Ana SayfaGüncelGEZİ’nin 4. YILI | ‘Çocuklarımız daha eşit bir dünya istedikleri için sokaklardaydı’

GEZİ’nin 4. YILI | ‘Çocuklarımız daha eşit bir dünya istedikleri için sokaklardaydı’

HABER MERKEZİ – Gezi direnişinde çocuklarını kaybeden aileler, dört yılın değerlendirmesini yaptı. Mücadeleyi kaybettikleri çocuklarından öğrendiklerini söyleyen aileler, “Bizim çocuklarımız sadece daha eşit bir dünya istedikleri için o sokaklardaydı. Çocuklarımız aslında bir şey yapmıyorlardı. Bu 4 yıl içinde çok şey değişti ama hiçbir şey değişmedi” diyor.

İstanbul’un Beyoğlu ilçesindeki Gezi Parkı’nda 27 Mayıs 2013 tarihinde başlayan ağaç sökme işlemine karşı yurttaşların alana gelerek nöbete başladığı günün ardından 31 Mayıs’ta Türkiye’nin birçok yerinde eylemlerin başlamasının 4. yılı.

Gezi eylemlerinde çocuklarını kaybedenler o günleri ve bugünün bir değerlendirmesini yaptı.

Gülsüm Elvan: 269 günlük direnişiyle onu hatırlıyorum

16 Haziran 2013 tarihinde gaz fişeğiyle başından vurulan ve 269 gün boyunca tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitiren Berkin Elvan’ın annesi Gülsüm Elvan, dihaber’e şunları söyledi:

Ben mahkemelerden çok umutlu değilim. Ali İsmail Korkmaz’dan Dilek Doğan’a, Kemal Kurkut’a gördüklerimiz, adalete olan inancımın bitmesine neden oluyor. Mahkemelerden tek isteğim bir ceza verilmesidir. Çünkü başka ölümler istemiyorum.

Mücadelelerinin sadece yeni ölümler olmaması üzerine kurulu olduğunu dile getiren anne Elvan, şöyle devam etti:

Acının dili, dini, ırkı olmaz. Artık dursunlar, ölüm istemiyoruz. Bu zulümler bir yere kadar, ülkenin çivisi çıktı, çiviyi çakacak kimse de yok! Onu unutamıyorum. Onu çok özlüyorum. Onun bir hayali vardı, futbolcu olmak istiyordu. 269 günlük direnişiyle onu hatırlıyorum. Bugün olsa anne diren diyecekti. Ben direnmeyi oğlumdan öğrendim.

Ali Ayvalıtaş: Oğlumun yaşamını yitirdiği bir yerde ev tuttum

Gezi direnişi sırasında İstanbul Ümraniye’de 2 Haziran’da bir aracın çarpması sonucu hayatını kaybeden 19 yaşındaki Mehmet Ayvalıtaş’ın babası Ali Ayvalıtaş ise şunları ifade etti:

Oğlumun yaşamını yitirdiği yere yakın bir yerde ev tuttum. Oradan geçtiğim zaman, oraya baktığım zaman içim parçalanıyor. Oradan her geçtiğim zaman duamı ediyorum.

Oğlunun yaşamının yitirmesinin ardından 13 Aralık 2013’te eşi Fadime Ayvalıtaş’ı kaybeden baba Ayvalıtaş, bir an olsun mücadelesinden vazgeçmediğinin altını çizdi.

Baba Ayvalıtaş, ayrıca şunları söyledi:

2 Haziran 2015’te kütüphaneyi yoğun emek vererek tüm herkes ile birlikte açtık. Bugün buradan MHP, AKP, CHP ve HDP’li gençler gelip kitap alıyor. Bu güzel bir şey, insanlar kutuplaşmayacak. Aynı Gezi’de olduğu gibi burada ırk, din, dil ayrımı olmadan gelip buradan herkes kitap alıyor.

Nuray Meray: Bugün oğlum yok ama binlerce evladım oldu

Gezi’nin ardından 30 Eylül 2013 tarihinde uyuşturucuya karşı mücadele ederken yaşamını yitiren Hasan Ferit Gedik’in annesi Nuray Meray, oğlunun Gezi’yle anılmasının gurur verici olduğunu söyledi.

