Ana SayfaGüncelChe’nin oğlu Camilo: ‘Sanatın engellenmesi delilik’

Che’nin oğlu Camilo: ‘Sanatın engellenmesi delilik’

"TABU" isimli fotoğraf ve enstelasyon sergisi ile İstanbul'da bulunan Che Guevara'nın fotoğraf sanatçısı olan oğlu Camilo Guevara, Gazete Karınca'ya konuştu. Camilo, sergideki çalışmaları ve sanatı üzerine Delal Külek'in sorularını yanıtladı.

Dünya tarihinin ve devrimci hareketin önemli isimlerinden Ernesto Che Guevara’nın beş çocuğundan biri olan fotoğraf sanatçısı oğlu Camilo Guevara “TABU” başlıklı fotoğraf ve enstelasyon sergisi ile İstanbul’da.

Kadın bedeni ve kimliğinin gizemini irdeleyen sergi Piramit Sanat Galerisi’nde ilgilileri ile buluşuyor. Camilo Guevara’nın işleri 3 Aralık’a kadar izlenebilecek.

İlk sergisini İstanbul’da açan Camilo Guevara, sergideki çalışmaları ve sanatı üzerine Gazete Karınca’nın sorularını yanıtladı.

Aynı zamanda avukat ve Küba’daki Che Guevara Etüt Merkezi’nin yöneticisisiniz. Sergiye hazırlık sürecini sormak istiyorum öncelikle. Uzun zamandır bu sergi için çalıştığınızı biliyoruz. Motivasyonunuzu nasıl korudunuz?

Üretimlerimde ana motivasyonum hayat. Gün boyu yapmam gereken başka işler ve sorumluluklarım var. Arta kalan zamanda fotoğrafla ilgileniyorum. Bu sergi çok uzun bir süre aldı, zamanımı aldı. Çok karmaşık bir süreç. Ben bu eserleri evim için düşünmüştüm, evde sergileyecektim. Ama belli bir süreden sonra birkaç fikir meydana geldi, biraz daha geliştirebilirim, daha büyük bir proje olabilir dedim ve ortaya bu sergi çıktı.

guevara

Sergi ana tema olarak “Tabu” üst başlığını taşıyor. Altbaşlık olarak da ‘kadın bedeni’ni ele almışsınız. Neden bu alt başlığı seçtiniz?

Çok fazla tabu var. Ben hepsinden genel bir şekilde bahsediyorum üretimlerimde. Ama ne yazık ki cinsellikle ilgili tabular oldukça fazla. Bunun hepsi kültür, din, gelenek ve bir çok etkene bağlı. Ben bu konuyu bir kaç sebepten dolayı seçtim. Birincisi genelden bahsetmek için öncelikle spesifik bir alan seçmem gerekiyordu. İkincisi kadın bedeni yıllardır reklam için, ticari amaçlarla kullanılıyor. Serginin altında yatan eleştirilerden biri bu. Üçüncüsü kadın vücudunun güzelliği, fotoğraf için elverişli olması.

Sergide dikkatimi çeken kavramlar ağırlıklı olarak “yüzleşme” ve “zaman” oldu. Yansımayı kullanma alanlarınız, küçük odalar dikkatimi çekti. Ve insanların gücü ile dönen kum saatleri…

Bu eserler bir çoğunun arasından seçildi. Seçimi Bedri Bey’in (Bedri Baykam) ekibi ile yaptık. Öncelikle tüm parçalarda görmeyi zorlaştıran engeller var. Her şeyi net görebilmek için ya ayak bastığınız yeri ya da bakış açınızı değiştirmeniz gerekiyor. Konsept gerçeğe yakın bir bakış açısına sahip olabilmek için bir süreye ve bir dengeye ihtiyacınız olduğunuzu gösteriyor. Kum saati, ayna gibi sembollerle çalıştım. Açık ve koyu renkler kullandım. Işığı bazen o kadar net yerleştirdim ki insanı rahatsız edebilir. Gölgeyi ise bir şeyleri gizlemek için yerleştirdim. Eserlerdeki aynalarda izleyiciler kendini görebilecek.

tabu

Bence tabular süreli düşünceler ve her dönem kendi tabularını yaratır. Her zaman yanımızdalar ve hayatınızı yönetmeye başladıklarında tehlikeli olurlar. Bazen eleştiri yaparken dünyadaki bütün bilgilere sahip olduğumuzu düşünüyoruz. İnsanların her şeyin ölçüsü; bir şeyi seversin ya da sevmezsin ama bil ki onun için de sen de mevcutsun. Bir eleştiri yaparken bunu hatırlamalı insan. Aslında konseptin özü bu.  Başka parçaları da var serginin, onları hiç gösterebilecek miyim bilmiyorum. Buradakiler dünyayı dolaşacak. İlk sergi İstanbul’da açıldı.

tabu‘Işık rahatsız etmek için yerleştirildi’ dediniz. Aslında sanatçının yaratmak istediği durumlardan biri de bu değil midir? Engellenmesi ile ilgili neler düşünüyorsunuz?

