Ana SayfaYazarlarElend AydınDünya Yeni Yıl Günü

Dünya Yeni Yıl Günü


Elend Aydın


Kürtçe olarak Yılbaşı Otopsisi (Otopsiya Sersalekê)* diye bir şeyler yazdım. Ama Türkçe olarak yılın son gününden önceki gün fırtınalı ve yağmurlu bir akşamüstünde sevgili dostum Gülistan’ı uğurlamak için tüm iskelelerde söyleştim onunla. Yine daldan dala atladınız zeki ve neşeli kuşlar gibi ve hiçbir dal diğerine karışmadı. Üstelik uzun süredir sımsıkı ördüğün saçlarını açmış, kabarık bir yelkencik gibi rüzgarla dans etmesine izin vermiştin.

Yıl, kara bir tren gibi geçip gidiyordu, öyle diyorlardı. Yeni bir yıl, mavi bir tramvay gibi yaklaşıyordu. Öyle diyorlardı. Oysa zaman, tek bir damlaydı, biliyordu artık, biliyordun; tek bir atomdan zaman, tek bir galaksi, tek bir kirpik, tek bir çiçek. Greenwich’in ölçülüp biçilmiş meridyenleri, enlem ve boylamları umurunda değildi. İşte her şey buradaydı; bir çiçek, bir atom; bir bakış ve bir söz! O fırtınalı akşamüstü bir ebediyetti belki, rüzgarda savrulan kadın saç ve örükleri, bir ezeliyetti. Her şey tek bir an’dı, tek bir an; tüm zaman…

Bugün Dünya Her Şeye Ters Bakma Günü dedin, yadırgayanlar oldu. Oysa bugün Dünya Yeni Yıla Giriş Yapıyormuş, Eski Defterleri-Yılı Kapatıp Yeni Bir Yıla Yenilenmiş Olarak Giriyormuş Gibi Yapma Günü’ne kimse şaşırmıyor, ay ya da toprak kadar doğalmış gibi davranıyor.

Oysa Gregoryen Takvimi’nin tarihçesine bir göz atmak bile “günümüzün” en az Ters Ters Bakma Günü kadar “tuhaf” olduğunu gösteriyor. Üstelik yılı üç gün uzatıp altı gün kısaltma gibi girişimler olduğunda oldukça ilginç şeyler de yaşanmış, Foucault Sarkacı’nın (U. Eco, Can Yayınları) gösterdiği gibi.

Keza biz Kürtler, Bilge Ninelerimizin; Ew dibên “gêzdeh”, em dibên “yek” demelerini hiç unutmaz, mevcut takvimin on üç gün erken davrandığını biliriz. Peki, bu on üç günlük erkene alınma/erken davranmanın saatlerdeki karşılığı nedir? Diyelim onu düzelttik, ya kalbimiz ilah-billah edip her gün ve her yılın; çocukluktaki tek bir an’a gömülü kaldığını söylerse ne yaparız? Zaten Eflatun’un bu harika şarkısı, tam burada çalınmasaydı şaşırmak lazımdı: “Henüz ateşi keşfetmemiş ilkel kalbim / Aşkı nerden bilsin?”

Dünya, Dostu Fırtınalı Bir Günde Uğurlama Günü’ydü sana göre ama “yeni yıl” falan diyorlardı. Eduardo Galeano’nun Yürüyen Kelimeleri’yle (Sel Yayıncılık) yürüyordunuz. Her şey bir saatten durdurma şarkısı gibiydi (Ne güzel bir şarkı olur! Neden şimdiye dek düşünmedim bunu?) Ve Sevgili Galeano, atomları birbirine karışan his ve düşüncelerinizin görünmez danslar ettiği anlarda şöyle diyordu: “Önümüzde harika bir geçmiş mi var? / Rüzgara tutkun denizciler için bellek bir ayrılık limanıdır.”

Önümüzdeki harika geçmiş Benjamin’in zamandaki an’da geriye ve ileriye “sıçrama” dediği mefhuma benziyor, değil mi? Hem neden tek yön’e olsun ki gidiş? Önümüzde sadece gelecek var, gelecek de tek yöndür, hatta tek çıkmaz sokaktır minvalindeki ezberletilmişlik, canımızı sıkmıyor mu arkadaşlar?

Belki de kaybetmelerimiz, zamandaki bu tek biletçilik, tek bir yola mahkum edilmişlik ve onun sorgulanmamasıyla başladı, değil mi? Bir de “rüzgara tutkun denizciler”in “ayrılık limanı olan” “bellek”leri var. Onları ya da kendimiz olan onları nereye yerleştireceğiz? Diye sorarken biz, aslında belleğimize binlerce “ayrılık limanı” yerleştirilmiş buluyor, ruhumuz dahi duymadan…

Önümüzdeki harika geçmiş belleğimizdeki bu binlerce “ayrılık limanı” mı yoksa? Ya “rüzgara tutkunluk”, o hangi kimliğimiz oluyor, diye sorarken sen, çanlar şöyle çalıyor: Bugün Dünya Her Şeyi Sorgulama Günü!

Ama ille de “yeni yıl mesajı” dersek -ki nenelerin takvimine göre ayın on üçünde başlıyor yeni yıl. Bu yılı her birimiz, özgün kimliğimizle adlandırıp kutlayalım, ama yıl boyu!

Ve şöyle ekleyelim: Dünya geçmişe de geleceğe de yelken açma gününüz kutlu olsun


*Yazarın yazısının Kürtçesi de önümüzdeki günlerde yayınlanacaktır.
Previous post
İmamoğlu'ndan Kanal İstanbul açıklaması: Erdoğan'ı ikna ederim
Next post
Hatimoğulları: ABD ile gerilim malzeme oldu, İran’daki protestolar sona erdirildi