Anne Meray, “Bugün oğlum yok ama onlarca, yüzlerce, hatta binlerce evladım oldu” dedi. Yeni ölümler istemediğinin altını çizen anne Meray, ülkede hak ve adaletin olmadığını belirtti.

Meray, Hasan Ferit Gedik’in karar duruşmasının yaklaştığını ve buradan adalet çıkacağını umduğunu ifade etti. Meray, “Onların isimleri tarihe yazıldı. Onlar sadece bedenen yanımızda değiller. Ben bir evladımı kaybettim ama bugün binlerce evladım var” dedi.

Emsal Atakan: Gezi’yi yaratan koşullar halen taze

Hatay’ın Defne ilçesine bağlı Armutlu Mahallesi’nde Gezi direnişi sırasında polisin attığı gaz bombasının kafasına isabet etmesi sonucu yaşamını yitiren Ahmet Atakan’ın annesi Emsal Atakan, Türkiye’de 4 yılda iyiye dair hiçbir şeyin değişmediğini söyledi.

4 yılda yüzlerce gencin ölmeye devam ettiğini vurgulayan anne Atakan, bu gençlerin istediği tek şeyin barış ve demokrasi olduğunu ifade etti. Anne Atakan, ölümlerin son bulmasını istedi.

Gezi eylemleri sırasında insanların doğaya ihtiyacı olduğunu ve doğa katliamlarına karşı sokağa çıkıldığını dile getiren anne Atakan, “İnsanların sadece 3-5 ağaç için sokağa çıkmadılar, aynı zamanda kendi yaşam biçimlerine yapılan müdahaleyi kabul etmedikleri için sokağa döküldüler” dedi.

Gezi sırasında yaşananları oğlu Ahmet’in kabul etmediği için sokağa çıktığını dile getiren anne Atakan, oğlunun ülkede yapılan onlarca hak arama eylemine katıldığını ve hakkını bu şekilde savunduğunu söyledi.

Anne Atakan, şöyle devam etti:

Gezi’den sonra bu katliamlar durmadı. Cizre, Sur, Silopi, Yüksekova ve Şırnak’ta yüzlerce genç katledildi. Bu gençlerin hepsi suçsuzdu. Tek istekleri daha fazla demokrasi ve barış idi. Gezi direnişi üzerinden 4 yıl geçti ama Gezi’yi yaratan koşullar halen taze ve Gezi’nin talepleri halen sıcaklığını koruyor. Ülke halen yeni Gezilere gebe.

Gezi’den sonra toplumsal duyarlılığın arttığını dile getiren anne Atakan, ancak iktidarın baskı politikalarından kaynaklı ciddi bir sindirilmişliğin söz konusu olduğunu söyledi.

Anne Atakan, AKP iktidarının 4 yılda ülkeyi kaosun ortasına sürüklediğini ifade etti. Ülkede onca baskıya rağmen umudun ve direnişin hiç bitmediğinin altını çizen Atakan, şöyle devam etti:

Bunlar ne zaman gidecek bilmiyorum ama ülkede halen gencecik bir umut var. Evet bizden evlatlarımızı aldılar ancak direnlerin hepsi bizi evladımız. Gezi sadece bir başlangıçtı ve mücadele devam ediyor.

Emel Korkmaz: Çocuklarımız daha eşit bir dünya istedikleri için sokaklardaydı

Eskişehir’de Gezi eylemi sırasında girdiği bir ara sokakta sivil bir grup ve polislerin darp etmesi sonucu hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz, 4 yılda ülkede çok şeyin değiştiğini söyledi.

4 yıl önce oğlunun katledildiğini, o günden sonra hayatlarının karardığını, iyiye dahil hiçbir gelişmenin yaşanmadığını ifade eden anne Korkmaz, Gezi denince aklına acı geldiğini belirterek şöyle konuştu:

Bizim çocuklarımız sadece daha eşit bir dünya istedikleri için o sokaklardaydı. Çocuklarımız aslında bir şey yapmıyorlardı. Bu 4 yıl içinde çok değişti ama hiçbir şey değişmedi. Hukuktan yana hiçbir şey kalmadı bu ülkede. Çocuklarımızın katilleri cezalandırılmadı. Benim oğlumun katillerine ödül gibi ceza verdiler. Yani Gezi denince sadece acı geliyor aklıma bir de o kokusuna, sesine hasret kaldığım oğlum geliyor aklıma.

