Ana SayfaSağlık“Evde kal” kadına şiddeti artırdı, çözüm özsavunmada

“Evde kal” kadına şiddeti artırdı, çözüm özsavunmada

HABER MERKEZİ – Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan avukat Rukiye Leyla Süren, Corona virüsüne karşı alınan “Evde kal” önleminin kadına yönelik şiddeti arttırdığını söyledi. Sosyalist Kadın Meclisleri Sözcüsü Deniz Aktaş da erkek şiddetine karşı toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yaptı, “Kadınların yalnız olmadığını göstermek için özsavunma birimleri kurabiliriz” dedi.

Yeni tip Corona virüsünün yol açtığı Covid-19 salgını nedeniyle dünya genelinde yetkililer “evde kal” çağrısı yapıyor.

Ancak virüsten korunmak amacıyla alınan bu tedbir kadına yönelik şiddetin artmasına sebep oluyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün verilerine göre, salgından sonra dünyadaki her üç kadından biri fiziksel şiddet veya cinsel saldırıya maruz bırakıldı.

Salgından sonra ev içi şiddet ve sağlık personellerine karşı şiddeti raporlayan Birleşik Krallık Uluslararası Kalkınma Departmanı’na bağlı UK Aid Direct adlı kuruluş da virüsün ilk ortaya çıktığı Çin’de, sadece Şubat ayında yapılan başvurulara göre aile içi şiddet vakalarının 3’e katlandığını bildirdi.

Raporda, Çin’de ev içi şiddeti önlemek için çalışan kuruluşlara yapılan şikayetlerin sayısının yüzde 90 arttığı da belirtildi.

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi Genel Müdür Vekili Anita Bhatia da, “İnsanları virüsten korurken mecburen kullandığımız yöntem aile içi şiddet kurbanlarında olumsuz etkileri olabiliyor” ifadelerini kullandı.

’10 günde 10 kadın öldürüldü’

Türkiye’de de salgının büyümesi ve insanların eve kapanmasıyla birlikte aynı sorun yaşanıyor.

Mezopotamya Ajansı’ndan Semra Turan’a konuşan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’ndan avukat Rukiye Leyla Süren, Türkiye’de kadınların büyük oranda evlerinde ve yakınında olan erkekler tarafından öldürüldüğünü hatırlattı.

Süren, bu nedenle salgının ilk günlerinden bu yana hem Türkiye’de hem dünyada özel alanlara kapatılan kadınların can güvenliğinin sağlanmasının önemli olduğunu sürekli vurguladıklarını ve talepte bulunduklarını söyledi.

Başta Almanya olmak üzere pek çok ülkenin konuda tedbirler almaya başladığını bildiren Süren, Türkiye’yi de adım atmaya çağırdı.

Net rakama henüz ulaşamamakla birlikte son 10 günde 10 kadının öldürüldüğünü dile getiren Süren, hükümetin bu konuyla ilgili tedbir almadığını belirterek, neler yapılabileceğini şöyle anlattı:

  • Türkiye’nin yeni protokoller hazırlayıp, özellikle bu konuda çalışan bireylerin birimlerin kuruluşların daha dikkatli ve daha faal olması gerektiği yönünde uyarılar yapması zorunludur.
  • Yeni acil aile içi şiddetle ilgili hatlar oluşturulabilir.
  • Emine Bulut genelgesi yayınlandı ve aile içi şiddet birimleri oluştu. Karakollarda buradaki eğitimli çalışan sayısı arttırılabilir. Olayların dökümü yapılarak hangi sayılarda, hangi aşamalarda oldukları tek tek takip edilebilir.

‘Cezasızlık algısı yeni suçların işlenmesine neden olacaktır’

Kadın ve çocukların şiddetle yüz yüze bırakıldığını vurgulayan Süren, karantinanın sürmesi halinde şiddetin de aratacağını ifade etti.

