Madem toplumlar insan doğasını temel alıyor” diyor o halde sevgi ve kahkaha üzerine yeni bir toplum kurmak daha mantıklı olmaz mıydı?

Kapitalizmin vahşiyken sürdürdüğümüz hayata -kurtlar sofrası gibi, orman kanunu gibi- daha uygun olduğunu söylüyor fakat orada da bir kurdun bir başka kurdu ısırmadığını hatırlatarak…

‘Vahşi ormana benzeyen uygarlık’ kavramının da bir tuhaf olduğunu anlatan Kacth’in yine “madem” diyor iş vahşi hayattaki gibi yaşamaya varacaktı, neden ateşi bulmak, mağara duvarlarını boyamak, yazıyı geliştirmek, Roma ve Timbuktu’yu inşa etmek, felsefe ve astronomiyi yaratmak için on bin yıldır helak oluyoruz?

Kapitalizm giderek bir lanete dönüşüyor

Kapitalizmin, kapitalistlerin artık hükmünü yitirmesi gereken bir dünya yarattığını söyleyen Katch, artık daha fazla üretiyoruz diye bayram etmemiz gereken yerde durumun giderek bir lanete dönüştüğüne dikkat çekiyor: “Kapitalizm tarihteki en acımasız kralların bile hayal edemeyeceği kadar ölüm ve yıkım getirdi: Dünya savaşları, kıtalar arası zorunlu göçler, varlık içinde yokluk…”

Mizahi üslubuna rağmen ideolojik formasyona bağlı kalarak kapitalizmin çökmekte olduğunu nedeniyle/nasılıyla anlatan Katch, gitmekte olanın yerine gelecek olanın tarifini de yine aynı nedensellik ilişkisi içinde yapıyor: Dünyanın her yerinde adalet için savaşan milyonların gündemine sosyalizmi tekrar taşıyabiliriz. Kâbuslarımızdan başka kaybedeceğimiz bir şey yok.”

Karl Marx: Katı olan her şey buharlaşıyor

Sürekli hareket halindeki dünya ve onu toplumsal biçimleri ilkel-komünal toplumdan feodalizme sonra kapitalizme evrilirken ve bugün dünyanın dört bir yanında Lübnan’dan Irak’a oradan Şili’ye ve daha başka yerlere kadar halklar o ya da bu sebeple ayaklanmışken Marx’ın değişim zorunluluğunun özeti kabul edilebilecek ünlü sözünü hatırlamamak mümkün değil:

“Katı olan her şey buharlaşıp havaya karışıyor, kutsal olan her şey dünyevileşiyor ve sonunda insanlar kendi hayatlarının gerçek koşullarıyla yüzleşmeye zorlanıyor.

“Modern burjuva toplumu, böylesine kudretli üretim ve mübadele araçlarını bir araya getirmiş olan bu toplum,yer altı güçlerini kontrol edemez bir büyücüye benziyor.”

Previous post
Türkiye son 16 yılda 295 milyon TL tazminata mahkum edildi
Next post
Bir hak arayışı yolculuğu