Çocuklarının kendi eceli ile ölmediğini dile getiren Anne Korkmaz, kim mağdur ve acıyı yaşıyorsa onun yanında yer alacaklarını ifade etti.

Ali İsmail’in bir ilk olmadığını ancak onun ölümünden sonra toplumsal olaylara ciddi anlamda duyarlılık gösterdiklerini kaydeden Korkmaz, Gezi öncesinde kendi hallerinde, huzur içinde yaşayan bir aile olduklarını, Gezi’den sonra ise mücadele etmeyi öğrendiklerini ifade ederek, şöyle dedi:

Adliyeye hayatım boyunca bir kere gittim oda oğlumun avukatlık ruhsatı aldığında gitmiştim. Şimdi ise nerede bir haksızlık varsa oraya koşarak gidiyorum. Ben artık ben olmaktan çıktım. Ben Ali İsmail Korkmaz’ın annesiyim ve mücadeleyi sürdürmek için elimden gelen her şeyi yapmaya hazırım.

Direnişin başlangıç kronolojisi

27 Mayıs

Gezi Parkı’nda ağaçların sökülmesi için Belediye ekiplerince yapılan çalışmalar saat 23.00 sularında başladı.

Çok sayıda meslek odası ve dernekten oluşan Taksim Dayanışması üyelerinin de bulunduğu kişiler, iş makinelerini durdurarak ağaçların sökülmesini engelledi. Bu amaçla gece boyunca nöbet tutuldu.

28 Mayıs

Sosyal medya aracılığıyla durumdan haberdar olan birçok kişi, ağaçla­rın sökülmesini ve parkın yıkımını engellemek için sabah saatlerinde Park’a geldi. Milletvekili Sırrı Süreyya Önder de parka gelerek iş makinelerinin önü­ne geçti. Önder, ekipten yıkım ruhsatını istediğinde ekibin ruhsatı olmadığı anlaşıldı. İlerleyen saatlerde polis yıkıma engel olmak isteyen kişilere müda­hale etti ve ardından bazı ağaçlar iş makineleriyle söküldü.

Akşam saatlerinde yıkımı engellemek için nöbet tutanlar kalabalıklaştı ve nöbet kurulan çadırlarda gece boyunca devam etti.

29 Mayıs

Yıkım çalışmaları yeniden başlayınca Sırrı Süreyya Önder’in de arala­rında bulunduğu grup, iş makinelerinin önüne geçerek yıkım çalışmalarını tekrar engelledi ve nöbet tutuldu.

30 Mayıs

Polis, parkta kurulan çadırlarda kalanlara sabahın çok erken saatle­rinde müdahale etti. Polisin bu müdahale sırasında yoğun biber gazı kullanı­mı, parka daha fazla kişinin gelmesine neden oldu.

31 Mayıs

Polis, sabah 04.30 sıralarında parkta bulunanlara yeniden müdahale etti. Gün boyu devam eden polis müdahalesinde yoğun biber gazı kullanımı ve TOMA’dan sıkılan basınçlı su ne­deniyle üç kişi gözünü kaybetti; onlarca kişi yaralandı. Yaralananlar arasın­da milletvekilleri Sırrı Süreyya Önder ve Sezgin Tanrıkulu da vardı. Lobna Allami, polisin attığı biber gazı fişeğiyle başından ağır yaralandı.

Bazı şirketler, Gezi Parkı’nın yerine yapılması planlanan alışveriş merkezinde yer almayacaklarını duyurdular.

Ve protestolar başka şehirlere de yayılarak daha da büyüdü.

Previous post
Dünya Sigarayı Bırakma Günü: Türkiye tütün kaynaklı ölümlerde dünya 2.'si
Next post
Afganistan’da bombalı saldırı: En az 80 kişi yaşamını yitirdi