“Kadına yönelik şiddetin yüzde kaç oranında artacağına dair bir oran vermek tabi ki mümkün değildir. Ancak 2019 yılında 474 kadın ölümü ile kapattığımız düşünülürse, Şubat ayında 22 kadın cinayeti ve 12 artı şüpheli ölüm dikkate alınırsa karantina günlerinde birebir şiddet uygulayacak kişilerle aynı ortamda kalan kadınların daha büyük oranda şiddete maruz kalacağı gayet açık.”

Süren, bu durumun önüne geçmek için ise kadın örgütlerinin taleplerinin dikkat alınması ve uygulanması gerektiğini vurguladı.

Corona virüsü nedeniyle hükümetin hazırladığı yeni infaz düzenlemesinin yasalaşması halinde cinsel suçlara af getirileceğine de değinen Süren, “Cezasızlık algısı yeni suçların işlenmesine neden olacaktır” dedi.

“Ceza indirimi geçmişte bu suça maruz kalanları suçluların ceza çekmeden devlet tarafından affedilmesi sebebiyle zarar vereceği gibi bundan sonra oluşacak suçlarda da faillerde ceza indirimi beklentisi az ceza alma rahatlığı oluşacaktır.
Ayrıca kadına ve çocuğa yönelik cinsel suçlar ve şiddet ile ilgili indirim düzenleyen bu tür yasalar İstanbul Sözleşmesi’ne ve sözleşmeyi önceleyen Anayasa madde 90’na da aykırı olacaktır.”

Süren, bu tür tasarıların kamuoyuyla paylaşılıp, sivil toplum örgütleri, barolar ve partilerin görüşleri alınarak uygulamaya geçirilmesinin gerektiğinin altını çizdi.

‘Cinsiyetçi politikalar hayata geçiriliyor’

Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM) Sözcüsü Deniz Aktaş da “evde kal” çağrısıyla ilk olarak kadınların eve döndüğünü, kamu alanları başta olmak üzere ilk olarak kadınlara izin verildiğini dile getirdi.

ETHA’ya konuşan Aktaş, “Cinsiyetçi politikalar da hayata geçiriliyor” dedi ve erkek şiddetinin bu dönemde artacağına işaret etti.

“Koronavirüs erkek egemenliğinden, şiddetten daha az tehlikeli değil. Kadına yönelik şiddet devam ediyor. Koronavirüs nedeniyle ‘acil başvurular’ dışında adliyelerde başvuruların kabul edilmeyeceği açıklandı. Şiddete uğrayan kadınların yaptıkları başvurular acil olarak görülüp kabul edilmeli.”

Meclis’e gelen yargı paketinin cinsel suçları da kapsadığını hatırlatan Aktaş, “Bu kadına yönelik suçların aratacağını gösteriyor. Bu süreç cinsiyetçi politikaların artacağı bir süreç olarak da kadınlara dönecek” dedi.

‘Özsavunma birimleri kurabiliriz’

Kadına yönelik şiddete karşı toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yapan Aktaş, “Ses çıkarma eylemleri yapabiliriz. Kadınların yalnız olmadığını göstermek için özsavunma birimleri kurabiliriz” diye konuştu.

Aktaş, ücretli izin başta olmak üzere tüm taleplerin karşılanmasını istedi ve işçi ve emekçi kadınlara bu haklarını kullanabilmeleri için greve çağırdı.

Deniz Aktaş bu alandaki önerilerini şöyle sıraladı:

  • Sağlık emekçisi kadınların emzirme izinleri uygulanmalı,
  • Ebeveyn izinleri sadece kadınlara verilerek cinsiyetçi yaklaşım sergileniyor. Çalışan her iki ebeveyn için de uygulanmalı.
  • Sağlık başta olmak üzere tüm hizmetler ücretsiz olmalı.
  • Başta ped olmak üzere kadınların temel ihtiyaçları ücretsiz sağlanmalı.
  • İnternet, elektrik ve su ücretsiz olmalı. Çünkü evde oturun demekle olacak bir şey değil, insanların ısınma ve diğer temel ihtiyaçları karşılanmalı.
  • Ücretsiz gıda verilmeli.
Previous post
G20 liderleri olağanüstü toplanıyor
Next post
Virüsler eşitler