Bazen sanat bir şeye karşı gelmektir. Belli mesajlar verir, kabul edilmese de. Ama herkesin belli bir muhakemesi var. İnsan ona bağlıdır, iyisi ile kötüsüyle. Sanatın engellenmesi bir delilik olsa da herhangi bir olağanüstü durumda her şey değişebilir de.

Babanız Ernesto Che Guevara için “Onun en önemli eseri dağlardaki savaşı değil, dünyayı değiştirme idealiydi” demişsiniz bir söyleşide. Bir sanat insanı olarak dünyayı ne kadar değiştirebilirsiniz?

Sanat yapan herkes aynı düşünmüyor ya da hedefleri aynı olmayabilir. Ya da aynı ideal ve değerlere sahip olmayabilir. Dolayısı ile konunun ne olduğuna bir bakmak lazım. Hangi yöne değiştirmek istiyor dünyayı? İntihar etmek isteyen insanlar yok olmak istiyorlar ve dünya yok olsa da umurlarında değil. Ben bunu destekleyemem, bu tarz sanata karşıyım. Benim için sanat yapan kişinin insani değerler taşıması lazım. İnsani değerler söz konusu olduğunda bu bütün dünya için pozitif algılanır.

Babanızın bıraktığı mirasın takipçisi oldukça fazla. Fakat kendisi için bir başka tanım da kullanabilirim: “popüler kültür ikonu”.  Bunlar nerede birleşip nerede ayrılıyor?

Öncelikle tek devrimci o değildi. Bence Che kendi dönemindeki en olumlu değerlerin temsilcilerinden biri. Çok orijinal bir şekilde bunu sindirdi ve ifade etti. İnsan olarak çok önemli bir iz bıraktı. Dünyadaki en güzel şeyleri alıp sindirmek ve iz bırakmak.

Peki, TBMM Başkanı’nın ‘katil ve eşkiya’ ifadeleri oldu geçtiğimiz günlerde. Ne hissettiniz?

Babam katledildi. Düşmanları hep vardı. Öldüğü günden bu yana daha çok öldürmeye çalıştılar. Ama yapamadılar. O yüzden bu ifadeler benim için anlamsız ve komik.

Dünya’nın kozlarını paylaştığı, çıkarlar uğruna yok edilen topraklar ve insanlar görüyoruz. “Küba” ise dünyaya umut dağıtıyor.

Küba tarihte önemli ve pozitif bir rol oynuyor. Önümüzde aşmamız gereken engeller var. Küba örneğinin önüne kimse geçemez. Küba küçük ve fakir bir ülke ama dünyaya umut veriyoruz. Zenginliğimiz fiziksel değil, halkımız bizim umudumuz. Amerika ablukasına rağmen ayaktayız. Dünya Sağlık Örgütü içinde olan gönüllü doktorlardan fazla gönüllü doktorumuz var dünyada. İhtiyacı olan kişilere yardım ediyorlar. Halkımız yoksul olmasına rağmen, kaynaklarımız kısıtlı olmasına rağmen paylaşıyoruz. Bu insani bir şey. Bizim de mirasımız bu.

Savaşın sonu yok. Sonsuz savaş var. Dünya için daha huzurlu ve dengeli bir dünya için savaşmak bizim mirasımız. Herkes güzel ve düzgün bir şekilde yaşamayı hak ediyor. Yapmaya çalıştığımız şey bu. Belirli metodlarla bu hedefe odaklanıyoruz. Bizim ulusal projemiz sadece ekonomik değil, projemizin arkasında belirli bir etik ve prensipler var. Hayalimiz felaketleri geride bırakmak.

Previous post
İtalya'da 5.5 ve 6.1 büyüklüğünde iki deprem
Next post
ABD'den Kışanak ve Anlı açıklaması