Ana SayfaKültür-SanatAslı Erdoğan’dan Türkiye’de linç kültürü ve kadın nefreti üzerine

Aslı Erdoğan’dan Türkiye’de linç kültürü ve kadın nefreti üzerine

HABER MERKEZİ – Türkiye’deki linç kültürü ve kadın nefretine dair değerlendirmelerde bulunan yazar Aslı Erdoğan, linçler ve pogromların aynı dönemlerde arttığını belirterek bunun verdiği ‘alarma’ dikkat çekti. Türkiye’de en ağır baskının kadına dönük olduğunu söyleyen Erdoğan, “Türkiye kadınlardan nefret eden, küçümseyen, aşağılayan bir kültürel yapıyla yoğrulmuş” dedi.

Geçtiğimiz Kasım ayında, söylemediği kimi cümleler nedeniyle hakkında bir linç kampanyası başlatılan yazar Aslı Erdoğan, Türkiye’deki linç kültürüne dair değerlendirmelerde bulundu.

JinNews’ten Günay Aksoy ve Nişmiye Güler’in sorularını yanıtlayan Erdoğan, Aziz Nesin’den Ahmet Kaya ve Orhan Pamuk’a uzanan Türkiye’deki ‘linç kültürünü’ anımsattı.

Erdoğan, “Yapmadığım ve söylemediğim bir cümle yüzünden linç edildim. Benim kurduğum cümleler ve yazılan cümleler arasında ciddi farklar var. Çoğu kişi buna aldırmadı bile” diyerek, a yerine b dese dahi bu lincin yaşanacağını söyledi.

Linci ‘insanın sosyal ölümü’ olarak niteleyen Erdoğan, bunun da bir tür ‘öldürme’ biçimi olduğuna dikkat çekti.

“Susturmadan öte öldürme, onun bütün varlığını, eserlerini silme girişimi. Bu nedenle çok ağır bir suç, tecavüz gibi, işkence gibi ağır bir insanlık suçu ve bir suçlu olmadığı için toplu halde yapılan bir girişim. Herkesin maske altında rahatça işleyebildiği bir suç. Suçun şahsiliği burada işlemiyor. Rahatlığı o veriyor.”

Linç ve pogrom arasındaki ayrıma da dikkat çeken yazar, pogromun bir topluluğa yönelen linç geleneğinin parçası olduğunu belirtti.

Linçler ve pogromların aynı dönemlerde arttığı yorumunu yapan Erdoğan, bu durumun yarattığı tehlikeye işaret etti:

“Bir toplum pogrom aşamasına gelmişse pek çok şey yapmaya hazır demek. Ahlaki bir eşik aşılmış, artık toplu öldürme noktasına gelmiş demektir. Kristal Gece’si 1938’de oldu. 1933’den itibaren Yahudilere bireysel saldırılar vardı ama toplu hale gelmesi için beş yıllık bir nefreti biriktirmesi gerekti. Türkiye’de bu ikisi de var. Linçler ve pogrom geleneği de Yahudilere, Ermenilere, 1955 olaylarında yaşandı. Kürtlere yönelik 2015’te olanlar da pogrom girişimiydi. Bu toplum iki de bir kolayca gaza geliyor; Sivas, Maraş, Çorum… Toplum kolayca en ufak bir kıvılcımla toplu halde öldürmeye son derece hazır bir toplum.”

Rejimin faşizanlaşması ve baskıların artmasıyla insanlarda linç güdüsünün daha kolay açığa çıktığını belirten Erdoğan, “Herkes küçük bir diktatör, ilk fırsatta. Linç sana bu fırsatı veriyor” diye konuştu.

“En ağır baskı kadınlara”

Kendisine dönük linçle beraber Türkiye’de erkek şiddetine dair düşüncelerini de paylaşan Erdoğan, “Benim kişisel durumumda bir öge daha var; o da erkekçilik mi demeli, erkek şovenizmi mi demeli, bu Türkiye’de en derine işlenmiş bir hastalık” dedi.

Artan kadın cinayetlerine dikkat çeken yazar Erdoğan, Türkiye’de en ağır nefreti kadınların gördüğünü ise şu sözlerle anlattı:

“Türkiye toplumunu tanımlamak için iki kavram bul dersen, şovenizm ve kadın nefreti. Hakikaten içinde yaşadığım pek çok ülkeye kıyasla en çok gözlemlediğim, kadın nefreti. Türkiye kadınlardan nefret eden, küçümseyen, aşağılayan bir kültürel yapıyla yoğrulmuş.”

En ağır baskıları kadınların gördüğünü vurgulayan Erdoğan, Türkiye’de en büyük direnişi de kadınların gösterdiğinin altını çizdi.


Aslı Erdoğan: Söylenmemiş cümle doğrulandı, dudak uçuklatıcı bir Kürt nefreti var

Maraş Katliamı’nın 41’inci yılı: “Toplumsal linç organizasyonu halen diri”

Previous post
Soylu’nun hedef gösterdiği Amedspor’da müfettişler inceleme yapıyor
Next post
GSYH’de en çok pay İstanbul, Ankara ve İzmir’in